Bütün Dünya buna inansa, bir inansa, hayat bayram olsa
İnsanlar el ele tutuşsa, birlik olsa, uzansak sonsuza…’
******************
Şu günlerde ne de çok anlam kazanan bir şarkının ne de kutsiyet adleden sözleri değil mi?
Aslında belki de her gün, her zaman, her gün, her ana ama şu günlerde daha da fazla…
Aslında, anne-babalarımızın gençlik dönemi şarkısı…
O günlerin hızlı siyasi ortamında; dik duruşu ve devrimci kişiliği ile herkesin gönlünü fetheden ve hâtta ve hâtta; 1973-1979 arası Türkiye’mde doğan kız çocuklarına ‘Şenay’ adının verilmesinin yegaen sebebi olan bir halk şarkıcısının, yani Şenay’ın saten-kadife ses tonu ie seslendirdiği bir ezgi…
Ama bugün bile, aynı coşkuyla seslendiriliyor…
Geçtiğimiz hafta, bir sosyal sorumluluk projesi kapsamında, Mersin’de bir gönüllü koronun final şarkısı da bu şarkıydı; yaş ortalamamız bazı büyüklerimiz hariç 30-45 olsa da, o coşkuyu tüm salonla beraber yaşadık…
Ve bu şarkı bir zamanlar yasaklanmış biliyor musunuz?
12 Eylül 1980 darbesinde…
Yani hayatın bayram yerine, zından olmasını isteeynlerce…
*********
İlgnç bir not daha; Şenay, görür görmez aşık olduğu ve solisti olduğu ve bugün de yazımızın ana konusu içeern İstanbul Gelişim Orkestrası’nın kurucusu Şerif Yüzbaşıoğlu’nu erken kaybetmesinin ardından, vasiyet etmişti; ‘Beni ölünce, O’nun yanına defnedin’ diye, ama, ama…
Mezarlıkların bağlı olduğu belediye, Şerif Yüzbaşıoğlu’nun mezarının, ‘Bu mezarın Şerif Yüzbaşıoğlu’na ait olduğuna dair bir kayıt yok’ diyerek bu vasiyet sırtını dönmüştü…
Ölüsünden dahi korktular; tıpkı Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in yan yana agömülmelerini engelledikleri gibi, bundan da korktular…
*********
Gelelim ana konumuza…
Ben bugün size kitap tanıtmayacağım…
Aksine, araştırmacı yazarlara bir kitap konusu önerim var:
İstanbul Gelişim Orkestrası…
Yazarlık, hele hele de kitap yazarlığı; makale yazarlığından, köşe yazarlığından çok daha ulvi ve emek isteyen bir uğraş…
Hele hele de arşiv ve tarih yazarlığı…
*********
İstanbul Gelişim Orkestrası, bugün halen zaman zaman yaşatılmaya çalıışlan ama döneminin en muhteşem ve dünya çapında bir müzik gurubu…
********
Bugün, azımsanmayacak derecede enstruman çalan genç var, sosyal medyada tanışıp, buluşup, iyi-kötü bir birliktelik oluştuurbaliyorlar…
Ama 1960lı yıllar, 1970li yıllarda, bunu başarmak çok am açok zor…
İşte Şerif Yüzbaşıoğlu, bunu başarmış…
Efsane İstanbul Gelişim Orkestrası’nı kurmuş…
*********
Kimler yok ki bu orkestrada…
Şerif Yüzbaşıoğlu, Salim Ağırbaş, Atilla Özdemiroğlu, Selçuk Başar, Uğur Başar, Garo Mafyan, Asım Ekren…
Solistler ise; İhsan Kayral, Şenay ve Neco…
Bitti mi? Hayır…
Onno Tunç, Cengiz Teoman, Aşkın Arsunan, Atilla Şereftuğ, Erdal Kızılçay gibi usta isimler de katılıyor bu orkestraya…
*********
Bugün dünyaca ünlü Paul Moria, Jİames Last ve Rey Charles orkestraları ile ilgili sayısız yazılı kitap var; tarihe not düşülmüş; iki bin yıl sonra da bu kitaplardan ‘Bir Zamanla’ diye okunacaklar…
Ama bizde, özellikle müzik konulu kitaplar çok ama çok az…
*********
Elbette benim de hedeflerim arasında kitap yazmak var…
Ama bugün sözünü ettiğim kitap; usta ve araştırmacı bir yazarın kaleminden çıkmalı…
Hem Şenay’ı anmış oluruz okurken, hem de geçmişin müzik kültürünü…
Bu orkestranın tüm üyelerinin ferdi sayısız eseri var; ama birlikte harikalar ortaya koymuşlar…
*********
Kitabın adını da Kafka’nın ‘Dönüşüm’ kitabından uyarlayabilirim…
Kapakta bu orkestranın, illüstartif bir resmi ve kitabın da da, ‘Gelişim’…