Hangi çaresizlik insanı yaşamaktan alıkoyabilir ki?...
Hele ki mücadele etmek zorundaysa…
Bir insanın sahip olduğu en yüce armağandır hayatı;
Allah tarafından bahşedilmiş en güzel ve an anlamlı, küçücük bir sebep dahi, yaşamaya değer kılmalı değil mi insanı?...
Kimbilir bir gün dahi fazla yaşamak, yarını belirlemek için bir küçük fırsat değil mi?
Yarını, yarınını, yarınlarımızı belirlemek için yaşamak…
İyiler’in, ‘Bir Gün Bile Yaşamak’ kitabı ile huzurlarınızdayım…
***
Yaşamaktan bıkanlara, hayat mücadelesinden yorulanlara karşı müthiş bir cevaptır bu kalın mı kalın ama dolu dolu kitap…
Kitabın ana temasında, intihar etmek üzere olan bir kişiye karşı, ana kahramanımızın; ‘Bir gün bile yaşamalsın asıl şimdi; zira bir gün biel yaşaman, yarını belirler belki’ diyor…
*********
Bugün sizlere, yaşadığmız günlere de atıfta bulunarak, mücadele ruhunu aşılayan bir kitap tanıtacağım:
Bir Gün Bile Yaşamak…
*********
Önce yine isterseniz, Orhan İyiler kimdir bir ona bakalım…
*********
1935 yılında Edremit’te doğan Orhan İyiler ilkokul döneminde yazar olmaya karar vermiş ve tüm yaşantısını bu amacı doğrultusunda yönlendirmiştir.
Lise döneminde aldığı Fransızca eğitimini kendi çabalarıyla geliştirmiş ve ölünceye kadar Fransızca kaynaklardan düşünsel faaliyetlerinde kapsamlı olarak yararlanmıştır.
Marksist-Leninist hareketin kadroları tarafından mutlaka bir yabancı dil bilmenin ve dünya komünist hareketi ile entegrasyonun önemini hayatının her döneminde dile getirmiştir.
*********
İyiler, kitabında; Ekim Devriminde Sadece bir kıvılcım, tüm Rusyayı devrim ateşiyle harlamaya yetti.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde (Rusyadaki takvime göre 23 Şubat) herkesin itirazına, büyük puntolarla söylenmiş "Çarlık izin vermez", "Yapamazsınız" öngörüsüzlüklerine aldırmayan kadınlar, "Ekmek isteriz" haykırışlarıyla St. Petersburg meydanlarını doldurduğunda, Ekim Devrimine giden yolun da kapısını araladılar.
Devrimin bir kıvılcım kadar yakın, "Ekmez isteriz" haykırışı kadar yalın olduğunu tarihe nakşettiler.
Devrimin destansı bir yolculuğuna çıkarıyor kitap boyunca.
Barikat ve meydan savaşlarıyla kazanılan Şubat Devriminden Bolşeviklerin tekrardan yeraltına çekilişine, neredeyse tek kurşun harcanmadan işçi sınıfı ve köylülüğün iktidarı aldığı Ekim Devriminden iç savaşın kan deryası içindeki acımasızlığına, Bolşevik Parti içindeki iç tartışmaya kadar tanıklıklarını destansı bir seyahate çıkartıyor…
*********
Halkçı mücadeleler, kanla ve terörle desteklenmediği takdirde en yüce mücadelelerdir…
Hiçbir gerekçe, terörü ve kanlı bir girişimi mübah ya da haklı sayamaz. Ama bunun dışında fikri ve adil her halkçı girişim, hak için, hukuk için, adalet için en yüce arayış mücadelesidir…
Bu kitabı da o mantıkla okuyunuz lütfen…
Bir gün daih yaşamanızın, yarınlara nasıl yön vereceğini düşüne düşüne…