beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Aybüke Bafralıoğlu

facebook-paylas
ZIKKIMIN KÖKÜ
Tarih: 18-08-2024 19:17:00 Güncelleme: 19-08-2024 15:35:00


 ‘………Hafta sonu geldi, yarın tatil, şöyle hanımı, eşi-dostu, çocukları alayım da bir piknik yapalım. Şöyle güzel bir mangal da yaktık mıydı; kanat, köfte neyim yaparız; sonra da üstünde bir köz kahve, değmeyin keyfimize, sabah erkenden yola koyuluruz; arkalarda bir yerde ağaçlık bir alan vardı; geçenlerde gördüm, serin serin pek güzeldir; gider gitmez mangalın başına geçerim, etrafta çalı çırpı da var, onlarla beslerim;  yakıverdim mi akşama değim sönmez………’

 

Hay mangal yerine zıkkımın kökünü yak…

*********

 

‘………Bu yıl ekin iyi mahsul verdi, şükür. Ama tarlada atığı da pek bir fazla, konu-komşu toplanalım da; şu anızı ateşe verdi miydik; etrafta çer çöp kalmaz. Yarından tezi yok, yakalım anızları………’

 

Hay anız yerine zıkkımın kökünü yak…

 

*********

 

‘………Hava çok sıcak, iyi ki geldik şu ormanlık alana,  püfür püfür esiyor; gezerken bir de sigara tellendirdim miydi……’

 

Hay sigara yerine zıkkımın kökünü içesin…

 

*********

 

‘………Hanım, ver şu araç dolabından serin bir soda da, yürüyüş yaparken içelim, meyvalısından olsun; cam şişe de kolay kolay soğumuyor; serin serin pek bi gider şimdi………’

 

Hay ormanda soda yerine zıkkımın kökünü içesin…

 

*********

 

Hainlik yaparak, bile bile yakan haysiyetsizlerden ya da şerefsizlerden bahsetmiyorum; onlar adı üstünde, hain, haysiyetsiz, şerefsiz zaten…

 

Ama şu canım ormanları başka başka yakan kim?

 

Sen, ben, o…

 

Bizler, Sizler ve Onlar…

 

Yani bizden biri, içimizden biri maalesef…

 

İçimizden bir görgüsüz, içimizden bir bilgisiz, içimizden bir cahil, içimizden biri; içimizden bir düşüncesiz…

 

*********

 

Bir orman, 400 yılda ancak oluşuyor; hatta bazıları 800-900 yılda bile zor oluşan cinsinden…

 

‘Ciğerimiz yanıyor’ derken; ormanlık alanla, bir coğrafyanın ciğerleridir; daha ortaokula gelmeden biliriz ‘Fotosentez’ kavramını, öğretirler…

*********

 

Önceleri, çocuk koroları vardı okullarda; TRT Çocuk Korosu ile ezberlemiştik, ‘Tohumlar fidana, fidanlar ağaca, ağaçla ormana; dönmeli yurdumda. Yuvadır kuşlara, ekindir toprağa, can verir doğaya ormanlar yurdumda…’; ‘Kestane, gürgen, palamut; altı yaprak, üstü bulut; gel sen burada derdi unut; orman ne güzel, ne güzel…’ şarkılarını; Ziya Aydıntan ve Saip Egüz bestesi bir çok çocuk şarkısını ezberler, okul korolarında söylerdik…

 

Ormanın önemini, henüz çocukken öğretmişlerdi bize…

 

*********

 

İstanbul’da yaşayanlar bilirler, Bugünkü 1. Levent’ten yukarısı safi orandı…

 

Abartmıyorum; Levent’ten sonra yol patikalaşır, minibüsler yan yolla Sarıyer’e döner; kalan o yollar sırf ormanlıktı…

 

Maslak yoktu bile…

 

1977 yılının sıcak bir sonbahar akşamı, bugünkü Maslak Plazzalar’ın olduğu alanda, piknikçilerden kalma kılıfı giydirilen bir yangın çıktı; ağaçlık alan öyle sık ve öylesine çok ağaç vardı ki; Belgrad Ormanları da denilen ormalık alanın, Beşiktaş’tan Sarıyer’e giderkenki, bugünkü 4.Levnet’ten bugünkü Darüşşafaka’ya kadar uzanan bölgede, o günün rakamlarıyla 5 milyona yakın ağaç kül oldu…

 

Ne tesadüf ki; o yangından sadece beş yıl sonra, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü projesi geliştirildi, 1988’de açıldığında, en az o yana ağaçların yarısı kadar ağaç da yol istimlakında katledildi; yanan ağaçların yeri de artık ağaçlandırılamayacağından; imar izni ile heyhüla gibi plazzalar bitti yanan ağaçların yerinde…

 

*********

 

**********

 

Orman, hazine arkadaşlar, milli, toplumsal bir hazine…

 

Topyekün bir koruma bilincien sahip olmalıyız…

 

Mangala ben de bayılırım, her gün yansa, her gün ipşenleri yerim ama, Tanrı bize o ormanları mangal yakalım da katledelim ağaçları diye vermedi…

 

Yetkililerin gösterdiği alanda yakalım ille de yakacaksak; sonra da adam gibi söndürelim…

 

Yakmasını bilmiyorsak da, hakikaten zıkkımın kökünü yakalım ama angal yakmayalım…

 

*********

 Ben tam bu yazıyı yazarken, bir haber daha düştü ekranıma…

 

Kapadokya’da, bir tekstil firması, fotoğraf çekimi için gittiği peribacalarına; dekora ysun diye pamuk yapıştırmış kimyasal madde ile; sonra bir bakmışlar ki; o kimyasal madde, peribacalarına zarar ermiş, aşınmış, kabarmış ve soyulmuş tarihi dokusu…

 

Yetkililer hemen ceza vermişler de…

 

Kardeşim…

 

150 trilyon dolar ceza yazsan ne, rakamla ifade edilemeycek bir meblağda ceza yazsan ne…

 

Tanrı sana üç milyon yıl önceden bir doğal güzelik vermiş…

 

Sen fotğraf çekeceğim, reklam yapacağım diye, üç milyon yıllık değeri tahrip etmişsin…

 

Ürettiğin donun, mayonun, bluzun fotorğafını çekme kardeşim; zıkkımın kökünün fotoğrafını çek…

 

Don, sütyen, pantolon, sweetshirt reklamı yapma kardeşim, zıkkımın kökünün reklamını yap…

 

Zira siz ve sizin gibileri, zıkkıın kökü paklar ancak…

 

Hoş kanıkma, ormanı umursamayacak,  tarihi mirasları umursamayacak kadar cahil, zavallı ve ihanet içindeyseniz; zıkkımın kökü bile sizden daha kıymetlidir…

 



Bu yazı 5723 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI