beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort avcılar escort sex hikayesi porno seyret beylikdüzü escort
Bugun...


Sinem Elgün

facebook-paylas
VAR MISIN
Tarih: 06-04-2025 14:33:00 Güncelleme: 06-04-2025 14:35:00


 

Gerçekten var mısınız?

 

Yine Descartes’ten bir alıntı yapacağım, bunun amacı kendimi tekrar etmek değil; tekerrürün zihne bir mıh özelliği taşıması…

 

Evet, bir kere insansanız, düşünüyorsanız, varsınız…

 

Varlık sebebinizi ise siz belirlersiniz…

 

Bizzatihi siz, kendiniz…

*********

 

Bugün bir kişisel gelişim kitabı akratacağım sizlere…

 

Türkiye’de, belki de ‘Kişisel Gelişim Yayıncılığı’nın öncüsü bir değer olan Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’nun, ‘Var Mısın’ kitabı…

*********

 

Baştan bir not aktarmamda fayda ar:

 

‘Kişisel gelişim kitapları, aslında her ne kadar uzmanlarınca yazılmış olsalar da, ‘Sosyopsikolojik Kapitalizm’ kavramının, ‘Tek Tip İnsan yaratma’ arzusuna hizmet eden kitaplardır…

 

Hayattan umduğum bulamayan kişilerin, güya başvurarak hayatsal beklentilerini karşılayacak kitaplar gibi algılanagelmiştir…

 

Oysa, içinizde ya da hamurunuzda yoksa; aktaran, anlatan ya da yazan kim olursa olsun; fayda sağlamaz…

 

Özünüz iiy değilse, iyi insan olmayı, bunu vaad eden kitaplarla öğrenemezsiniz…

 

Romantik değlseniz, kitaplaral olamazsınız; oldum zannedersiniz, ama sırıtır, olmaz…

 

Lakin yine de, bu tip kitaplardan akıl alarak, eksik yanlarınızı görmeniz açısında kaynak ya da, ne bileyim; ‘Aklınızın bir köşesinde dursun’ mantığında kitaplar olabilir, ama hepsi hepsi o kadar…

 

*********

 

Yazarımız Doğan Cüceloğlu, 1938 Mersin-Silifke'de doğmuştur.

 

Doğan Cüceloğlu kimdir: 83 yaşında hayatını kaybeden ünlü psikolog ve yazar  - BBC News Türkçe

 

Doğan Cüceloğlu, Amerika'da doktora yaptı ve profesörlüğe kadar yükseldi…

 

*********

Gelelim kitabımıza…

 

‘Var Mısın?’ kitabı, size, sizin kendinize sormanız gerekenleri soruyor ya da sorduruyor…

*********

 

Kişi ailesiyle birlikte yaşarken bir ekip olduğunun arkında olmalı.

 

Eğer bir ekip ile yaşadığının farkına varırsa sorumluluk bilinci geliştirme daha kolay olur. Aslında hayat bir ekip’ten ibarettir. Ekip’ de bulunan herkes bir bireydir. Bireyler ekip içindeki sorumluluklarının farkına varır ve bu görevleri yerine getirmek için çaba gösterirler. Bireyler bu ekipler içerisinde sorumluluğunu bilecek ve yerine getirebilecek düzeyde yetiştirilmelidir. Ancak ekip yani “BİZ” bilinci çocuğa işlenirken onun da bir birey olduğu unutulmamalıdır. Çocuk, birey olduğunun farkında olarak ekipte bulunabilmeli ve kişisel sorumluluklarını biliyor olmalıdır.

 

Var Mısın? - 5 Kitap - Doğan

 

İnsan öğrenen bir varlıktır. Bir şeylerin farkına varmaya başlamasından itibaren karakterini oluşturmaya başlar. Öğrenmenin bitişi ölüm ile gerçekleşebilir. İnsanlar sadece yaptıkları doğru hareketlerden ilerlemezler. Yapılan yanlışlar, doğrulara götürecek yolların taşlarını oluşturur. Belki geçmişte o hatayı yapmasa şimdiki sen olamayacaktın. Geçmişte ya da şimdi yapmış olduğun her eylem sana bir şeyler öğretmeye çalışır. Bir hatayı birden fazla kez yapıyorsam hep almam gereken dersi almadığımı düşünürüm. Ve dönüp o şeyi gözden geçiririm. Hata neresinde? Düzeltilmesi gereken şey ne? Unu bulduğun ve yoluna koyduğun o hatayı öğrendiğin an bir daha tekrar etmemeye başlarsın çünkü sınavını vermiş sayılırsın. Bu nedenle yaptığımız hatalarla da biziz. Şu an bu haldeki bizsek her eylemimiz bunda etkili olmuş, bu bizi ortaya koymuştur.

 

Korku Kültürü, kişilerin birbirine olan saygısının korkudan kaynaklı olduğu bir anlayıştır. Korku kültürü olan yerde “biz” bilinci oluşmamıştır. Dolayısıyla sorumluluklar da bir ekip anlayışı içinde, kişilerin isteyerek yapmadığı işlerden oluşuyor. Bir müddet sonra, korkulan kişinin baştan gitmesi, ya da en ufak bir maaş gecikmesinde çalışan emektarlar isyana kalkışır ve gitmek için er aramaya başlarlar. Sevgi Kültüründe olan bir iş yerinde ise insanlar patrondan korkmadan, kendi sorumluluklarının farkında olarak çalışırlar. Sorun çıkarıcı değil çözücü yaklaşırlar. Yeşilçam da da örneklerine rastlanılan yeteri kadar ücretlerini alamayacak olsalar da işten çıkmadan bir şeyler yapmaya, işi devam ettirmeye çabalarlar. Çünkü Sevgi kültürü olan bir iş yeri çalışanların ihtiyaçlarının farkındadır ve buna göre davranılır. Onların birer birey olduğu hissettirilerek “Biz” olarak çalışmalar devam ettirilir. Korku Kültürü olan iş yerleri er ya da geç olarak hazin sona uğrama ihtimalleri yüksek olsa da sevgi kültürü barındıran iş yerlerinde bu tehlikeye çok fazla rastlanılmaz. İnsanlar birbirleriyle, aileler arası ilişkilerde de sevgi kültürüne dayandırılmalıdır. Korku kültürüyle kaplanmış bir aile ortamı en ufak boşlukta bireylerin kaçma sağlayacağı hapishanelere dönüşebilir.

 

İnsanların eylemlerini davranışsal olarak değil de davranışların arkasında saklanmış olan niyetlerine bakmalıyız. Oysa ne kadar çok var iyi niyetle yapılmış kötü davranışlar. Bir ebeveyn - çocuk ilişkisinde de aynı şeyi görürüz. Her anne – baba çocuğunun saygın, iyi bir meslekte, güzel bir gelecekte olmasını ister. Iyi biriyle evlensin, yuvasını kursun hep hayalidir. Çocuğum doktor, mühendis olsun hayatını kurtarsın istenir ancak çocuğu sorulmaz. Sen ne olmak istiyorsun? Hangi okula gitmek istiyorsun? Çocuğu bir alana yönlendirirken istekleri ve yetenekleri hesaba çoğu zaman alınmaz. Çocukla sohbet edilmez. Çocuğun istediği mesleği deneyimlemesine izin verilmez. Neden bu mesleği istiyorsun? Bu mesleğin geleceğini görüyor musun? İleride çocuğun babam bu meslekte derse memnuniyet duyacak mısın? gibi sorularla çocuğun seçmek istediği mesleğe farklı bakış açılarıyla bakması sağlanabilir ve böylece en önemli seçimlerden biri olan meslek seçimini doğru yapması sağlanabilir. Burada en önemli iş anne – baba ve tabii ki öğretmenlere düşüyor. Çocuğun yeteneklerinin farkın varması ve bu yetenekler doğrultusunda ilerleyerek hayatını devam ettireceği mesleğini seçmesi. Ama bunu yaparken bir çocuklara bir şeyleri dayatıyoruz. İyi bir geleceği olsun niyeti gibi iyi bir niyetle çocuğun istemediği bir geleceği çocuğa veriyoruz. Bu nedenle davranışların arkasında yatan niyet önemlidir.

 

İnsan kendini nasıl geliştirebilir?

 

Eş seçerken nelere dikkat edilmelidir?

 

Meslek seçiminde nelere dikkat edilmelidir?

 

Kendimizi nasıl geliştirebiliriz?

 

Neden okumalıyız?

 

Neleri okumalıyız?

 

Neden film izlemeliyiz?

 

Neden müzik dinlemeliyiz?

 

Birçok sorunun cevabını barındıran bu kitap hayata farklı bir bakış açısı ile yaklaşmamızı sağlıyor.

 

Aslında gündelik hayatta olan ancak fark etmediğimiz çok ufak olaylara büyük bakış açılarıyla bakmayı öğreten, adeta yeni bir göz kazandıran bir kitap…

*********

Görüşmek ve okunmak dileğiyle…

 



Bu yazı 2271 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI