Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
BİR ŞARKI YARIM KALDI...
Tarih: 07-11-2026 13:43:00 Güncelleme: 07-11-2026 13:47:00



Gelevera Deresi…


Karadeniz’in bir deresi gibi akıp gitti ömrü. Ardında türküler, sevdalar, umutlar ve dinledikçe insanın yüreğini sızlatan bir ses bıraktı. Bazı insanlar vardır; onları hiç tanımasanız da kaybettiklerinde içinizde bir şey eksilir. Kazım Koyuncu, işte o insanlardan biriydi.


İşte Gidiyorum…


Bir insanın gidişi bu kadar erken, bu kadar acı olabilir mi? Henüz 33 yaşındaydı. Daha söyleyecek sözleri, çalacak şarkıları, yaşayacak sevdaları vardı. Ama hayat, bazen en güzel hikâyelerin ortasına acımasızca bir nokta koyar. Kazım’ın hikâyesinde o noktanın adı, Çernobil felaketinin gölgesinde büyüyen bir acıydı.


Hayde…


Oysa hayat, yaşamak için ne güzel bir şeydi. Bir sabah uyanmak, sevdiğin insanın sesini duymak, bir dostla gülmek, denizin kokusunu içine çekmek… Kazım’ın şarkılarında bunların hepsi vardı. Bir insanın yaşama sevincini, memleket sevdasını ve özgürlüğe olan inancını aynı gitarın tellerinde buluşturmuştu.

 

Ben Seni Sevduğumi…


Sevmenin, özlemenin, kavuşamamanın ne demek olduğunu bazen bir şarkı anlatır. İnsan dinlerken kendi hikâyesini hatırlar. Kazım'ın sesi, hiç tanımadığı insanların bile yüreğinde kendine bir yer buldu. Belki de gerçek sanatçılık tam olarak buydu: Hiç tanımadığın insanların hayatına dokunabilmek.


Didou Nana…


Bazen bir şarkı, insanın anlatamadığı her şeyi anlatır. Bazen bir ezgi, yıllar önce yaşanmış bir acıyı bugünün yüreğine taşır. Kazım’ın sesi de öyle… Aradan yıllar geçse de dinleyenlerin içinde hâlâ genç, hâlâ umutlu, hâlâ hayata tutunmaya çalışan bir insanın sesi yankılanıyor.


Uy Aha…


Bir memleketin türkülerinde yalnızca sevinç yoktur. Gözyaşı, isyan, ayrılık ve kaybedilen insanlar da vardır. Karadeniz'in hırçın dalgaları gibi kimi zaman coşkulu, kimi zaman yaralıdır hayat. Kazım Koyuncu, bütün bu duyguları şarkılarına sığdırabilmişti.


Ve insan düşünüyor…


Bir insanın hayatı neden bu kadar erken yarım kalır? Bir felaketin bedelini neden en masum insanlar öder? Bir doğum gününde, kutlanması gereken bir ömrün yaşayamadığı yıllarına neden ağlarız?


Bugün 7 Kasım.
Bir doğum gününü kutlamak için değil, yarım kalmış bir hayatı hatırlamak için yazıyorum. Çünkü bazı insanlar öldüklerinde yalnızca kendileri gitmez; onlarla birlikte yaşanabilecek nice güzel gün de gider.


Bir insanın sesi susabilir. Gitarı bir gün duvara asılabilir. Ama bıraktığı iz hiçbir zaman silinmez. Ve bugün Karadeniz'in dalgaları kıyıya vururken insanın içinden tek bir cümle geçiyor:


Keşke bazı insanlar hiç ölmeseydi. Keşke bazı şarkılar hiç yarım kalmasaydı… Keşke bazı doğum günleri insanın yüreğine bu kadar ağır gelmeseydi.
Bazı sesler ölmez. Bazı şarkılar hiç bitmez. ❤️ 


Nota ve Tınıyla... 



Bu yazı 1273 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI