|
Tweet |
“Daha İyisi
Olabilirdi” Demeyin
Milyonlarca öğrencinin aylarca süren hazırlık maratonunun ardından beklediği 2026 YKS yerleştirme sonuçları açıklandı. Sonuçların öğrencilerin geleceğinin tek belirleyicisi olmadığını vurgulayan Eğitimci Öğrenci Koçu Sezer Kamir, “Bir sınavın sonucu bir dönemi belirleyebilir ancak bir öğrencinin hayatının tamamını belirlemez” dedi.
Aylar süren hazırlık, sınav heyecanı ve tercih maratonunun ardından milyonlarca aday için YKS sürecinin en önemli aşaması geride kaldı. Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) açıkladığı 2026 YKS yerleştirme sonuçları, yükseköğretimde kontenjanların büyük ölçüde dolduğunu ortaya koydu. Devlet üniversitelerinde 481 bin kontenjanın 479 bini dolarken, doluluk oranı yüzde 99,5’e ulaştı. Başarı sırası barajı uygulanan tıp, hukuk, diş hekimliği ve eczacılık programları yüzde 100 doluluk oranına ulaşırken, mühendislik programlarında doluluk yüzde 98’i aştı.
Ailelerin Kurduğu Cümleler Öğrencinin Baskısını Artırabilir
Sonuç ekranından sonra ailelerin kullandığı dilin öğrencinin psikolojisi üzerinde önemli bir etkiye sahip olabileceğini belirten Kamir, “‘Sonuç açıklandıktan sonraki ilk gün, öğrencinin performansının muhasebesini yapma günü değildir. Karşımızdaki gençlerin önemli bir bölümü henüz 17-18 yaşında. Bu yaş döneminde gelecek kaygısı, aile beklentisi, akranlarla karşılaştırılma ve başarılı olma baskısı aynı anda yaşanabiliyor. Önce sonucu karşılamak, sonra değerlendirmek gerekir. Daha iyisi olabilirdi’, ‘Şurayı yazsaydın gelirdi’, ‘Arkadaşın nereye yerleşmiş?’ gibi yetişkin açısından sıradan görülebilecek cümleler, öğrenci açısından uzun süredir taşıdığı baskının devam etmesi anlamına gelebilir” dedi.
“Doğru Bölümü mü Seçtim?” Kaygısına Dikkat
İstediği bölüme yerleşen öğrenciler için de sürecin henüz bitmediğini vurgulayan Kamir, “Yeni bir sosyal çevreye girmek, bazı öğrenciler için şehir ve aile değiştirmek, günlük yaşamın sorumluluğunu daha fazla üstlenmek ve lise öğrencisi kimliğinden üniversite öğrencisi kimliğine geçmek anlamına geliyor. Bu geçiş döneminde öğrenciden ilk günden itibaren her şeyi doğru yönetmesini beklemek gerçekçi değildir. Üniversitenin ilk aylarında yaşanabilecek uyum güçlüğünü, yalnızlık hissini veya ‘Acaba doğru bölümü mü seçtim?’ sorgulamasını hemen yanlış tercih olarak değerlendirmemek gerekir. Uyum, çoğu zaman zamana ihtiyaç duyan bir süreçtir”
“Her Öğrenci İçin Aynı Yol Doğru Değil”
İstediği bölüme yerleşen öğrenciler için de sürecin henüz bitmediğine dikkat çeken Kamir, “Bir yıl daha hazırlanırsın, ne olacak?’ yaklaşımını doğru bulmuyorum. Çünkü bir öğrenci için yeniden hazırlanma kararı yalnızca takvimde bir yıl daha geçirmek anlamına gelmez. Öğrencinin akademik durumu, hedefi, çalışma alışkanlıkları, psikolojik dayanıklılığı ve gerçekten ne istediği birlikte değerlendirilmelidir. Aynı şekilde sırf bu yıl bir yere yerleşmiş olmak için öğrenciyi istemediği bir programa yönlendirmek de doğru değildir. Üniversiteye yerleşmek ile doğru üniversite ve bölüme yerleşmek aynı şey değildir” ifadelerini kullandı.