Bugun...



O KONGRE BAŞLADI

İstanbul Ticaret Kongresi Kapılarını Açtı

facebook-paylas
Tarih: 23-09-2026 18:23

O KONGRE BAŞLADI

 

 

 

İstanbul Ticaret

 

 

Kongresi

 

 

Kapılarını Açtı...

 

 

 

 

 

 

Kamu, iş dünyası, akademi ve uluslararası kuruluşların temsilcilerini “istikrar, sorumluluk ve yeniden inşa” ekseninde hayata geçen İstanbul Ticaret Kongresi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek, İstanbul Ticaret Üniversitesi Düşünce ve Proje Üretim Akademisi Müdürü ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Nazım Ekren’in açılış konuşmalarıyla başladı. Kongre, “Değişen Dünyada İstikrar Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası” 24 Eylül akşamı sona erecek.

“Değişen Dünyada İstikrar Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası” temasıyla kamu, iş dünyası, akademi ve uluslararası kuruluşların temsilcilerini bir araya getiren İstanbul Ticaret Kongresi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek, İstanbul Ticaret Üniversitesi Düşünce ve Proje Üretim Akademisi Müdürü ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Nazım Ekren’in açılış konuşmalarıyla başladı.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), uluslararası iş dünyası ve akademiden isimleri İstanbul’da bir araya getiren kongrede, küresel ticaretin değişen dengeleri, jeopolitik riskler, yeşil ve dijital dönüşüm, ticaretin normları ve etik değerleri, ticari istihbarat ve ticari diplomasi çok boyutlu biçimde ele alındı.

Açılış konuşmasında önemli açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: “Bu kongre; küresel ticarette dengelerin değiştiği ve belirsizliklerin arttığı bir dönemde, ülkemizin üretim, ihracat ve yatırım imkânlarını ele almak açısından mühim bir buluşmadır. Etkinliğin “Değişen Dünyada İstikrarın Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası” temasıyla gerçekleşmesi de yapılan istişareleri çok daha anlamlı kılmaktadır” dedi.

Küresel ekonomi ve küresel ticaretin son yirmi yıllık döneminde krizlerin ve şokların giderek sıklaştığı bir sürece girildiğini belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “2026 yılında Rusya-Ukrayna savaşının yeni boyutlar kazanmasının yanı sıra, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın getirdiği enerji şoku, yalnızca enerji fiyatları üzerinden değil; üretim maliyetleri, enflasyon, lojistik, dış ticaret, finansal koşullar ve büyüme kanalları üzerinden de küresel ekonomiyi eş zamanlı olarak etkilemektedir. Dolayısıyla artık küresel ekonomide şokların istisnai değil, neredeyse sürekli olarak yönetilmesi gereken bir unsur haline geldiği bir yapıdan söz ediyoruz. İstikrarlı şekilde istikrarsızlık üreten bir ortamda, uluslararası kurumların ve kuralların giderek zayıfladığı bir dönemdeyiz. Dünya Ticaret Örgütü, 2025 yılında yüzde 4,6 büyüyen küresel mal ticaretinin 2026 yılında yüzde 1,9 büyüyeceğini öngörürken Uluslararası Para Fonu da küresel büyümenin yüzde 3’e gerileyeceğini tahmin etmektedir. Küresel ekonomide ağırlık merkezi gelişmekte olan ülkelere ve özellikle doğuya kayarken rekabet; fiyatın yanı sıra sanayi politikaları, teknoloji ve ölçek ekonomileri üzerinden şekillenmektedir. Türkiye ekonomisi, bu zorlu küresel şartlarda üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle diğer ülke ve bölgelere kıyasla daha pozitif ayrışmayı başarmıştır”.

Gayrisafi yurt içi hasılasının 2025 yılında 1,6 trilyon dolara yükseldiğini 2026 yılının ilk yarısı itibarıyla da yıllıklandırılmış olarak 1,7 trilyon doları aştığını belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz “Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 oranında büyümüş, böylece kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaşmıştır. Zorlu küresel şartlara rağmen 2002 yılında 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 yılında 273,2 milyar dolara yükselmiştir. Hizmet ticaretinin küresel ticaret ve değer zincirleri içindeki payı da her geçen gün artmaktadır. Türkiye’nin hizmet ihracatı 2002 yılındaki 14 milyar dolar seviyesinden 2025 yılında 125 milyar dolara yükselmiş, ülkemiz en fazla hizmet ihracatı gerçekleştiren ülkeler arasında 22’nci sıraya yerleşmiştir. Sağladığımız 63 milyar dolarlık hizmet ticareti fazlasıyla bu alanda dünyada altıncı sıradayız. Mal ve hizmet ihracatı toplamımız 2025 yılında 400 milyar dolara yaklaşarak tüm zamanların rekorunu kırmıştır. Ağustos ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatımız 280 milyar doları geçerken mal ve hizmet ihracatımızın ise 405 milyar dolara aşacağını öngörüyoruz”.

İTO Başkanı Avdagiç: "Küresel ticaretin yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır"

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, yaptığı konuşmada, "Küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. Türkiye, son 25 yılda sağladığı ekonomik istikrarla, sağlam altyapısıyla, nitelikli işgücüyle, ikiz dönüşümdeki kararlılığıyla, savunma sanayiinde elde ettiği güçlü birikimle, yakın tedarik üssü olmasıyla ve lojistik üstünlükleriyle büyük bir avantaja sahip." değerlendirmesinde bulundu.

Avdagiç, jeopolitik ve jeoekonomik gerilimlerin, korumacı ticaretin, yüksek gümrük tarifelerinin, tedarik zinciri sorunlarının, enerji ve lojistik maliyetlerindeki devasa dalgalanmaların, dijital ve yeşil dönüşüm ile baş döndürücü teknolojik gelişmelerin yaşandığı bir süreçten geçtiğimizi vurguladı. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı verilerine göre küresel mal ve hizmet ticaretinin 2025'te 35,2 trilyon doları aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Şekib Avdagiç, "Korumacı politikaların yeniden yükselmesinin, jeopolitik gerilimlerin ve tedarik zincirindeki kırılmaların yol açtığı maliyet artışları, dünya ticareti için ciddi bir tehdit. Öyle ki Dünya Ticaret Örgütü, küresel GSYİH'nin yüzde 6,9'a kadar azalabileceğini ve ticaretin, en başta yoksul ülkeleri vuracak bir parçalanma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor” ifadelerini kullandı.

İTO Başkanı Avdagiç sözlerine şöyle devam etti: “Kongremizin temasında ortaya koyduğumuz gibi, küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. O yüzden bu kongrede soyut bir başlık konuşmuyoruz. Dört oturuma yayılmış somut bir yol haritası sunuyoruz. Böylece bugünün tüccarının yalnızca fiyat ve kaliteyle değil finansmana erişim, enerji maliyeti, teslimat güvenilirliği, mevzuata uyum ve bilgi kapasitesiyle de rekabet etmek zorunda olduğunun altını çiziyoruz. Bunları içeren yeni bir rota çizilmesini öneriyoruz.”

Küresel Ticarette Yeni İstikrar Arayışı

İstanbul Ticaret Kongresi’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. İsrafil Kuralay “İlham kaynağımız 1748’de Baron de Montesquieu’nun “Barış, ticaretin doğal sonucudur” şeklindeki görüşüdür. Sonrasında gelen Adam Smith ticaretin tekel ve zorla değil, rekabet ve karşılıklı fayda ile büyümesi gerektiğini, zenginliğin silahla değil, emek verimliliği ve serbest mübadeleyle arttığını söyledi. Bugün biz de bu noktadayız. Gerçek refah ve kalıcı zenginlik için barışa yatırım yapmak, barışı hakim kılmak gerekiyor” dedi. Dünya Ticaret Örgütü'nün (WTO) Eylül 2025'te yayımladığı Dünya Ticaret Raporunun bulgularına değinen Dr. Kuralay: “Yapay Zeka (AI), doğru politikalarla 2040'a kadar küresel ticaret hacmini üretkenlik kazanımları ve düşen ticaret maliyetleri sayesinde yaklaşık %40 artırabilir. Aynı rapora göre küresel ticaretin farklı senaryolarda %34-37 artması, küresel GSYH'nin ise %12-13 yükselmesi öngörülüyor. Şayet barış ortamı korunursa böyle bir büyüme öngörülüyor. Ancak bu büyümeden gereken payı alabilmek için oyunu da kuralına göre oynamak gerekiyor. Çünkü bildiğimiz ticaretin araç ve yöntemleri değişiyor. Yapay zeka, ticaret ve pazarlama dünyasında kuralları, yalnızca operasyonları otomatize ederek değil, tüketici davranışlarını tahmin ederek ve gerçek zamanlı çözümler üreterek baştan yazıyor” dedi.

“Ticaret; bilgi, üretim ve yenilikçiliği buluşturarak adil ve sürdürülebilir refah toplumlarının oluşmasını sağlayan küresel bir değer üretme mekanizmasıdır”

Üniversitenin 25.yılında Türkiye’ye İstanbul Ticaret Kongresi’ni kazandırdıklarını belirten İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek “İstanbul Ticaret Üniversitesi bugün; farklı disiplinlerde yetişmiş güçlü akademik kadrosu, lisans ve lisansüstü eğitim programları, araştırma kapasitesi, bilimsel çalışmaları ve iş dünyasıyla kurduğu güçlü ilişkilerle; yükseköğretim ekosisteminde kendisine özgü bir konuma sahiptir. Üniversitemiz, bu birikim doğrultusunda ticaret ve finans alanlarını stratejik ihtisaslaşma alanları arasında değerlendirmekte; akademik yapısını, eğitim programlarını, araştırma faaliyetlerini ve iş dünyasıyla ilişkilerini de bu doğrultuda geliştirmektedir. Dolayısıyla İstanbul Ticaret Kongresi, üniversitemizin sahip olduğu bu akademik birikimin doğal bir uzantısı ve bu birikimin toplumla paylaşılması yönündeki sorumluluğumuzun da güçlü bir ifadesidir. Amacımız yalnızca ticareti konuşmak değil; ticaretin geleceğini anlamaya, bu geleceğe ilişkin araştırmalar yapmaya ve daha sağlam bir gelecek için ortak bir düşünce zemini oluşturmaya katkı sunmaktır. Ticaret; bilgi, üretim ve yenilikçiliği buluşturarak adil ve sürdürülebilir refah toplumlarının oluşmasını sağlayan küresel bir değer üretme mekanizmasıdır” şeklinde konuştu.

Yeni Ticaret Paradigması İş Dünyasının Birçok Alanını Etkileyecek

Ticaret politikalarının sanayi, teknoloji, enerji, iklim ve güvenlik politikalarıyla daha güçlü biçimde kesişmesi, uluslararası ticaretin niteliğini de değiştirdiğini söyleyen İstanbul Ticaret Üniversitesi Düşünce ve Proje Üretim Akademisi Müdürü ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Nazım Ekren “İş dünyası, en verimli ve kârlı görünen tedarik zincirlerinin en kırılgan hâle gelebilmesinin yeni bir belirsizlik alanı üreteceğini gördü. Artık işletmelerin karar verme sürecinde sadece maliyet ve verimliliği değil, aynı zamanda kendileri için kritik bağımlılıkları da öngörmesi gerektiği ön plana çıktı. Karşılıklılık ve ayrım yapmama gibi ilkeler ve kurallar ile rekabet ve koruma arasındaki gerekli dengelerin ele alınarak, ilgili uluslararası kuruluşlar ve kurumlar tarafından günümüz gerçeklerine uygun yeni adil yaklaşımların belirlenmesi ve tanımlanması beklenmektedir. Kamu otoriteleri ve devletler, ekonomik araçların ulusal güvenlik gerekçesiyle kullanımının kural hâline geldiği günümüzde, araçların ulusal ekonomik güvenlik ve savunma sistemi perspektifiyle uygun şekilde ve doğru kalibre edilmesi gereğine odaklanmalıdır. Ekonomik açıklık ve ulusal güvenlik dengesi oluşturma aşamasında devletler arası karşılıklı güven, sağduyu, müzakere süreci ve ilişki yönetimi kritik bir rol oynamaktadır” diye konuştu.

Yeni ticaret paradigmasının iş dünyasının birçok alanını etkileyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Ekren, iş dünyasına çağrıda bulundu. “Gelişmelerin mevcut işlerine orta ve uzun vadeli etkisini, öncelikli koridorların belirlenmesini, değer yaratma potansiyelini, mevcut konumlanmasını ve gerekli stratejik organizasyonel değişiklikleri dikkate alarak kendi sektörleri ve koridorları üzerinde hedef ve senaryo çalışmaları temelli planlar yapmalıdır” dedi.

 




Bu haber 66 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EKONOMİ Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI