Düşünün…
Bir gün karşınıza anne ve babanız çıksa.
Size yalnızca beş dakikalık bir zaman verilse.
Ne yapardınız?
İlk anda konuşabilir misiniz?
Yoksa boğazınıza koca bir düğüm oturur da tek kelime bile edemez misiniz?
Sorar mısınız onlara:
“Bensiz nasılsınız?”
“Beni oradan görüyor musunuz?”
“Gurur duydunuz mu benimle?”
“Yanlışlarımı affettiniz mi?”
“Keşke dememek için yeterince sevdim mi sizi?”
Yoksa hiç soru sormaz, sadece sarılır mısınız?
O beş dakika boyunca kokularını içine çekip çocukluğunuza geri dönmek ister misiniz?
O kokunun sizi yeniden güvenli kollarına aldığını, dünyada hiçbir şeyin size zarar veremeyeceğini hissetmek…
Beş dakika…
Bir çocuğun annesinin dizine başını koyup gözlerini kapatması için yeter mi?
Babasıyla balkonda sessizce oturup ufka bakması için yeter mi?
O kısacık zamanda, yılların açtığı hasreti sığdırabilir misiniz?
Belki onlara suskunlukla bakarsınız. Çünkü konuşmak yetmez bazen; sözler çok küçük, gözyaşları ise çok büyüktür.
Belki “merak etmeyin” dersiniz, “dimdik ayaktayım, öğrettiklerinizle yaşıyorum.”
Belki “keşke size daha çok teşekkür etseydim” dersiniz.
Belki de “keşke daha az incitmeseydim.”
Anneye dönersiniz…
Yıllar önce sabahlara kadar uykusuz kalan, ateşlendiğinizde alnınızı öpen, en zor zamanınızda bile “sen yaparsın” diyerek size güç veren kadına. “Anne, bana hakkını helal et” der misiniz? Yoksa sadece gözlerinin içine bakıp “iyi ki benim annemdin” demekle yetinir misiniz?
Sonra babaya…
Sessizliğiyle öğreten, bir bakışıyla yol gösteren, sevgisini saklı yaşayan ama kalbinin en derininde taşıyan o adama. “Baba, senin gibi dimdik kalmaya çalıştım” der misiniz? “Senin yokluğunda hayatı daha zor ama daha onurlu yaşamayı öğrendim” diye ekler misiniz?
Ve o beş dakikanın sonunda yine gidecekler. Siz yine yalnız kalacaksınız. Ama bu kez, o kısa anın bıraktığı izlerle…
Çünkü beş dakikada bile, bir ömür boyu sürecek sevgi, özlem ve öğreti yeniden canlanır.
Peki ya şimdi? Henüz hayattayken yanımızdalarsa?
Kaç kez sarılıyoruz onlara?
Kaç defa “iyi ki varsınız” diyoruz? Kaç defa gerçekten gözlerinin içine bakıp minnetimizi dile getiriyoruz?
Onlar yanımızdayken çoğu zaman sıradan görürüz varlıklarını. Oysa bir gün, sıradan sandığımız o anların mucize olduğunu anlarız.
Belki de asıl mesele şudur: Beş dakikalık mucizeyi beklemeden, bize sunulmuş her anı mucizeye dönüştürebilmek.
Çünkü bir gün, o beş dakikaya muhtaç kalacağız.
Ve o gün geldiğinde, keşke dememek için bugün sarılmalıyız, bugün sevmeliyiz, bugün teşekkür etmeliyiz.
Beş dakika…
Bir ömre sığmaz gibi görünür.
Ama aslında, doğru yaşanmış bir ömür, o beş dakikaya sığacak kadar değerli izler bırakabilir.
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler casino siteleri
gaziantep escort,alanya escort,gaziantep escort
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
beylikdüzü escort ,istanbul escort ,beylikdüzü escort ,ataköy escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,bakırköy escort ,esenyurt escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,beylikdüzü escort
