Bazı şiirler vardır.
Kısadır. Ama insanın içinde uzun süre kalır.
Garip Akımı'nın genç yaşta aramızdan ayrılan şairlerinden Rüştü Onur'un şu dizeleri gibi:
"Ne tanrıdan haber, Ne dallarda meyva, Ne kucak açar hatıralar, Ne de döner gemiler bir daha."
İnsan yaş aldıkça bu dizelerin anlamı değişiyor.
Gençken şiiri okuyoruz. Yıllar geçince yaşamaya başlıyoruz. Çünkü hayatın en büyük gerçeği belki de şu:
Her şey geri dönmüyor. Bir zamanlar kapısını çalmadan girdiğimiz evler... Sabaha kadar süren dost sohbetleri... Çocukluğumuzun sokakları... Bir daha gelmeyecek insanlar... Bir daha yaşanmayacak günler...
Hayat bazen sessizce alıp götürüyor hepsini. Ve insan uzun süre bunun farkına varmıyor.
Bir gün eski bir fotoğrafa bakarken... Bir şarkı duyarken... Yıllardır gitmediği bir sokağın önünden geçerken...
Anlıyor ki,
Beklediği gemi çoktan limandan ayrılmış. Üstelik geri dönmeyecek.
Belki de büyümek biraz budur. Geri gelmeyecek şeylerle kavga etmeyi bırakmak. Hatıraları zorla bugüne taşımaya çalışmamak. Geçmişi inkâr etmeden ama onun içinde yaşamadan yoluna devam edebilmek.
Çünkü hayatın acı tarafı kadar güzel bir tarafı da vardır. Giden her şeyin yerinde bıraktığı bir iz bulunur. Bir dost gider, hatırası kalır. Bir aşk biter, öğrettikleri kalır. Bir insan ölür, sesi hafızada yaşamaya devam eder.
Bu yüzden belki de mesele gemilerin dönüp dönmemesi değildir. Mesele, onlar gittikten sonra limanda ne öğrendiğimizdir.
Rüştü Onur'un dizeleri bugün hâlâ içimize dokunuyorsa bunun sebebi budur. Hepimiz hayatımızın bir döneminde dönmeyecek bir geminin ardından bakmışızdır. Kimimiz bir insanı beklemişizdir. Kimimiz eski günleri. Kimimiz gençliğimizi.
Ama zaman bize yavaş yavaş aynı şeyi öğretir:
Bazı gemiler dönmez. Bazı mevsimler yeniden yaşanmaz. Bazı kapılar bir kez kapanır.
Ve insan, hayatın değerini tam da bunu anladığı gün öğrenmeye başlar.
Nota ve Tınıyla...
