“En çok da yağmur yağdığında seviyorum bu şehri. Herkesin yüzü ıslak, başı öne eğik. Sanki herkes suçunu kabullenmiş gibi.”
Victor Hugo’ya atfedilen bu söz…
Belki de yağmurun en güzel yanı, kimsenin gözyaşını kimseden ayırmamasıdır.
Şehir ıslanır, kaldırımlar susar, insanlar başlarını önlerine eğer. Bir anlığına herkes birbirine benzer. Kimsenin kimden üstün olduğu, kimin daha güçlü, daha zengin ya da daha önemli göründüğü kalır geride.
Ama yağmur dindiğinde her şey eski hâline döner. Kibir yeniden başını kaldırır, vicdanlar yine susar, insanlar başkalarının kusurlarını konuşurken kendi günahlarını unutur.
Oysa insanı temizleyen yağmur değil, yüzleşebildiği gerçeklerdir.
Keşke gökyüzü her gün ağlasa da biraz olsun yumuşasa kalplerimiz. Keşke insanlar yalnızca yağmurda değil, güneşin altında da başlarını eğebilse; bir haksızlık yaptıklarında, bir kalbi kırdıklarında, bir insanın hayatını kararttıklarında…
Çünkü asıl mesele, herkesin ıslandığı bir şehirde yaşamak değil; kimsenin gözyaşından sorumlu olmadan yaşayamayacağını bilmektir.
Ve unutmayalım: Yağmur herkesi ıslatır ama herkesi arındırmaz.
Nota ve Tınıyla...
