“Gözlerin başka yerdeydi, Ben kaldım seyrinde, Ben seni biz diye sevdim, Sen yoktun hiç bizimle…”
Bazen bir insanı değil, onunla kurduğumuz hayali severiz. Söylenen birkaç güzel söze, romantik bir bakışa, içimizi titreten bir cümleye tutunur; karşımızdakinin gerçekte kim olduğunu görmezden geliriz.
Çünkü romantizm güzeldir. İnsana umut verir, hayal kurdurur, dünyayı olduğundan daha güzel gösterir. Ama bir tehlikesi vardır: Hayal ettiğimiz insanla gerçekte yanımızda duran insanın aynı kişi olduğunu sanmak. İşte romantizmle gerçekçilik arasındaki fark burada başlar.
Romantizm, bir ilişkinin nasıl olabileceğini gösterir; gerçekçilik ise gerçekte ne olduğunu… Romantizm söylenen sözlere inanır, gerçekçilik davranışlara bakar. Romantizm geleceğe dair düşler kurar, gerçekçilik bugünün gerçeklerini sorgular. Biri kalbin sesini dinler, diğeri o sesin karşılığını hayatta arar.
Elbette hayal kurmak yanlış değildir. Yanlış olan, hayallerimizi gerçeklerin yerine koymaktır. Birinin bizi sevmesini o kadar çok isteriz ki, sevgisinin olmadığını gösteren işaretleri bile görmeyiz. Gelmeyen bir mesajı yoğunluğuna, tutulmayan bir sözü şartlara, ilgisizliğini yorgunluğuna bağlarız. Sonra da karşımızdaki insanın gerçekte kim olduğuna değil, bir gün nasıl biri olacağına inanırız.
Oysa aşk, tek kişinin zihninde yazdığı bir hikâye değildir. İki insanın birlikte kurduğu, emek verdiği ve sorumluluğunu paylaştığı bir gerçektir. Sen bir ilişkiyi “biz” diye yaşarken, karşı taraf yalnızca kendi hayatında yer açıyorsa, ortada ortak bir hikâye yoktur. Senin hayalin vardır, bir de onun gerçeği… Sonunda hüsran yaşanır. İnsan yalnızca sevdiğini kaybettiği için değil, inandığı hikâyenin hiç yaşanmamış olduğunu fark ettiği için de üzülür.
Belki de yapmamız gereken, romantizmden vazgeçmek değil; romantizmin gözlerimizi kör etmesine izin vermemektir.
Çünkü gerçek aşk, hayallerimizi süsleyen değil, hayatın içinde de yanımızda durandır. Unutmayalım: Hayal kurmak kalbin hakkıdır; gerçeği görmek ise kendimize karşı sorumluluğumuz.
Ve bazen en büyük hayal kırıklığı, bir başkasının bizi aldatması değil, görmek istemediğimiz gerçekleri kendi ellerimizle örtmemizdir.
Nota ve Tınıyla...
