beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort avcılar escort sex hikayesi porno seyret beylikdüzü escort
Bugun...


Sinem Elgün

facebook-paylas
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
Tarih: 19-03-2025 07:29:00 Güncelleme: 19-03-2025 07:33:00


 

Hemen her medeniyetin destanları vardır; o milletin trih içinde hangi evrelerden geçtiğini öyküleyen, hikayelendiren, manzum, nazım ya da nesir şeklinde, yine o milletin halk ozanları, halk yazarları ya da halk şairleri tarafından kaleme alınmış destanlar…

 

Kahramanlık öyküleridir, kahramanlık öğretileridir, mübalaa sanatından da faydalınarak anlatılmış ya da anlatılagelmiş edebiyet eserelriir onlar…

 

İçlerinedn sadece ikisi, tamamen gerçektir, yaşanmıştır, kanla, irfanla yazılmış destanlardır…

 

Biri Çanakkale Destanı, biri ise Kurtuluş Savaşı Destanı…

 

***

 

Bugün 19 Mart, gerçek manada bir devrin değişiminin öyküsünün yaşandığı 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 110. Yıldönümünden bir gün sonrası yani…

 

Aslındta bu yazıyı ve bu yazımda tanıtacağım kitabı, dün tanıtmam, bu yazıyı dün kaleme almam daha doğru olabilirdi…

 

 

Ama bu ruhu size yaşatmam için, önce benim bu ruha bir kez dtaha capcanlı bürünmem gerekiyordu…

 

O da davetli olduğum bir konser vasıtasıyla oldu. Mersin Devlet Opera ve Balesi Çok Sesli Korosu; 18 Mart dolayısıyla müthiş bir konser verdi, ‘Dur Yolcu, Bilmeden Glep Bastığın Yer; Bir Devrin Battığı Yerdir’ ve ‘Çanakkale Türküsü’ eşliğinde geçen, harika bir konser; birçok ezgiye, tıka basa dolu salonun tamamını eşlik ettiği bir konser…

 

İşte bu  yüzden, dünün anlam ve ehemmiyetini aktaracağım yazımı da bir gün beklettim…

 

***

 

Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal’in azim, inanç ve askeri dehası ile kazanılmış o muhteşem zaferin yıldönümüdür 18 Mart…

 

Askerine savaşmayı değil, ölmeyi emrettiği o muhteşem zaferdir 18 Mart…

 

Çanakkale’nin geçilmezliğinin kanıtıdır, mührüdür 18 Mart…

 

Bugün yaşadığımız coğrafyada, Mustafa Kemal Atatürk’ümüze ne kadar teşekkür etsek aza ama sadece Çanakkael Zaferi bile ona olan şükranlarımızın bir vesilesidir…

***

 

‘Açlığın dini olmaz, yoksulluğun vatanı, kör olasın kahpe devran’ der bir yakın çağ halk ozanımız…

 

Çanakkale Zafekri, yarı aç, yar ıtok bile kazanılmış bir zafer değildir…

 

Çoğu zaman aç açına, karın tokluğuna değil, karın açlığına kazanılmış bir zaferdir…

 

Bazen günde yarım ekmek, bazen o bile yok, şanslılarsa bir kase üzüm hoşafı, o da şanslılarsa şekerli, ama çoğu zaman şekersiz; aç açına kazandılar bu zaferi o kahrama askerler…

 

Bu gerçek bir destan değildir de nedir?

 

***

 

Bu yüzden size bugün; Atatürk’ümüzün savaş anılarını içeren notlarından derlediği Nutuk kitabını aktaracağım…

 

 

Aslında  Nutuk kitabını okumayanınızın olmadığına inanmak istiyorum ama, yine de ihmalden ya da  yoğunluktan okumamış olanlar için yazıyorum bu yazıyı…

 

***

Mustafa Kemal Atatürk, cephede, hem bir komutan, hem usta bir not tutucu, hek iiy bir okur, hem de iyi bir gözlemciydi…

 

Savaş günlerined aldığı notları ki, o savaş esnasında bir saniye bile bir yıl gibi gelirmiş savaşan askere, hele de koskoca bir ordudan sorumlu bir başkumandana…

 

İşte o günlered alınan  notların, ayrıntılı bir anlatımını içerir Nutuk…

 

Kahraman Mehmetçiğimizin, nasıl zor bi zafer kazandığını aktarır…

 

İhanetleri, yoksul halkı, savaş adabından yoksun düşmanı, savaşan gençleri, cepheye kucağında bebesi, kağnı ile top mermisi taşıyan Anadolu Kadınını anlatır…

Sadece bugün sıcacık yuvalarımızda  yaşayabiliyor, çalışabiliyor, evimize iyi-kötü ekmek getirebiliyorsak; işte o anılarda yazılanların mirasıdır bize…

 

Okuyup anlamasak, yad etmezsek olmaz yani…

 

İnanın çok güzel sesli versiyonları da var hem yotubede, hem başka başka yerlerde…

 

***

 

Bizler, önünde saygı ile eğilinecek, kutlu bir ecdadın torunlarıyız…

 

Bu yüzdendir ki, bu kutluluğun hakkını verdikleri günler ne kadar anılsa o denli canlı kalır…

 

Evlatlarımıza, torunlarımıza aktarmalı; onların da evlatlarına, torunlarına aktarmalarını sağlamalıyız…

***

Bizim kuşak, savaş görmüş, yaşamış, devlet kurmuş bir milletin, üçüncü kuşağıyız; bu yüzden bize bu ruhu o günleri yaşayanların evlatlarının evlatları aşıladı; yıl 2025…

 

Öyle canlı tutmalıyız ki bu ruhu, 2215 yılında da, bu zafekrin 400. Yıldönümü; aynı coşkuyla kutlansın…

 

Bu da o günlere ilişkin ne varsa okumak, anlamak  ve aktarmamızla mümkün olacaktır…

 

2215 yılında, benim torunumun torunun torunun torunun torunun toruun torunun torunun torunlarının da ve tabii sizin de  aynı şekilde, bu ruhu hiç kaybetmemelerini canı gönüledn temenni ediyorum…

 

Ne güzel şiirdir:

 

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

 

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda

Gördüğün bu tümsek Anadolu'nda,

İstiklal uğrunda, namus yolunda

Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

 

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,

Son vatan parçası geçerken ele,

Mehmed’in düşmanı boğdugu sele

Mübarek kanını kattığı yerdir.

 

Düşün ki, haşrolan kan, kemik, etin

Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin

Bir harbin sonunda bütün milletin

Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

 

***

 

Bizler hürriyetin zevkini  tatmayı bien bir milletin fertleriyiz…

 

Hayatımızın da hep zaferlerle sürmesi; görüşmek ve okunmak dileğiyle…



Bu yazı 2506 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI