Beş kardeş güneydoğudan göçmüşlerdi; önce Ankara’a; sonra da İstanbul’a…
Kardeşlerden biri kız çocğu olduğu için; o evde yemek yapıyor, sökük dikiyor; temzliği hallediyordu…
Memleketlerinin fıstığı ve battaniyesi meşhurdu…
Dört kardeş, sözde memleket ürünlrini satarak geçimlerini sağlamaya çalışıyorlardı…
Ne kadar romantık değil mi? Gülten Dayıoğlu romanlarına benziyor hikaye…
Ama sıkı durun; altı yıl geçti, geçmedi; üniversiteye de başlayan bu gençler bir anda; para içinde yüzmeye başladılar…
Bir başka beş yıl sonra ise dört kardeşin üçü ayrı ayrı holding kurdu; biri ise bir yandan habercilik eğitimi aldı; bir yandan ise yaşadığı çevrede ne kadar atıl han, işyei ve bina varsa ucuza kapatmaya başladı…
Tabii ki herkes, bu paranın kaynağının fıstıkla, battaniyeden gelmediğini biliyordu…
Ama para işte, herkesi susturuyordu…
Kardeşlerden ucuza han, hamam, arsa, işyeri kapatanı; ileri derece bir idelojinin de temsilcisi konumundaydı; o ideolojiye uygun bir de gazete kurdu…
Gazete, taraftarlarınca zaman zaman pek sevildi, zaman zaman se pek kızıldı; ama iyi ya da kötü 47-48 sene yayın yaptı…
Peki nasıl mı yaptı; çalışanlarını ve emekçilerini; ideoloji ayağına sömürerek, çoğu departmanda kanserlileri, emeklileri, muhtaçları üç kuruşa çalıştırarak; emek hırsızlığıyla, fikir hırsızlığıyla…
Çalışanlarının yüzde 75’inin sigortasını yapmayarak; gelecklerini çalarak…
Patronun para için yapmayacağı veryetelik yoktu; öyle ki para uğruna birçok cemaatin de sözcülüğün soyundu ve hâtta, Adnan Hocacılar ile bile çalışmak istedi; ucunda para vardı ya…
Ama hak işte, ilahi adalet; ağır bir hastalığa yakalanıp; çekerek öldü; ‘Geberdi’ diyemeyeceğim yazarlık etiği gereği ama, evet; geberdi…
Gazete, trilyonluk mirası; işi hiç bilmeyen, para yönetmeyi bie bilmeyen aile eşrafına kaldı; ki aşağılamak için yazmıyorum ama, aile eşrafı da; yaşadığı evin temizlikçisinden yaptığı çocuk ve mecburine nikah kıydığı temizlikçiydi…
Gazetnin bazı kurt çalışanları; yılların emeklerinin sömürülme intikamını, fena aldı; kendi çalıştıkları kurumu borçlu göserip, mirasçı aile eşrafınan yüklü para cebe atıp, sözde de başka bir gazete kurup, dinsizin hakkından nasıl imansızın geldiğini göstermiş oldular…
Bir zamanların, ülke gündemini sarsan bir gazetenin akıbeti; bir hırsızın ve bir soysuzun ah alması sonucu; dinsizin hakkından gelen imansızlarca tarihe karışmış oldu…
Yaşanan hikaye tamamen gerçektir; bir gün romanı yazılır mı bilmem; ama anıları olan onlarca insan tanıyorum…
