|
Tweet |
Şirketlerin
Sürdürülebilirlikte
Görünmeyen Riski:
Yanlış İletişim
Sürdürülebilirlik, şirketler için yalnızca çevresel sorumluluk değil; itibar, rekabet ve güven konusu. İnomist İletişim Danışmanlığı Ajans Başkanı Sibel Selvi’ye göre şirketlerin bu alanda en sık yaptığı hatalar; iletişimi rapor dönemleriyle sınırlamak, somut veri paylaşmamak ve reklam diliyle konuşmak.
Avrupa Yeşil Mutabakatı, artan ESG beklentileri, ihracat pazarlarındaki yeni regülasyonlar ve yatırımcıların değişen öncelikleri, sürdürülebilirliği şirketler için çevresel bir sorumluluğun ötesine taşıyor. Sürdürülebilirlik, şirketlerin rekabet gücünü, itibarını ve paydaşları nezdindeki güvenilirliğini doğrudan etkileyen stratejik bir alan olarak öne çıkıyor. Ancak birçok şirket, bu alanda hayata geçirdiği çalışmaları doğru iletişim stratejileriyle destekleyemediği için oluşturduğu değeri hedef kitlelerine yeterince yansıtamıyor.
Şirketler artık tüketiciler, iş ortakları, yatırımcılar ve medya nezdinde yalnızca sürdürülebilirlik performanslarıyla değil; bu performansı ne kadar şeffaf, tutarlı ve güven veren bir şekilde anlattıklarıyla da değerlendiriliyor. Tabii ki, burada zaman zaman ve veya hâtta, halkla ilişkiler ajanslarına da byük görev düşüyor. Lâkin, Türkiye'de, yakın bir geçmişten itibaren, halkla ilişkiler sektörü; gazeteci seçen ajanslar, şirketlere astronomik hizmet sunan PR şirketleri ve resmen ucube bazı halkla ilişkiler uzmanları sebebiyle, iletişim de zorda gibi duruyor. İnomist İletişim Danışmanlığı Ajans Başkanı Sibel Selvi, şirketlerin sürdürülebilirlik iletişiminde hâlâ önemli eksiklikler bulunduğunu belirterek, doğru iletişim stratejisinin bu alanda yaratılan değerin görünür hale gelmesinde kritik rol oynadığını vurguluyor.
Sürdürülebilirlik iletişimi yılın belirli dönemlerine sıkıştırılmamalı
Birçok şirketin sürdürülebilirlik iletişimini yalnızca raporlama dönemlerinde veya özel günlerde gündeme getirdiğini belirten Sibel Selvi, bunun en yaygın hatalardan biri olduğunu ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Bugün şirketler karbon emisyonlarının azaltılmasından enerji verimliliğine, döngüsel ekonomi uygulamalarından sosyal sorumluluk projelerine kadar çok değerli çalışmalar gerçekleştiriyor. Ancak bu çalışmalar yılın yalnızca belirli dönemlerinde paylaşıldığında sürdürülebilirlik, kurum kültürünün doğal bir parçası olarak algılanmıyor. Güven oluşturan iletişim süreklilik gerektiriyor. Şirketlerin sürdürülebilirlik yaklaşımını yalnızca raporlar üzerinden değil, yıl boyunca farklı temas noktalarında, tutarlı ve anlaşılır bir dille anlatması gerekiyor.”
Veri paylaşmayan şirketler güven oluşturamıyor
Paydaşların, medyanın ve tüketicilerin artık genel söylemler yerine somut sonuçlar görmek istediğini ifade eden Selvi, sürdürülebilirlik iletişiminde ölçülebilir verilerin önemine dikkat çekti:
“Karbon emisyonlarımızı azalttık ya da çevreye katkı sağlıyoruz gibi genel ifadeler tek başına yeterli olmuyor. Yatırımcılar, müşteriler, iş ortakları ve medya mensupları artık hedefleri, performans göstergelerini ve gerçekleşen sonuçları görmek istiyor. Sayılarla desteklenmeyen iletişim, inandırıcılığını hızla kaybediyor. Bu nedenle şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını ölçülebilir çıktılarla, somut örneklerle ve mümkün olduğunca karşılaştırılabilir verilerle desteklemesi büyük önem taşıyor.”
Reklam dili değil, uzmanlık dili öne çıkıyor
Şirketlerin sürdürülebilirlik iletişiminde yalnızca başarı hikâyelerine odaklanmasının da önemli bir eksiklik olduğunu belirten Selvi, günümüzde paydaşların daha açık, dengeli ve şeffaf bir anlatım beklediğini söyledi:
“İletişimde sadece güçlü yönleri anlatmak yerine gelişim alanlarını, hedefleri ve yol haritasını da paylaşabilen şirketler daha güvenilir bulunuyor. Sürdürülebilirlik iletişimi, yalnızca iyi yapılan işleri görünür kılmak değil; aynı zamanda kurumun bu alandaki yaklaşımını, sorumluluğunu ve gelişim iradesini ortaya koymak anlamına geliyor. Reklam dili yerine bilgi paylaşan, sektöre katkı sunan ve uzmanlığını ortaya koyan bir iletişim yaklaşımı çok daha güçlü bir etki yaratıyor.”
Rekabet artık yalnızca ürünlerle değil, değerlerle de şekilleniyor
Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik iletişiminin şirketlerin rekabet avantajını doğrudan etkileyeceğini belirten Sibel Selvi, özellikle ihracat yapan, uluslararası yatırımcılarla çalışan ve küresel tedarik zincirlerinin parçası olan şirketler için bu alanın stratejik öneminin daha da artacağını ifade etti.
Selvi sözlerini şöyle tamamladı: “Sürdürülebilirlik iletişimi artık opsiyonel bir alan değil, stratejik bir yönetim başlığı. Şirketler yalnızca ne ürettikleriyle değil; nasıl ürettikleri, hangi değerleri benimsedikleri ve bunları ne kadar güven veren bir iletişimle paylaştıklarıyla da rekabet ediyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik iletişimini stratejik bir yönetim alanı olarak ele alan şirketlerin hem itibar hem de iş sonuçları açısından önemli avantaj elde edeceğine inanıyoruz.”
İnomist İletişim Danışmanlığı Hakkında:
İletişim alanındaki yenilikler doğrultusunda, kurumların marka değeri ve kurumsal itibarını geliştirmek, rekabet gücünü ve farkındalığını artırmak amacıyla İnovatif Medya ve İletişim Stratejileri planlayan ve uygulayan İnomist İletişim Danışmanlığı, çalıştığı kurumları ve kişileri müşteriden öte “yol arkadaşı” olarak görüyor ve onlarla birlikte takım ruhuyla hareket ediyor. Kurumların iş hedeflerine paralel iletişim hedef ve stratejilerini oluştururken inovatif olduğu kadar gerçekçi, kurumun ve toplumun değerlerine uygun planlı ve hızlı çözümler sunuyor. Bütüncül iletişim anlayışıyla yol alan ajansın temel hizmet alanı içinde; marka iletişimi, medya ilişkileri yönetimi, konu ve gündem yönetimi, pazarlama iletişimi, lider iletişimi, risk yönetimi ve kriz iletişimi, kurumsal sosyalsorumluluk iletişimi, sponsorluk iletişimi, kurum içi iletişim, içerik pazarlama, sosyal medya hesap yönetimi ve dijital pazarlama yer alıyor.
