beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort avcılar escort sex hikayesi porno seyret beylikdüzü escort
Bugun...



BOĞAÇ YÜZGÜL’DEN TÜRİFİB’İN 25. YILINA ÖZEL AÇIKLAMALAR

Gastronomi&Gastronomi Turizmi Uzmanı, Gurme ve Mutfak Yazarı Boğaç Yüzgül; bu kez de ikinci lisans eğitimini tamamladığı ‘İletişim’ konusunda oldukça önemli konulara değindi…

facebook-paylas
Güncelleme: 21-09-2024 11:53:02 Tarih: 21-09-2024 11:46

BOĞAÇ YÜZGÜL’DEN TÜRİFİB’İN 25. YILINA ÖZEL AÇIKLAMALAR

 

Gastronomi&Gastronomi Turizmi Uzmanı, Gurme ve Mutfak Yazarı Boğaç Yüzgül; bu kez de ikinci lisans eğitimini tamamladığı ‘İletişim’ konusunda oldukça önemli konulara değindi…

 

Türk ve Dünya Mutfağı üzerine yaptığı çok sayıda gönüllü çalışma ile başta gastronomi sektörü olmaküzere birçok kesim tarafından büyük  takdir toplayan ve aynı zamanda Dünya Şarap Lezzetçileri Birliği Üyesi konumunda da bulunan Uluslararası Mutfak Sanatçıları ve Gurmeler Birliği Türkiye Masası Yönetim Kurulu Onursal Üyesi, Dünya Yöresel Lezzetleri Tanıtma Platformu Başkanvekili, TURİZMAGAZİNİST Araştırmacılar ve Yazarlar Platformu Mütevelli Heyet Üyesi ve Türkiye Görsel Sanatlar ve Edebi Eserler Eleştirmenleri Konsorsiyumu Genel Sekreteri  Gastronomi&Gastronomi Turizmi Uzmanı, Gurme ve Mutfak Yazarı Boğaç Yüzgül; bu kez de ikinci lisans eğitimini tamamladığı ‘İletişim’ konusunda oldukça önemli konulara değindi…

 

1999 yılında bizzat kurucu kadrosunda yer aldığı Türkiye İletişim Fakülteli İletişimciler Birilği’nin; 25. yıl kutlama programına onur konuğu olarak katılan Boğaç Yüzgül; konuşmasınnın takdim ve selamla akısmı dışındaki bilimsel bölümünde; iletişimin özellikle halkla ilişkiler alanına yönelik hassas konulara değindi…

 

Türkiye’de biilmsel olarak adı konulmamış olsa da, gerçek anlamda ilk halkla ilişikler uzmanının Gazi Mustafa Kemâl Atatürk olduğunu vurgulayan Boğaç Yüzgül; ‘İnsanların toplu halde yaşamaya başlamaları ve birbirleriyle şu ya da bu şekilde alışverişe başlamalarıyla beraber ‘Halkla İlişkiler ve İnsan İletişimi’ biliminin temelleri atılmıştır. O zamanlar bir bilim olarak bilinmese, kabul ya da ilân edilmese bile; ‘Halkla İlişkiler’dir, insanlar arasında aracı olan iletişi metodları’ yorumunu yaptı…

 

İşte Türk ve Dünya Mutfağı üzerine yaptığı çok sayıda gönüllü çalışma ile başta gastronomi sektörü olmaküzere birçok kesim tarafından büyük  takdir toplayan ve aynı zamanda Dünya Şarap Lezzetçileri Birliği Üyesi konumunda da bulunan Uluslararası Mutfak Sanatçıları ve Gurmeler Birliği Türkiye Masası Yönetim Kurulu Onursal Üyesi, Dünya Yöresel Lezzetleri Tanıtma Platformu Başkanvekili, TURİZMAGAZİNİST Araştırmacılar ve Yazarlar Platformu Mütevelli Heyet Üyesi ve Türkiye Görsel Sanatlar ve Edebi Eserler Eleştirmenleri Konsorsiyumu Genel Sekreteri  Gastronomi&Gastronomi Turizmi Uzmanı, Gurme ve Mutfak Yazarı Boğaç Yüzgül’ün; Türkiye İletişim Fakülteli İletişimciler Birilği’nin; 25. yıl kutlamalarında yaptığı o konuşma:

 

‘‘Siz hiç aynı gün içerişindi hem Cumhurbaşkanlığı bilgilendirme toplantısında, hem başbakanlık açıklamasında, hem Bakanlar Kurulu toplantısı öncesi kulis habere ulaşmak için Başbakanlık koridorlarında, hem kamuoyunu çok yakından ilgilendiren ve infial yaratmış bir şehit cenazesinde, akşam saatlerinde de bir büüykelçiliğin ‘Milli Gün’ resepsiyonunda rutin dışı haberler yakalayıp; ertesi gün çıkan gazetede sür manşette, göbekte, üçüncü sayfada, altıncı sayfada ve arka sayfada yedi ayrı imzalı haber çıkartmanın dayanılmaz keyfini yaşadınız mı? Ben yaşadım…’

 

‘Siz hiç haber çıkmaz denilen siyasi parti genel merkezlerinde; gerektiğinde gece yarılarına kadar koridorlarda siper alıp, ertesi gün başka gazetelerce de alıntı yapılacak manşetlere imza attınız mı? Bugün ucube ve halka ilişkiler meslek etiğine tamamen aykırı bir sevimsizlikle ayrımcılık yapan çakma halkla ilişkiler uzmanları bilmez ama, ben attım…’

‘Sizin hiç gazetede aynı çalıştığınca günlük günde hem köşe yazınız, hem yazı diziniz, hem beş ayrı kategoride haberiniz yayınlandı mı? Benim yayınlandı…’

 

‘Tam 20 yıl profesyonel gazetecilik ve bir o kadar da basın danışmanlığı ve metin yazarlığı yaptım. Sekiz tane kitap yazdım, yedisi ödül aldı; bundan sonraki ulvi vazifem ise; sektörün sözde en kıdemlisi ve sektörün sivil toplum örgütünün tepe yönetimi dahil; Türkiye’de halkla ilişkiler mesleğinin resmen içine edenlere; yazılarımla; mesleğin etiğini ve inceliklerini öğretmek olacak. Alıalır ve  kapasiteleri yetecek seviyedeyse tabii…’

 

İnsanların toplu halde yaşamaya başlamaları ve birbirleriyle şu ya da bu şekilde alışverişe başlamalarıyla beraber ‘Halkla İlişkiler ve İnsan İletişimi’ biliminin temelleri atılmıştır. O zamanlar bir bilim olarak bilinmese, kabul ya da ilân edilmese bile; ‘Halkla İlişkiler’dir, insanlar arasında aracı olan iletişi metodları…

 

Temel konumuz halkla ilişkiler ise, ‘Etrafını cami, ayarını mani’ hesabı, Türkiye’den kısa bir tarihçe ile başlayaılm ama çok kısa…

 

ABD Michigan Eyalet Üniversitesi’nin İletişim Sanatları Bölümü’nü bitiren Alâeddin Asna, Türkiye’nin ilk PR uzmanı olarak yurda döndüğünde; teorik olarak olmasa da; alansal ve sektörel olarak  kurucu önderliğini yapacağı ‘Halkla İlişkiler’ biliminin bu hallere düşeceğini elbette hiç aklına getirmemişti. DPT’de, Koç Holding’de mesleğin ilk kurumsal yapılanmalarını gerçekleştirdi.

 

Şunu vurgulamadan geçmek haksızlık olacaktır; evet, çok kıymetli  üstadımız Alâeddin Asna, alansa ve sektörel olarak kurucu önderdir ama; ‘Her Ne Kadar Bilimsel Olarak Adı Konulmasa da, Türkiye Cumhuriyeti’nde Halkla İlişkiler Biliminin Asıl Önderi, Asıl Kurucusu Gazi Mustafa Kemâl Atatürk’tür’ önermesi; asla yanlış bir önerme değildir. Zira Atatürk’ümüz, gerek TBMM’nin kuruluş safhasında, gerek cumhuriyetin ilanı aşamasında, gerek devrimleri hayata geçirmesi sırasında; her işin  tam erbabı ile irtibatta olarak söz konusu işi, uygulamayı ya da düzenlemeyi,   titizlikle yürürlüğe koymuş, hemen her uygulamanın konuşma  ve tilap metnini yine titizlikle hazırlayarak metin haline getirmiş ve hitabı da bizat kendisi yapmıştır. Ömrü vefa ettiği sürece de hayata geçirdiği her uygulamanın bizzat takipçisi olmuştur, bu da O’nu, aslına gerçek bir hakla ilişilerci yapmaktadır.

 

Alâeddin Asna, daha ortada bir elin parmaklarını geçmeyecek ölçüde ve ne yaptığını bile tam olarak idrak edemeyen iletişi ajansları yokken; bugün sektörün diyalektiğini ve en temel etek ilkelerinden maalesef tamamen uzaklaşmış, hattâ  kaybetmiş olan

Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nin kurucusu oldu. İki yıl sonra da; ne iş yapacağını gerçekten kimsenin kavrayamayacağı ve anlamadığı bir şirket olan A&B’yi kurdu. Yanında da yine çok kıymetli Betül Mardin vardı; bugünkü ucube temsilcilerinin tamamen unuttun gülümsemesi hiç eksik olmayan o değerli insan Betül Mardin…

 

Derken yıllar içinde birbiri ardına halkla ilişkiler ajansları kuruldu. Yakın zamana kadar son derece başarılı işlere de imza atmadıklarını söylemek haksızlık olur, ama yakın zamana kadar…

 

1990lı yılların sonlarına kadar, söz konusu ajanslarda, halkla ilişkiler uzmanı olarak, iletişi biliminin tüm metodlarını bilen, metin yazma konusunda son derece kalemşör, entelelktüel ve aynı zamanda da fiziksel olarak bakılmaya kıyılamayacak ölçüde güzel kiişler istihdam  ediliyordu. Ancak bu komplike özelliklerin temsilciliklerini yaptıkları bazı patronlar tarafından sadece ‘Dişilik’ kısmı ile algılanıp ve bu şekilde ön plâna alınıp, patronlarla özel hayat birleştirme seviyesine gelince; halkla ilişkiler ajansı yöneticileri de; zamanla söz konusu uzmanların ‘Dişi Güzellik’ özelliklerinden vazgeçilme eğilimine girildi. Yine zamanla toplumsal entellektüelliğin kaybolup, üniversite mezunlarının bile zır cahil bir kimliğe bürünmesiyle; halkla ilişkiler uzanlığı da, artık adamını bulanın herhangi bir ajansta istihdam edildiği, sıradan bir iş kimliğine büründü…

 

Bu durumun bir sonraki aşamasında ise; halkla ilişkiler şirketlerinin, basın-yayın kuruluşları arasında ayrım yapan, Anayasa’nın 28. Maddesi’nin amir hükmü ve yine 5680 Sayılı Basın Kanunu’nun yine ilk maddesinde yer alan ‘Basın Hürdür, Sansür Edilemez’ ilkesien tamamen aykırı olarak; basın toplantılarını ve lansmanları; özel bir dügün daveti gibi algılayıp, bir davetli listesi uydurmları ve o listede olmayan basın ensuplarının haber alma haklarını engelleme aşamasına geçmeleri sürecine gelindi ki; bu artık sektörün tüm bilimselliğinin yitirilmesi demekti.

 

Oysa yıllardır işini layıkıyla yapan medya takip şirketleri de ortaya koyuyordu ki; herhangi bir konuda haber yapan kişi ya da kurumlar belliydi; ancak söz konusu bilimselliğini yitirmiş ajanslar sayesinde; haber yapmasa da, şekliyle, kurumsal kimliğiyle haebr yapmayacak kişilerin dahi toplantıda olmaları; onlar için bir sözde başarı hikayesini yazmak için yeterliydi maalesef…

 

Ben bugün; iletişimin halen iyi bir bilim olduğu ve geleceği şekillendireceğine olan inancımı kaybetmeiş bir İletişim Uzmanı olarak; haddim olarak ya da olmayarak bazı öğüt ve önerilerimi sıralayacağım…

 

Baştan belirteyim ki; artık yazılı basın, günden güne yerini dijital  yayıncılığa bıraktığı için; dijital habercilkle gazetecilik yapan kurum ya da kuruluşları hakir görmek, ne halkla ilişkiler biliminin, ne de halkla ilişkiler ajanslarının haddi ya da insiyatifi değildir. Yazılı basında, bırakın üç sütunu, yarım parafraf bile  yer almayacak bir haber, dejital ortamdaki haber portallarında, tam metin olarak yer alabilmektedir ve bunu medya takip şirketleri de, istatistiklerle de ortaya koymaktadır.

 

Halkla ilişkiler ajanslarının gözden kaçırdığı asıl önemli husus ise, temsil ettikleri kurum ya da kuruluşun ‘İtibar Yönetmi’ni yönettikleridir. Basın-Yayın Kuruluşları arasında ayrım yaparak, haber alma haklarını engelleyerek itibar yönetilmez. Ancak itibarsızlaştırılır. Zaten son dönemde; kurum ya da kuruluşların, halkla ilişikler ajnları ile çalışmayı peyder pey bırakarak; kenni iç bünyelerinde ‘Kurumsal İletişim Direktörlüğü’ departmanını geliştirerek,  bu işi tek elden ve göz önünde yapma eğilimen germelerinin temel sebeplerinden biri de, bu ‘İtibarsızlaştırılmış İtibar Yönetimi’ni, yeniden itibarlı hale getirmektir.

 

 

Gerçekten işinin ehli ve kaliteli kadrolarla çalışan kurumların farkı düzenledikleri etkinliklerde ve kurumun itibarını yönetmekteki başarısıyla son derece net bir biçimde algılanıyor. Ben bir basın toplantısına giderken; toplantının içeriği ile ilgli olarak günler öncesinedn dersimi çalışırdım. İlgili sektörün tüm geçmişni araştırır, gerek toplantının soru-cevap kısmında, gerekse toplantı sonrası yetkililerle yaptığım öel mülakatlarda zihin jimnastiğini de çalışıtarn sorular sorabilmek için, derin ir bilgi birikimen sahip olmak isterdi. Bugün bu bilgi birikiminin asıl olması gereken halkla ilişkiler ajansı uzanlarına bakıyoruz; tamam cehaletten bir adım öndeler belki ama, o kadar; sadece bir-iki adım…

 

Bir kere herşeyden önce, halkla ilişiler uzmanının yüzünde insanlara iğreneek bakan ve aşağılayan bir ifade olmamalı. Sen orada falanca bir kurumun temsilcisi konumundasın, insan ya da kurum-kuruluş ayrıt etme, seçme hakkına sahip değilsin; gülümsemeyi öğrenmeden halkla ilişkiler uzmanı olunmaz…

 

Metin yazarlığını ve özellikle de basın bülteni  bilmeyen bir kişinin de halkla ilişkiler uzmanı olmasını kabul edeme. Bir basın bülteninde, kurumsal kimlik yöneticisi konuşuyorsa; o kişinin  söyledikleri dillendirilirken, ‘Sayın’ diye başlanmaz, bunu ancak ve ancak siyasi parti basın danışmanlıkları yapar, o da yanlıştır ama ritüel olmuş mazur görülebilir; ancak bu durum halkla iliişkiler ajansı uzmanlarınca yapılmamalı.  Yine basın bültenlerinde; olağanüstü, muhteşem, harikulade, müthiş, eiş benzeri olmayan, benzersiz, rakipsiz, lider ya da öncü gibi ifadeler yer almaz, almamalıdır. Zira bu bir reklam metni değildir, basın bültenidir. Bu ayrımı yapamayacak kadar cahil bir kişinin halkla ilişiler uzmanı olması da kabul edilemez…

 

Elbette iletişi bilimi ile ilgili davramışsal tutumlar, tam anlamıyla okullarda öğrenilemz, mesleki deneyim ile dürütsel ve genetik kodlamadaki yetiler de önemlidir. Ben Gazi Üniversitesi İletşim Fakültesi Gazetecilik Bölübü’nü ve akabinde ‘Siyasal İletişim Psikolojisi’ yüksek linasını bitiridğimde; gazeteciliin püf noktalarını okalde değil; kendi kişisel yeteneklerimle geliştirmiş birisiydim. Zaten çok küçük yaşta gazetelere eleştirel  bakışlı yazılar yazar, yayınlattırırdım; inanın ilk yazım daha ben 14 yaşındayken yayınlandı, o da 13 yaşında yazmıştım; zamanının Güneş Gazetesi; ‘Güneş Okuru Diyor ki’ kısmınrda geç yayınlamıştı.

 

Bu yüzden de her iyi eğitimli, her halkla ilişkiler mezunu olan, iyi hakla ilişkiler uzmanı olamıyor maalesef; bunu sektörün en tepesined yer alan sivil toplum örgüt yöneticilerinde dahi göremezken; elbette sıradanlaştırlımış şirket elemenalarında da beklemiyoruz. Ama yakın geçmişte harikalar yaratan halkla ilişkiler sektörünün de, titreyip fabrika ayralarına geri dönme zaman gelmiştir…’

 

NEWSTARTURKEY

 




Kaynak: NEWSTARTURKEY

Editör: NEWSTARTURKEY

Bu haber 1086 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI