Bir şehri yönetmek kolay değildir. Hele söz konusu bir zamanlar yıllarca yaşadığım New York ise…
Milyonlarca kişinin yaşadığı, dünyanın dört bir yanından insanların gelip yerleştiği bir şehirden söz ediyoruz. Böyle bir yerde belediye başkanı olmak, yalnızca makam koltuğunda oturup açılışlara katılmak değildir. Asıl mesele, sabah evinden çıkan vatandaşın hayatını biraz olsun kolaylaştırabilmektir.
İşte Zohran Mamdani'nin New York Belediye Başkanlığı macerasını ilginç kılan da tam olarak bu. Mamdani, seçim kampanyasında üç temel mesele üzerinden yürüdü:
Çocuk bakımı, ulaşım ve konut. Bunların yanına daha sonra gıda fiyatları, kamu güvenliği, kütüphaneler, parklar ve sosyal hizmetleri de ekledi. Peki başarılı olabilecek mi? Bunu zaman gösterecek. Ama ortaya koyduğu belediyecilik anlayışına baktığımızda önemli bir şey görüyoruz:
“Belediye vatandaşa ne yapabilir?” sorusunu, “Vatandaş belediyeden ne bekliyor?” sorusuyla birlikte düşünüyor.
Bu çok önemli. Çünkü belediyecilik yalnızca asfalt dökmek değildir. Vatandaşın cebine dokunmaktır. Zamanına dokunmaktır. Çocuğuna dokunmaktır. Evine dokunmaktır. Ve bazen de markette eline aldığı ürünün fiyatına dokunmaktır.
New York'un en büyük sorunlarından biri konut. Mamdani yönetimi, önümüzdeki on yıl içinde 200 bin yeni uygun fiyatlı konut inşa etmeyi ve 200 bin konutu da korumayı hedefleyen “Block by Block” planını açıkladı. Bu yalnızca “daha fazla bina yapalım” meselesi değil. Çünkü bir şehirde insanlar çalışıyor ama kazandıkları paranın büyük bölümünü kiraya veriyorsa, o şehir ekonomik olarak ne kadar güçlü görünürse görünsün vatandaş açısından hayat zorlaşır.
Mamdani'nin yaklaşımı burada oldukça net:
Şehir büyürken, şehirde yaşayan insan da yaşayabilmeli. İşte belediyeciliğin temel sınavlarından biri bu.
Bir başka mesele çocuk bakımı.
Mamdani yönetimi, dört yıl sonunda New York'taki bütün iki yaşındaki çocuklara ücretsiz çocuk bakım hizmeti sunma hedefi koydu. İlk aşamada 2 bin çocuk, sonraki yıl 12 bin çocuk için ücretsiz kontenjan planlandı. Bu program için New York eyaletiyle 1,2 milyar dolarlık bir anlaşma da yapıldı. Burada aslında çok basit bir belediyecilik mantığı var: Anne ve baba çocuğunu bırakacak yer bulamıyorsa çalışamaz. Çalışamazsa gelir azalır. Gelir azalırsa kira, market, ulaşım ve diğer masraflar daha da ağırlaşır.
Yani çocuk bakımı sadece sosyal politika değildir. Aynı zamanda ekonomi politikasıdır.
New York'ta milyonlarca insan toplu taşıma kullanıyor. Bu nedenle Mamdani'nin hızlı ve ücretsiz otobüs hedefi de dikkat çekiyor. Yönetim, ilk aşamada bir milyondan fazla New Yorkluyu ilgilendiren otobüs hatlarında hızlandırma çalışmalarına başladı ve bazı yolculuklarda yaklaşık altı dakikaya kadar zaman kazandırmayı hedefledi.
Şimdi burada küçük gibi görünen ama aslında büyük bir ayrıntı var:
Vatandaşın zamanı. Belediyecilik bazen yeni bir gökdelen yapmak değildir. İnsanın işe giderken trafikte geçirdiği yarım saati azaltmaktır. Bir annenin çocuğunu okuldan almaya yetişebilmesidir. Bir işçinin eve yarım saat daha erken ulaşmasıdır. Bir öğrencinin otobüs beklerken kaybettiği zamanı geri kazanmasıdır. Şehir yönetiminin başarısı biraz da burada ölçülür.
Mamdani'nin en çok tartışılan projelerinden biri ise belediyeye ait marketler. Beş ilçede şehir destekli marketler kurulması planlanıyor. Amaç, temel gıda ürünlerini daha uygun fiyatlarla vatandaşla buluşturmak. Projenin toplam bütçesi 70 milyon dolar olarak açıklanmış durumda. Bu fikir kulağa ilginç geliyor. Ama aynı zamanda ciddi bir tartışmayı da beraberinde getiriyor:
Belediye market işletmeli mi? Bir tarafta “Vatandaş daha ucuz gıda alacak” diyenler var. Diğer tarafta ise “Belediye özel sektörle rekabet etmemeli” diyenler.
Üstelik küçük market ve bakkal sahiplerinin bu projeden zarar görebileceğine ilişkin itirazlar da bulunuyor. Dolayısıyla burada başarı, market açmakla değil, gerçekten fiyatları düşürürken mahalledeki küçük esnafı ezmeden bunu başarabilmekle ölçülecek.
Peki başarılı belediye başkanı kimdir ? Bence cevap aslında çok basit. Başarılı belediye başkanı; vatandaşın sesini dinleyen, parasını dikkatli harcayan, şehrin geleceğini bugünden planlayan, kaldırımından ulaşımına, parkından konutuna, çocuk bakımından güvenliğine kadar hayatın her alanına dokunan kişidir. Ve en önemlisi… Seçimden önce verdiği sözleri, seçimden sonra unutmayan kişidir.
Mamdani'nin önünde de büyük bir sınav var. Çünkü seçim kazanmak başka şeydir. Şehir yönetmek başka… Bir sloganla iktidara gelebilirsiniz. Ama bir şehri ancak sonuçlarla yönetebilirsiniz. New Yorklular bir süre sonra afişlere değil, faturalarına bakacak. Kiralarına bakacak. Market poşetlerine bakacak. Otobüste geçirdiği zamana bakacak. Çocuğunun bakım masrafına bakacak.
Ve sonunda şu soruyu soracak:
“Benim hayatım gerçekten kolaylaştı mı?” İşte Mamdani'nin gerçek karnesi de o zaman ortaya çıkacak. Çünkü belediyeciliğin en güzel tarafı şudur: Başkanın yaptığı hizmet, vatandaşa anlatılmak zorunda kalmıyorsa başarılıdır. Vatandaş zaten onu her sabah hayatında, yanında görür. Bir otobüste… Bir parkta… Bir kütüphanede… Bir okulda… Bir markette… Ya da ay sonunda cebinde kalan parada.İyi belediye başkanı, şehri kendisi için değil, şehirde yaşayanlar için yönetendir. New York'un yeni belediye başkanı için asıl hikâye şimdi başlıyor.
Ve bu hikâyenin başlığını da zaman yazacak:
Mamdani, New York'u değiştirdi mi; yoksa New York mu Mamdani'yi değiştirdi?
Bu arada ne alaka New York belediyesi ve Mamdani diyorsanız hala onu da siz düşünün gari...
Nota ve Tınıyla...