Bazı şarkılar vardır…
Tam en sevdiğiniz yerine gelirken yarım kalır.
Telefon çalar… Bir mesaj gelir…Hayat araya girer.
Sonra insan “sonra dinlerim” der. Ama o “sonra” bazen hiç gelmez.
Aslında sadece şarkılar değildir yarım kalan.
Okunamayan kitaplar… Bitirilemeyen filmler… Bir köşeye bırakılmış albümler… Hatta ertelenmiş hayaller…
Modern insanın hayatı biraz “yarım kalmışlıklar arşivi” gibi artık.
Çünkü çağımızda herkes çok meşgul ama nedense hiçbir şeyin tam içinde değil. Bir şarkıyı baştan sona dinlemeye bile sabrımız azaldı. Her şey hızlandı çünkü.
Şarkılar bile artık arka planda çalıyor. Kimse gerçekten dinlemiyor.
Eskiden insanlar bir plak koyup saatlerce aynı albümü dinlerdi. Kapaklarına bakardı. Şarkı sözlerini ezberlerdi. Müzikle zaman geçirirdi.
Şimdi ise müzik bile kaydırılıp geçiliyor.
Belki de mesele teknoloji değil… Dikkatimizi kaybetmemiz.
Çünkü bir şeye gerçekten odaklanmak artık lüks gibi görülüyor.
Oysa bir şarkıyı sonuna kadar dinlemek bile küçük bir sadakat ister. Kendine karşı…
İnsan bazen durmalı. Bir melodinin içinde biraz kaybolmalı. Hayatı birkaç dakika sessize almalı.
Çünkü sürekli yarım bırakan insan, bir süre sonra kendi içinde de eksik kalıyor.
Ve galiba çağımızın en büyük yorgunluğu tam burada başlıyor:
Hiçbir şeyi gerçekten yaşayamayacak kadar dağılmış olmak.
Nota ve Tınıyla...