beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Sinem Elgün

facebook-paylas
NE OLURSAN OL GEL
Tarih: 28-07-2025 18:53:00 Güncelleme: 28-07-2025 18:53:00


 

Çocukluğumda, önce Yıldırım Gürses’in ‘Çağırıyor Mevlana’ şarkısında dinlemiştim bu sözleri…

 

Babama sorduuğuumda ise, hiç geciktirmeden ‘Mesnevi’  eseriin getirmişti eve…

 

Oradan okdum sonra hoşgörüyü…

 

*********

 

Bugün, dünyanın bazı ansiklopedilerinde, ‘Hoşgörü’ ya da ‘Tolerans’ kelimelerine örnek olarak, ‘Mevlana Hoşgörüsü’ örneği verilir…

 

*********

 

Düşünsenize, bin kere tevbe edip bozsan, yien ‘Gel’ diyecek kadar insan sevgisine haiz…

 

*********

 

Öyle ne idüğü belirsiz tarikat, cemaat zır cahilleri gibi, şöyle yapsan dinden çıkarsın filan demeyen, insanı seven bir Tanrı anlayışı…

 

*********

 

İnsanı, insana en güzel anlatan bir zihniyet…

 

*********

 

Bu coğrafyaya ait bir değer…

*********

 

Mesnevi diyoruuz bugün…

 

*********

 Mevlânâ‘nın en büyük eseri ‘Mevlana Mesnevisi’ olarak kabul edilen beyitler zinciridir…

 

Eser, aruz ölçüsünün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün kalıbıyla Farsça yazılmış olup 6 cilt, 25618 beyittir.

 

Varlıkta birlik anlayışını birtakım kurmaca/hayali veya gerçek olaylardan hareketle anlatmaya çalışan didaktik (öğretici) bir eserdir.

 

Mevlânâ’da hakiki müslümanlık şuuru en yüksek derecesi ile ifade edilmiştir ve bu müslümanlık şeklin değil, mânanın müslümanlığıdır.

 

Mesnevi’deki en önemli özellik çok derin konuları bile rahat ve anlaşılır bir şekilde anlatmasıdır. Mevlana birçok konuyu ilhamının sesine uyarak içine doğduğu gibi söylemiş ve büyüleyici bir eda yakalamıştır. O, düşüncelerini uzun uzun bir kâğıda döküp sonra üzerinde düzeltme falan yapmamıştır. Bu arada Mevlânâ, basit; fakat düşündürücü ve bilhassa buluş kabiliyetini gösteren deliller getirir, örnekler verir, anlatmak istediği şeyi apaçık bir hâle koyar, hatta gülünç hikâyeler bile söylemekten çekinmez. Zaten Divan’ındaki bir gazelinde; “Benim gülünç şeyler söylemem, gülünç şeyler söylemiş olmak, eğlenmek, eğlendirmek için değil; öğretmek, halkı neşelendirip anlatmak istediğimi anlatmak içindir.” der.

 

Türkçeye çok sayıda çevirisi yapılan ve şerhler yazılan Mesnevî’yi ezberleyip icazet aldıktan sonra dinleyicilere okuyup açıklayan kişilere Mesnevîhân unvanı verilmiştir.

 

Mesnevi, Mevlânâ’nın sırdaşı Hüsâmeddin Çelebi’nin ısrarları üzerine yazılmıştır.

 

Hüsâmeddin Çelebi’nin bir eser yazma isteği üzerine Mevlânâ eserin ilk 18 beytini kendisi yazmış, daha sonra o söylemiş ve Hüsâmeddin Çelebi yazmıştır.

 

 

Altı defter/cilt ve yaklaşık yirmi altı bin beyit civarında olan Mesneviye hatimeyi (sonucu) Sultan Veled yazmıştır.

 

Mevlânâ tarafından Hüsâmî-nâme adı ile de anılan bu eser, tarikata mensup olanları (müritleri) ve acemileri irşat etmek ve toplumun eğitimi için yazılmıştır.

 

Mevlânâ’nın Mesnevisi ile Divan’ı arasında benzerlikler de vardır. Anlatım açısından Mesnevî didaktik olmasına rağmen lirizm yönü de bulunan bir eserdir. Kaynak olarak Kur’an ve hadislere dayanan Mesnevide konunun gelişine göre Kelîle ve Dimne‘den, Mantıku’t-Tayr’dan hikâyelere yer verilmiş, Hakîm Senâî’nin Hadikatü’l- Hakîka’sından da yararlanılmıştır.

 

Mevlânâ, hikâyelerini doğrudan değil, başka hikâyelerle zincirleme olarak iç içe bir şekilde anlatır. Böylece konu içinde konuyu, hikâye içinde hikâyeyi devam ettirerek sonuca en iyi şekilde ulaşır.

 

Eserin düzenine, dilin kullanılışına ve nazmın temizliğine fazla önem verilmemiş olması, “şekilcilik”ten ve sanat düşüncesinden tamamıyla uzak kalındığına işarettir.

 

Size ilk on sekiz beyti de aktarmak isterim…

 

1. Şu ney’in nasıl şikâyet etmekte olduğunu dinle. Onun inleyişi ayrılık hikâyesidir.

2. Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımdan erkek, kadın herkes etkilenmekte ve inlemektedir.

3. Kavuşma derdini açıklayabilmek için ayrılık açılarıyla parça parça olmuş bir kalp isterim.

4. Aslından, vatanından uzaklaşmış olan kimse orada geçirmiş olduğu zamanı tekrar arar.

5. Ben her yerde, her mecliste inledim durdum. Kötülerle de iyilerle de düşüp kalktım.

6. Herkes kendi anlayışına göre benim dostum oldu. İçimdeki sırları araştırmadı.

7. Benim sırrım feryadımdan uzak değildir. Lakin her gözde onu görecek nur, her kulakta onu işitecek kabiliyet yoktur.

8. Beden ruhtan, ruh bedenden gizli değildir. Lakin herkesin ruhu görmesine izin yoktur.

9. Şu ney’in sesi ateştir, hava değildir. Her kimde bu ateş yoksa, o kimse yok olsun.

10. Neydeki ateş ile ilahî şaraptaki kabarış, hep aşk eseridir.

11. Ney, yârinden ayrılmış olanın arkadaşıdır. Onun makam perdeleri bizim nurani ve zulmani perdelerimizi, yani kavuşmaya engel olan perdelerimizi yırtmıştır.

12. Ney gibi hem zehir, hem panzehir; hem hoş sesli, hem çekici bir şeyi kim görmüştür?

13. Ney kanlı bir yoldan bahseder, Mecnunane aşkları hikâye eder.

14. Dile kulaktan başka müşteri olmadığı gibi, maneviyatı idrak etmeye de Allah yolunda kendinden geçenden başka alıcı yoktur.

15. Gamlı geçen günlerimiz uzadı ve sona ermesi gecikti. O günler, mahrumiyetten ve ayrılıktan hasıl olan ateşlerle arkadaş oldu. Yani ateşlerle yanmalarla geçti.

16. Günler geçip gittiyse varsın, geçsin. Ey pak ve mübarek olan insan-ı kâmil; hemen sen var ol!

17. Balıktan başkası onun suyuna kandı. Nasipsiz olanın da rızkı gecikti.

18. Ham ruhlular, pişkin ve olgun insanların hâlinden anlamazlar. O hâlde sözü kısa kesmek gerektir vesselam.

 

Kalanını, eseri edinip oradan okuyun…

 

Tabii herkese de okutun…

*********

 

Görüşmek ve okuunmak dileğiyle…

 



Bu yazı 2189 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI