Bugun...


Aybüke Bafralıoğlu

facebook-paylas
BOĞAÇ YÜZGÜL ŞİİRLERİ
Tarih: 03-07-2026 07:17:00 Güncelleme: 03-07-2026 07:17:00


 

Üniversitedeki yoğun işlerimiz münasebetiyle, yazılarımı bir hayli aksatmıştım, biliyorum, bu okuyuculara saygısızlık gibi ama bağışlayınız lütfen…

 

İtalya’da, dil bilim ve edebiyat üzerine doktora çalışmaca tamamladım ve eşimde ben de artı birer lingustik ve edebiyat doktoruyuz..

 

Asıl konu şu ama…

 

Roma Kütüphansi’nin, yabancı yayınlar bölümünde, çok ilgimi çeken bir olay oldu…

 

Bir baktım, kıymetli dostum Boğaç Yüzgül’ün şiir itapları da orada…

 

Bana yayınlanır yayınlanmaz göndermişti Ankara’ya, üstün körü okumuştum; ama Roma  bile bu kitapları değer bulup arşivien almışsa, çok daha iyi okumalıydım; kitabı ödünç alabiliyorsunuz orada, iki hafta boyuncu arkadaş değil, edebiyatçı gözüyle nredeyse kelime kelime okudum, hem ‘Adımlarım’ı, hem de ‘Söz Sürgünleri’ adlı şiir kitabını…

 

Biliyorsunuz, Nazım Hikmet’in çok yakın akrabasıdır  Boğaç Yüzgül, açık söyleyeyim, ben Türkçe’de, Nazım Hikmet’ten sonra Türkçe’ye bu kadar hakim az şair okumuştum, lâkin Boğaç’ın şiirlerini gerçekten edebi ve akademik dille incelemek lazım…

 

Genetik bilimine bir kez daha hayran oldum, zira Boğaç’ın kelime kurgusu, serbest şiir olmasına karşın, kelimelerle oynaması, keliem türetme yeteneği, belki de yeni yeni kelimeler üretmesi; onun şiirinin gerçekten çok başka bir noktada olduğu gerçeğni yüzümüze çarpıyor…

 

Yorucu bir dili var gibi görünse de, iddia ediyorum; polifonik şiirde gerçekten Nazım Hikmet neyse, Boğaç Yüzgül şirleri de belki bu dönemin en iyi temsilcisi…

 

Kelimeler, dizeler, anlatımlar arası öyle ustaca geçiş yapıyor ki; derinlere daldırıyor sizi, ama ne yoruluyor, ne de boğuluyorsunuz…

 

Mutlu son da var, ‘Titre ve Kendine gel’ finalleri de var…

 

Okumanız lazım; Türkçe’ye kazandırdığına inandığım çok sayıda kelime olduğuna sadece ben değil, edebiyatçı irçok akademisyen arkadaşım da, hemfikir benimle…

 

Kısa şiiri çok az, çünkü anlatacak çok şeyi olan kişilerin şiirlerinin kısa olması da beklenemez…

 

Boğaç diyor ki bize, ‘Yunus Emre dönemi bitti, çok müthiş bir anlatımı vardı onların ama artık yeni şeyler söyleme zamanı’…

 

Öyle ustaca söylüyor ki yeni şeyleri; gül bahçsindeyken bir anda dikeni de hatırlatıyor, hatta gözünüze sokuyor ama kör olmuyorsunuz, lakin bilakis gözünüzü daha da açıyor…

 

Ben ayağımın tozuyla gelir  gelmez başladığım  üniversite görevimde, yüksek lisans öğrencilerime ısrarla tavsiye etmeye başladım…

 

Neyse, bir sonraki yazım daha kısa aralkılarla olacak emin olun…

 

 

 



Bu yazı 118 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI