Daha Türkiye’de ‘Gastronomi’ yeni yeni algılanmaya, tanımlanmaya başlamışken; övünmek gibi olmasın; uluslararası düzeyde bir gastronomi uzmanıydım, hem de çok genç yaşlarımda…
Dünya Gastronomi Birliği ile 1990lı yılların başlarında tanıştım; Türk Mutfağı’na, Türkiye’ye ve tabii ki Atatürk’e hayran bir kitlesi vardı; her daim bir Türk yönetim kurulu üyesi barındırıyorlar, bunu bu kaynaklı düşünmeyin ama…
Temmuz ayı gibi benimle irtibata geçtiler; bana Türkiye’deki böreklerle ilgili bir çalışma yapmamı, kitaplaştırmamı istediler…
Ben de atlas mantığını önerdim; AB destekli bir proje; kabul ettirdim; gönüllü arkadaşlardan ekibimi kurdum; şu an sahadalar; 2027 Mayıs gibi derlemeye başlarım; 2028’e hazır olacak…
Börek deyip geçmeyin; sadece Trakya’da 21 ayrı çeşidi vadr, Kastamonu’da öyle; en az 10 çeşit oln Bingöl’de öyle, hâtta üç peynirli uydurmasını yani çakma kültürü saymazsak, Adana’da dahi dört ayrı tür börek var…
Düşünün bunları ölümsüzleştireceğim; asırlarca ve nesillerce taşınacak…
Artık internette her şey var mantığı yanlış; kalıcı bir eser olmalı; gerekirse dijital kopyası da olsun ama; biz eski dilde ‘Mevkût’ deriz, süreli olmayan, tek seferlik kalıcı eser…
İkinci görüşmemde; ‘Şekerli Kıymalı Börek’i anlattım, resmen dipleri düştü…
Dahasını da atlasta anlatacağım…
