beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort avcılar escort sex hikayesi porno seyret beylikdüzü escort
Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
HAYATIN YÜKÜ VE İKİ ADIMLIK HAFİFLİK...
Tarih: 11-05-2026 17:37:00 Güncelleme: 11-05-2026 17:44:00


Bu memlekette sabah uyanmak bile bazen bir mücadele.

 

Market fiyatları, faturalar, yetişmeyen maaşlar…

 

İnsan daha gün başlamadan yoruluyor.

 

Ama bazen, tam da o yorgunluğun içinde, kalbinin hâlâ bir şeylere dokunabildiğini fark ediyorsun.

 

Kimsenin kimseye “keyif yap” diyecek hâli yok aslında.

 

Çünkü hayat, çoğumuz için uzun zamandır bir eğlence değil;
bir denge meselesi.

 

Ve insan, o dengeyi kurarken en çok kalbini ihmal ediyor.

 

Ama tam da burada, garip bir şey söyleyeceğim:

 

Dans etmekten bahsetmek istiyorum.

 

Belki de kalbin yeniden hatırlaması için…

 

Yanlış anlaşılmasın…

 

Kimseye “her şeyi boş verin oynayın” demiyorum.

 

Zaten öyle bir hayat yok.

 

Ama insanın, bütün bu ağırlığın altında ezilmemek için
kendine küçük alanlar açması gerekiyor.

 

Bazen o alan, sadece bir şarkının içine sığınmak oluyor.

 

Eskiden…

 

Sokak aralarında düğünler olurdu.

 

Bir teybin başında toplanılır, aynı şarkıya herkes başka başka dertlerle eşlik ederdi.

 

Kimisi işsizdi, kimisinin borcu vardı, kimisi sevdiğini kaybetmişti belki.

 

Ama o an…

 

O birkaç dakika…

 

Hayat biraz hafiflerdi.


Ve belki de birinin omzuna değen el, insana yalnız olmadığını hatırlatırdı.

 

Dans, zengin işi değildi o zamanlar.

 

Hâlâ da değil aslında.

 

Dans; insanın, “Ben buradayım ve hâlâ ayaktayım” ve aynı zamanda, “Hâlâ hissedebiliyorum” deme biçimi…

 

Bugün kimse kalkıp salonlarda dans etmek zorunda değil.

 

Bir mutfakta, tek başına…

 

Radyodan gelen eski bir şarkıyla bile olur bu.

 

Belki bir an, gözlerini kapatıp kendini başka bir zamana bırakırsın…

 

Önemli olan figürler değil, önemli olan insanın kendine izin vermesi.

 

Çünkü hayat sadece dayanmak değildir.

 

Bazen direnmek de gerekir.

 

Ve bazen en büyük direniş, kimsenin beklemediği bir anda
iki adım ileri, bir adım geri atmaktır.

 

Bakarsın o adımların arasında, kalbin yeniden atmayı öğrenir.

 

Belki de mesele şudur:

 

Bizim derdimiz dans etmek değil, unutmamaktır.

 

Unutmamak…

 

Bir zamanlar gülebildiğimizi, bir bakışın içimizi ısıttığını, bir şarkıyla hafifleyebildiğimizi, insan kalabildiğimizi…

 

Çünkü insan, sadece çalışan, ödeyen, yetişen bir varlık değildir.

 

İnsan; hisseden, yorulan, ama yine de ayağa kalkabilen bir hikâyedir.

 

Ve bazen o hikâyeyi güzelleştiren şey, çok büyük mutluluklar değil,
küçük ama içten anlar olur.

 

Ve bazen…

 

O hikâyeyi ayakta tutan şey, küçücük bir ritimdir.

 

Ya da kalbinin bir yerinde sakladığın, kimsenin bilmediği bir his…

 

Belki de bu yüzden,

 

hayat ne kadar ağır olursa olsun, insanın içinde bir yerlerde hep dans eden bir taraf kalmalıdır.

 

Nota ve Tınıyla...



Bu yazı 1256 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI