Hep birlikte ailece dinlenen ‘Ajans’ bitmiş, ‘Beraber ve Solo Şarkılar’ programı eşliğinde akşam yemeğine geçilmiştir…
Akşam yemeği, o akşam biraz daha fazla hızlı yenmiştir…
Çünkü biraz sonra saat 20:00’de o müthiş program başlayacaktır:
Radyo Tiyatrosu…
***********************
Hiç radyo tiyatrosu dinlediniz mi?
Şimdi bazı okurlarımın, ‘Tiyatronun gerçeğine mi gittik de, radyosunu dinlemiş olalım’ iç seslerini duyuyorum; medyum filan değilim ama inanın bu serzenişi içten içe dillendiren yüzlerce okurum olduğunu biliyorum…
Haklılar da…
Çünkü, dijitalleşen ve teknolojik olarak gelişen radyoculukta artık radyo tiyatrosu kavramı maalesef bitirildi…
Oysa…
Oysa…
************************
Müthiş bir emekti radyo tiyatrosu…
TRT’nin, İngiliz BBC ve Amerikan NBC ile birlikte, dünyadaki okul niteliği taşıyan üç yayın kuruluşundan biri oludğu ve ipini koparanı mikrofona çıkarmadığı dönemlerde, resmen daire bakanlığı nezlinde temsil edilen, kurumun en kalabalık kadrolu birimiydi yönetim merkezi…
Öyle bir çalışma gerektiriyordu ki, en usta sanatçılar dahi, radyo tiyatrosundaki vazifeleri yüzünden zaman zaman gerçek tiyatrodaki provalarına katılamazlardı…
Nasıl bir çalışma temposu vardı peki radyo tiyatrolarının…
*********
Bir kere ayrım yapılmaksızın her görüşten, her fikirden eser yer alırdı radyo tiyatrolarında…
Eser seçildikten sonra, radyo uyarlaması yapılırdı; ardından da, aynı hızla senaryosu yazılır, karakterler belirlenirdi…
Rollerin taksiminden sonra ise, araya girecek olan efektler tek tek hazırlanır ve stüdyo aşamasına geçilirdi…
Taş çatlasa, o da en iyi ihitmalle, 30 metrekareyi dahi bulmayan daracık bir odada, camekanın arkasındaki yönetmenin işareti ile rollerini canlandıran oyuncular…
Her biri çapı 25 santimi bulan bantlara kaydedilen sesler, aynı bantlardan üzerlerine eklenen efektler, kurgu ve nihayet yayın…
*********
Yazarken yoruldum, biliyor musunuz bir eser en az iki hafta ancak çıkardı ve üç günde bir de oyun yenilenirdi…
Her gün yayınlanan ‘Arkası Yarın’dan söz etmiyorum, o çok sonraki bir alışkanlık; bu tam bir tiyatral şölen…
*********
TRT arşivinde 10 bine yakın eser var…
İnternet video platformlarında ise, yüzlercesi…
Hiç dinlemediyseniz, mutlaka dinleyin…
Kimler mi var oynayan?
İlk başta, en çok tanıyacağnız isitlerden söz edeyim; tabii çok ama çok gençilk dönemleri…
Şener Şen, İlyas Salman, Zafer Ergun, Sönmez Atasoy, Mehmet Ali Erbil ve Çetin Tekindor misal…
Peik başka müthiş sesli hangi sanatçılar vardı…
Toron Karaca, Toto Karaca, Tijen Par, Necdet Mafi Ayal, jean Mafi Ayal, Alev Sezer, Yıldırım Önal, Tolga Aşkıner, Metin Serezli, Rüşta Asyalı, Nurşen Girginkoç, Macide Tanır, Tanju Gürsu, Şevket Altuğ, Zeki Alasya, Selim Naşit, Adile Naşit, Ayten Gökçer, Cüneyt Gökçer, Denz Gökçer, Mustafa Aabora, Işık Yenersu, Işıl Yücesoy, Nevra Serezli ve tabii ki davudi sesli Semih Sergen, Agah Ün, Kerim Afşar, Buark Sergen, Leman Çıdanlı, Tekin Akmansoy…
Saymakla biter mi?
Bitmez…
Siz hele bir de oyunlarını dinleseniz, o küçücük odadan yükselen Türk ve Dünya Klasikleri…
******************
‘Suç ve Ceza’yı dinleyin misal…
Ya da ‘Cimri’…
‘Sefiller’ mesela…
‘Keşanlı Ali Destanı’ ya da ‘Hasad Mevsimi’…
*********
Dinle dinle bitmez…
Ama bir alışkanlık yaptımı; inanın müptelası olursunuz…
Bu bağımlılık da güzel bir bağımlılık…
Sonra da her gün, Rüştü Asyalı’nın o müthi sesi ile anonslana yeni yeni radyo tiyatroları dinlemekten kendinizi alamayacaksınız…
Bugün kitaba ara verip, bir başka kültür-sanat alanına teğet geçiş yaptım…
Tabii ki bir sonraki yazımda yine ‘Kitap’ diyeceğim…
*********
Bir dipnot…
1960lı yıllardan iitbaren yayınlandığı andan itibaren, sadece İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Trabzon, Erzurum ve Mersin-Çukuroa bazlı yayın yapıla dahi bu kentlerde sokaklar boşaır, evcek; ‘Lambalı Radro’ denilen ve ancak beş dakikada ısındıktan sonra yayın alan radyoların başında radyo tiyatrosu dinlerdi…
*********
Radyo Tiyatroları’nın etkisi de büüyk olurdu…
Buna bir örnek, ABD’den…
1950li yıllar…
Bir radyo tiyatrosu ve snatçılardan biri Orson Wells…
Hani o, ‘Ben Gençliğin ne Demek Olduğuun Biliyorum, ama Sen Yaşlılığın Ne Anlam aGeldiğini Bimiyorsun’ şarkısını sesendiren o Bass-Bariton ses…
Bir replikte, ‘Merihlielr dünyayı işgal ediyor, sığınaklaar’ demiş ve ABD’de yüz bnerce kişi gerçek sanıp, sokaklarad isyna yol açmış…
Ölenler dahi olmuş…
İlginç deği mi?
İşte olumsuz da olsa, sanatın gücü ve etkisi…
********
Bir dipnot daha haydi…
Yazımın başında ‘Ajans’ diye yazdım ya…
‘Ajans’ aslında, ‘Haberler’ ile aynı anlama geliyordu ama o dönemlerde Anadolu Ajansı’nın akşam bültein gelerid radyoya ve o okunurud spikerce…
Bu yüzden de, ‘Sayın dinleyiciler, şimdi ‘Ajans’ı sunuyoruz’ anonsu ile yayınlanırdı haberler…
Tabii Anadolu Ajansı’nın, trafsız ve dünyanın en iyi haber ajanslarından bri olduğu dönemlerdi o dönemler…
*********
Bu arada, radyo tiyatrolarının bir görme engelli olarak, biz görme engelliler tarafından çok yoğun bir ilgi ie takip edildiğini biliyorum...
bizim için de bambaşka bi dünya yaratıyor bu harikulade eserler...
ben istiyorum ki, radyo tiyatrosu dinleme oranı tüplumun tüm kesimlerien sirayet etsin...
bugün pozitif bir ayrımcılık olarak, ebeveynlerin çocuklarının internete fazla düşkünlüğünden söz ettiğini biliyoruz. Hatta bazı ortamlara belli saatten sonra ekran karşısında olunmak dtahi istenmiyor ya...
O saatlerde, eskisi gibi radoy tiyatrosu dinlensin...
Siz dtejavu deyin, ben nostalji...
Bana soracak olursanız, 'Suç ve Ceza' eserinden başlayın...
erişilebilirliği dte kolay...
Başta YOUTUBE olmak üzere, birçok viedo paylaşım sitesi ile birlikte, TRT uygulamasında da bulabilirsiniz...
Görüşmek ve okunmak dileğiyle…