Devam ediyoruz...
Dibe vurmaktan çekinmeyenlerin öyküsü olarak tanımlanan ve beyaz perdeye de uyarlanan Trainspotting için türün en sıkı örneklerinden biri desek abartmış olmayız.
Bugüne kadar bize öğretilen hayatı ve yaşamın gerçekliğini sorgulayan Irvine Welsh Trainspotting ile okuyucuyu hazmetmesi zor bir hikâyeye sürüklüyor.
Rus edebiyatının dünyaca tanınmış yazarı Dostoyevski’nin imzasını taşıyan ve yirminci yüzyıl edebiyat ve felsefe tarihinin en sarsıcı eserlerinden biri olan Yeraltından Notlar da türün okunmaya değer kitaplarından biri olarak öne çıkıyor.
Peki Türkiye’de Yeraltı Edebiyatı ne alemde ?
Okumayı sürdürelim o zaman...
Dünyada pek çok yazar ve örnek olmasına rağmen Türkiye'de yeraltı edebiyatına dahil edilebilecek yazar ve eserler oldukça kısıtlı ne yazık ki.
Her ne kadar Türk Edebiyatı pek çok duygunun tasviri açısından oldukça zengin olsa da kavramları ele alış ve dil açısından yeraltı edebiyatına dahil edilebilecek eserler sayıca fazla değil.
Bunlardan ilk akla gelen sadece edebiyatın değil, beyaz perdenin de en sevdiği suç ve dram romanlarından biri olan Ağır Roman. 2013 yılında intihar ederek yaşamına son veren Metin Kaçan Ağır Roman'da Kolera Sokağı’nın tekinsiz hikâyesini anlatır.
Türün önemli temsilcilerinden bir diğeri de Domingo Garcia’dan Geriye Kalan Öykü ve Butterfly'ın İntihar Seferi adlı kitaplarıyla tanıdığımız Cumhur Orancı’dır.
Yeraltı edebiyatının en popüler ve en çok okunan ismi ise hiç şüphesiz Dünyanın en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olan Mecidis En İyi Yabancı Roman ödülüne de sahip olan Hakan Günday.
Yazarın henüz 24 yaşındayken yazdığı Kinyas ve Kayra yeraltı edebiyatının ülkemizdeki en iyi örneklerinden biri kabul ediliyor.
“Kinyas ile Kayra”, modern hayatın kendisine sunduklarını reddeden iki yakın arkadaşın hikâyesini anlatan bir anti kahraman kitabı.
Yine yazarın başta şiddeti konu aldığı “Az” olmak üzere diğer eserleri de karanlık yanlarıyla türün özelliklerini taşıyor.
Devam edecek...
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com