“Hayatı seçin. İş bulun. İşinizde ilerleyin. Aile kurun. Büyük ekran bir televizyon alın. Çamaşır makinesi, araba, cd player, elektrikli konserve açacağı alın. Sağlığınıza dikkat edin. Kolesterolünüzü düşük tutun ve kendinize diş sigortası yaptırın. İpotekle ev alın. İyi bir ev için çalışın. Arkadaşlarınızı seçin. Hobileriniz için ayrı giysiler ve uyumlu çanta kullanın. Doğru dürüst bir çatısı olan, üç odalı pahalı bir daire kiralayın. AVM’ye gidin ve Pazar sabahı orada ne işiniz olduğunu düşünün. Kanepenizde oturun, televizyonun beyninizi yıkamasına izin verin, ruhunuzu o salak yarışmalara satın ve bir şeyler tıkının. Geleceğinizi seçin. Hayatı seçin. Ama neden böyle bir şey yapayım ki? Ben hayatı seçmemeyi seçtim. Ben başka bir şey seçtim. Neden mi? Hiçbir nedeni yok.”
(Irvine Welsh, Trainspotting)
***
Bir anda karşınıza çıkıp tüm sorunları ortadan kaldıran süper kahramanları, kalbinizi sıcacık duygularla dolduran aşkları, umutlu cümleleri ve sonu mutlu biten hikâyeleri unutun. Çünkü bu kez karşınızda tüm gerçekliği, çıplaklığı ve acımasızlığıyla gerçek hayatlar ve kahramanlar var. Üstelik tüm şiddeti ve ok
urken soluğunuzu kesecek en karanlık yüzleriyle... Yeraltının karanlık ve aykırı dünyasında hiç de “normal” olmayan karakterlerle tanışmaya hazır mısınız?
Peki,
Yeraltı Edebiyatı Nedir?
Yeraltı edebiyatı en genel ve basit tanımıyla kurulu düzene karşı çıkan, sistemi sorgulayan, şiddet, cinsellik gibi tabu olarak nitelendirilebilecek konuların en açık haliyle okuyucuya sunulduğu eserlerdir.
Kitaplar, “normal” olarak nitelendireceğimiz yaşamlar yerine aykırılıkları olan insanların hayatlarına ve psikolojilerine odaklanır. Konuşmaya ve hatta belki de düşünmeye çekindiğimiz konuların açıkça ele alındığı kitaplar aynı zamanda kurulu düzene bir isyan niteliği taşır.
Kariyer yapma telaşıyla her sabah kalkıp işe giden, toplumun kabul ettiği ölçülerde hayatlar yaşayıp hem çevresiyle hem de dünyayla öyle ilişkiler kuran karakterler yoktur bu dünyada.
Hep daha fazlasını isteyen, hayattan beklentisi bambaşka olan, yaşamın başka yüzlerini tanımış, kaybetmiş veya dibe vurmuş kişiler çıkar karşımıza...
Bu kitaplar uyuşturucu veya alkol bağımlılarının, seks işçilerinin, evsizlerin, aylakların ve bunlar gibi toplumun ahlaki değerlerinin altında sıkışıp kalmış insanların dünyasını anlatır bize.
Hiç gezmediğimiz korkunç sokaklarda onlarla gezer, onlardan belki de hiç bilmediğimiz küfürleri duyar, o aykırı ruhların psikolojik sınırlarını keşfe çıkarız.
İngilizce'de “Underground Literature” olarak anılan bu türe hangi eserlerin dahil edilebileceği konusu tartışmalı olsa da pek çok görüş türün sadece eser ve yazar kıstaslarıyla değerlendirilemeyeceği yönünde.
Türkiye'de bir kategori gibi değerlendiriliyor olsa da dünyaya baktığımızda bunun bir edebiyat türü olmadığı, bu yasaklı kitapların yayımlanma tekniğini açıklayan bir ifade olduğu en yaygın görüş.
Devam edecek...
Nota ve Tınılarla...
macit.soydan@gmail.com