|
Tweet |
Gastronomi&Gastronomi Turizmi Uzmanı, Gurmeve Mutfak Yazarı Boğaç Yüzgül, turizmde istihdamın, en az turizmi geliştermek kada önemli olduğunu dile getirdi.
Türk ve Dünya Mutfağı üzerine yaptığı çok sayıda gönüllü çalışma ile başta gastronomi sektörü olmak üzere birçok kesim tarafından büyük takdir toplayan ve aynı zamanda Dünya Şarap Lezzetçileri Birliği Üyesi konumunda da bulunan Uluslararası Mutfak Sanatçıları ve Gurmeler Birliği Türkiye Masası Yönetim Kurulu Onursal Üyesi, Dünya Yöresel Lezzetleri Tanıtma Platformu Başkanvekili, TURİZMAGAZİNİST Araştırmacılar ve Yazarlar Platformu Mütevelli Heyet Üyesi ve Türkiye Görsel Sanatlar ve Edebi Eserler Eleştirmenleri Konsorsiyumu Genel Sekreteri Gastronomi&Gastronomi Turizmi Uzmanı, Gurmeve Mutfak Yazarı Boğaç Yüzgül, turizmde istihdamın, en az turizmi geliştermek kada önemli olduğunu dile getirdi.

Mersin'de düzenlenen, 'Turimde İstihdamın Yeni Trendleri Sempozyumu'nun, 'Butik ve Düşük Yıldızlı Otellerdeki Turizm Personelinin Kalite Zorunulluğu' oturumunda konuşan Gastronomi&Gastronomi Turizmi Uzmanı, Gurmeve Mutfak Yazarı Boğaç Yüzgül, ''Turizmde personel yetkinilği ve istihdamda belli başlı kurallara uyulması çok mühim. Konaklama sektöründe personel devri uzun yıllardır bilinen bir sorun. Ancak son dönemde bu durum, tersine çevrilmesi giderek zor bir eğilim haline dönüştü'' yorumunu yaptı...
İşte Türk ve Dünya Mutfağı üzerine yaptığı çok sayıda gönüllü çalışma ile başta gastronomi sektörü olmak üzere birçok kesim tarafından büyük takdir toplayan ve aynı zamanda Dünya Şarap Lezzetçileri Birliği Üyesi konumunda da bulunan Uluslararası Mutfak Sanatçıları ve Gurmeler Birliği Türkiye Masası Yönetim Kurulu Onursal Üyesi, Dünya Yöresel Lezzetleri Tanıtma Platformu Başkanvekili, TURİZMAGAZİNİST Araştırmacılar ve Yazarlar Platformu Mütevelli Heyet Üyesi ve Türkiye Görsel Sanatlar ve Edebi Eserler Eleştirmenleri Konsorsiyumu Genel Sekreteri Gastronomi&Gastronomi Turizmi Uzmanı, Gurmeve Mutfak Yazarı Boğaç Yüzgül'ün o konuşması:
''Turizmde personel yetkinilği ve istihdamda belli başlı kurallara uyulması çok mühim. Konaklama sektöründe personel devri uzun yıllardır bilinen bir sorun. Ancak son dönemde bu durum, tersine çevrilmesi giderek zor bir eğilim haline geldi. Ana neden çok ama çok basit aslında; iş yerindeki yoklamalar, özellikle kalifiye çalışanlar arasında ciddi bir sorun oluşturuyor. Her zaman vurguluyorum; turizm sektöründe, turizm mezunu sayısı çok az. Ne alt kademede, ne yönetimde; turizm mezunu house-keeping de az, otel müdürüde. Bu yoklamaların temelinde ise iş anlayışında yaşanan derin değişimler bulunuyor. Artık çok az kişi, kötü çalışma koşullarını, uzun saatleri ve fiziksel ile duygusal yorgunluğu kabullenmek istiyor. Ama büyüğünden küçüğüne, fahiş fiyatlarla vurguncu haline geen oteller, asgari ücretin üstüne çıkmakta hayli direnç gösteriyor. Bugün artık çalışanlar için sağlık ve yaşam kalitesi öncelikli hale geldi; misâl çoğu otel personeli, personel yemeği mantığında tabildotu kabul etmiyor. Otel mutfağındta binbir yemek pişerken, çalışana kuru fasulye-pilav layık görmek zaten etik ve vicdani değil. Yine birçok kişi, yaşamlarını sürdürebilecekleri, keyif alabilecekleri ve sağlıklarını koruyabilecekleri işlerde çalışmayı tercih ediyor. Normal şartlarda, turizm sektörü, hele de mevsimsel devinimlerde son derece keyifli bir sektör, yerine göre bahşişi de bol ama, maalesef açgözlü otel yönetimleri, bunu bile çoğu zaman çok görüyor çalışanlarına; oysa çok uluslu zincir otellerde bile görülen bu durumun, aynı otel markalarının yabancı versiyonlarında tam tersine, motive etmek için ayda bi personel gecesi, on beş günde bir otel turistik imkanlarınan faydalama gibi uygulamalar var. Tabii ki sıkıntı, sadece çalışanların tercihleriyle izah edilemeyecek kadar derin. Konaklama sektörü, büyük bir dönüşümden geçiyor. Yeni projeler, gelişmiş teknolojiler ve daha modern çalışma yöntemleri sektörde öne çıkıyor. Çalışanların kendilerini değerli ve duyulmuş hissetmeleri giderek daha önemli hale geliyor. Fakat sektörün yapısal sorunları devam ediyor: düşük mesleki eğitim seviyesi ve kalifiye personel eksikliği, çalışanların işe uyum sağlamasını zorlaştırıyor ve hazır olan profesyonellerde hayal kırıklığı yaratıyor. Yaşanan süreç, sektörde yetenekli çalışanların motivasyonunu kaybetmesine ve sürekli personel değişimine yol açıyor. Sonuç olarak hem işletmeler hem de çalışanlar zarar görüyor. Burada aslında, 'Çalışan Bağımlılığı' ön plana çıkabilir. Kariyeri boyunca edindiği deneyimlere göre, devrin azalması çalışanların değerli hissetmesi ve kariyer fırsatlarının sağlanması ile mümkün. En etkili çözümler ise karmaşık değil; somut, ölçülebilir ve sürdürülebilir tedbirelrdir essen. Adil ücret, çalışanın çabasının karşılığını aldığını hissetmesini sağlar ve devri azaltır. Öyle ki, hele motivasyon unsuru bir ön plana çıksa, rekabet artar, performans da doğal olarak artar. Tabii ki kimse köle değil, fazla mesai başka, köle gibi hizmet beklemek başka. Bilinirliği sağlanmış, aykırı olmayan ve sabit programlar, yoklamayı düşürür ve yaşam kalitesini artırır. Eğitsel boyutun ise hem sürdürülebilir, hem de sttik ve devinimsel olması lazım. Çalışanlar teknik bilgi, müşteri ilişkileri, liderlik ve çatışma yönetimi gibi alanlarda düzenli eğitim almalıdır. Çalışanın geleceğinin ub meslekte olabileceği de zihnine işlenmeli. Hâtte, gelecek beklemeyen istihdam edilmemli. Yükselme, uzmanlaşma ve iç hareketlilik fırsatları, yetenekleri elde tutar. Elbette yönetim, ezmeden ama net bir biçimde alanlara hakim olmalı. Kural koymalı. Roller, sorumluluklar ve kuralların netliği, psikolojik güvenliği artırır ve ekibin verimli çalışmasını sağlar. Turizm kadar, turizm presoneli de ihmâl edilmemeli. Tüm bu uygulamalar hayata geçirildiğinde ekip bağlılığı artar, iş aşkı da tavan yapar; personel devri düşer ve sektörün istikrarı ile hizmet kalitesi yükselir. Konaklama sektörü, her zaman yüksek personel hareketliliğine sahip bir alan olmuştur; ancak günümüzde, sadece yetenekleri işe almak değil, onları elde tutmak için de yeni iş modellerine uyum sağlamak artık olmazsa olmazlardan. Turizmin geleceği, yatırımdan çok, insanı ön palan çıkarmakta saklı. Tıpkı, 'İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın' anlayışında olduğu gibi...''
MERSİNEWS