Bazı kitaplar vardır.
Onları elinize aldığınızda yalnızca sayfalarla karşılaşmazsınız. Birbirinden farklı hayatlarla tanışırsınız.
Farklı şehirlerden gelen seslerle... Farklı yüreklerden süzülen duygularla... Ve bazen hiç tanımadığınız insanların kelimelerinde kendinizi bulursunuz.
Geçtiğimiz günlerde elime geçen Işıktan Doğan Kalemler adlı eser, bana tam da bunu hatırlattı.
Şair ve yazarlar Süleyman Şen ile Şale Serdaroğlu'nun derlediği bu çalışma, farklı kalemleri aynı kitapta buluşturan kolektif bir edebiyat projesi.
Ancak bu kitabı özel kılan şey yalnızca çok sayıda ismin bir araya gelmiş olması değil. Asıl değerli olan, her şairin kendi iç dünyasından getirdiği duyguyu ortak bir çatı altında buluşturabilmesi.
Şiir biraz da budur zaten.
Bir insanın yalnız başına hissettiği bir duygunun, başka insanların kalbinde de yankı bulabilmesi...
Kitabın sayfalarını çevirdikçe kimi zaman özlemle karşılaşıyorsunuz. Kimi zaman ayrılıkla... Kimi zaman sevdayla... Kimi zaman da insanın kendi içine yaptığı uzun yolculuklarla...
Şale Serdaroğlu'nun dizelerinde hayatın yorgunluğu, kırgınlıkları ve suskunlukları dikkat çekiyor.
"Dilimin Döndüğü Kadar" şiirinde yalnızca bir aşkın değil, yaşanmışlıkların yükü de hissediliyor. Sanki şair, yıllardır içinde taşıdığı duyguları kelimelere emanet ediyor.
Süleyman Şen'in "Geceye Meftun" şiirinde ise başka bir duygu dünyası karşılıyor okuru.
Sevdaya, özleme ve bekleyişe dair samimi bir ses... Şiirin satırları arasında insanın kendi geçmişinden izler bulması mümkün.
Belki de şiirin büyüsü tam burada saklıdır. Şair yazarken kendi hikâyesini anlatır. Okuyan ise kendi hayatını hatırlar. İşte bu yüzden şiir yıllara meydan okuyabilir.
Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, insanın kalbine dokunan bir mısra yaşamaya devam eder. Bugün teknoloji çağında yaşıyoruz. Her şey hızla değişiyor. Kelimeler bile çoğu zaman birkaç saniyelik ekran görüntülerine dönüşüyor.
Ama şiir hâlâ direniyor. Hâlâ insanın içine işleyen birkaç satırın gücüne inanıyor.
Işıktan Doğan Kalemler de bu inancın güzel örneklerinden biri.
Çünkü bu kitapta yalnızca şiirler yok. Hayatlar var. Anılar var. Özlemler var. Kayıplar var. Bekleyişler var. Ve hepsinden önemlisi, kelimelere inanmayı sürdüren insanlar var.
Belki de edebiyatın gerçek gücü burada yatıyor. Birbirini hiç tanımayan insanları aynı duyguda buluşturabilmesinde... Aynı kitabın sayfalarında, aynı gökyüzünün altına toplayabilmesinde... Ve karanlık zamanlarda bile ışığın hâlâ kelimelerin içinden doğabildiğini hatırlatmasında...
Tıpkı bu kitabın adı gibi:
Işıktan Doğan Kalemler...
Nota ve Tınıyla...