Bazı insanlar vardır...
Aradan yıllar geçse de unutulmazlar.
Çünkü onlar yalnızca yaşadıkları döneme değil, insanların kalplerine de iz bırakırlar.
Kazım Koyuncu da onlardan biriydi.
Bugün onun aramızdan ayrılışının yıl dönümü.
Takvimler değişiyor, yıllar birbirini kovalıyor ama Karadeniz'in asi çocuğunun sesi hâlâ dağlarda yankılanıyor gibi.
Bazı sanatçılar şarkı söyler. Bazıları ise yaşadığı coğrafyanın sesine dönüşür.
Kazım Koyuncu ikinci gruptaydı.
O, yalnızca türkü söylemedi. Karadeniz'in hırçın dalgalarını, yağmurlu yaylalarını, sisli dağlarını ve insanların içindeki özlemi taşıdı şarkılarına.
Sahneye çıktığında sadece bir müzisyen görünmezdi. Bir memleket görünürdü. Bir samimiyet görünürdü. Bir dürüstlük görünürdü. Belki de bu yüzden insanlar onu sadece sevmedi. Kendilerinden biri olarak gördü.
Çünkü Kazım Koyuncu'nun sesi kusursuz olduğu için değil, içten olduğu için insanlara ulaşıyordu.
O şarkılarında hayatı saklamıyordu. Ne hissediyorsa onu söylüyordu. Sevincini de... Öfkesini de... Hüznünü de... Memleket sevgisini de...
Belki bu yüzden bugün hâlâ bir Kazım Koyuncu şarkısı duyulduğunda insanın içi biraz burkuluyor.
Çünkü o ses bize yalnızca bir sanatçıyı değil, geçip giden yılları da hatırlatıyor.
Gençliğimizi... Dostlarımızı... Kaybettiğimiz insanları... Bir zamanlar kurduğumuz hayalleri...
Hayat bazen acımasızdır. Bazı insanlar çok erken gider. Kazım Koyuncu da henüz söyleyecek daha çok sözü, yazacak daha çok şarkısı varken aramızdan ayrıldı. Ama bazı insanlar ömürleriyle değil, bıraktıkları izlerle ölçülür. Onun ardından geçen yıllar bunu gösterdi.
Çünkü bugün hâlâ gençler onu dinliyor. Hâlâ şarkıları söyleniyor. Hâlâ adı geçtiğinde insanların yüzünde sıcak bir tebessüm beliriyor.
Demek ki bazı sesler susmuyor. Demek ki bazı insanlar gittikten sonra da yaşamaya devam ediyor. Belki de sanatın gerçek gücü burada saklıdır. Bir insanın bedenini zamana teslim edip sesini zamana karşı koruyabilmesinde...
Bugün Kazım Koyuncu'yu anarken yalnızca bir müzisyeni hatırlamıyoruz. İnandığı değerlerden vazgeçmeyen bir insanı da hatırlıyoruz. Karadeniz kadar özgür... Karadeniz kadar asi... Karadeniz kadar içten bir insanı...
Ve bir kez daha anlıyoruz ki;
Bazı şarkılar biter. Bazı hayatlar yarım kalır. Ama bazı sesler vardır... Onlar hiçbir zaman susmaz.
Rüzgâr Karadeniz'den esmeye devam ettiği sürece, Kazım Koyuncu'nun ya da bir başka deyişle "şair ceketli çocuğun" sesi de o rüzgâra karışıp yaşamayı sürdürecektir.
Nota ve Tınıyla...