Çocuklar uyurken sessiz olunur. Üstleri örtülür, saçları okşanır, uyanmasınlar diye kapılar usulca kapatılır. Bir kâbus gördüklerinde ya da korktuklarında elleri tutulur. Çünkü çocuk dediğin, dünyanın bütün kötülüklerinden korunması gereken en masum emanettir.
Ama çocuklar ölürken sessiz kalınmaz!
Farkında mısınız bilmem ama bugün hala dünyanın dört bir yanında anlamsız savaşlar sürüyor. Büyükler masalarda haritalar çiziyor, çıkarları hesaplıyor; “güvenlik”, “zafer” ve “güç” gibi kelimeleri ağızlarından düşürmüyor.
Oysa o masalarda alınan kararların bedelini, çoğu zaman ne olduğunu bile anlayamayan küçücük bedenler ödüyor. Bir çocuk hangi savaşa karar verdi? Hangi ülkenin sınırını değiştirmek istedi? Hangi iktidarın koltuğuna göz dikti?
Hiçbiri!
Onların hayalleri bir oyuncak kadar küçük, bir gökyüzü kadar büyüktür. Okula gitmek, arkadaşlarıyla oynamak, annesinin sesini duymak, akşam başını yastığa koyduğunda yarını düşlemektir bütün meseleleri.
Sonra bir bomba düşüyor…
Bir odada yarım kalan bir oyun, bir sıranın üzerinde unutulan bir okul çantası, evladının adını haykıran bir anne ve bir daha asla açılmayacak küçücük gözler…
Savaşın kazananı olduğunu söyleyenler, kaybedilen bir çocuğun hayatını geri getirebilir mi?
Bir çocuğun ölümünü istatistiklere sığdırmak, vicdanı rakamlara hapsetmektir. Oysa her rakamın arkasında yarım kalmış bir ömür, bekleyen bir anne ve hiç gerçekleşmeyecek hayaller vardır.
Çocuğun hangi ülkede doğduğu, hangi dili konuştuğu, hangi dine mensup olduğu önemli değil. Acının pasaportu, gözyaşının milliyeti yoktur. Çocuk çocuktur. Hayatı da herkesten daha değerlidir. Ve biz yetişkinler, çocuklara güzel bir dünya bırakmakla övünmek yerine onlara nasıl bir dünya bıraktığımızı sorgulamalıyız.
Çünkü dünyanın herhangi bir yerinde bir çocuk bombaların sesinden korkuyor, açlıktan ağlıyor ya da annesinin kollarında son nefesini veriyorsa mesele yalnızca bir savaş değildir. Mesele, insanlığın kendi vicdanıyla imtihanıdır.
Çocuklar uyurken sessiz kalınır.
Ama çocuklar ölürken susan bir dünya, yarın kendi vicdanının çığlığıyla uyanacaktır.
Nota ve Tınıyla...