Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
YALAN DÜNYA...
Tarih: 25-09-2023 17:59:00 Güncelleme: 25-09-2023 17:59:00


Emeğinin karşılığını hiç alamamış bir babanın, aynı sıkıntıları çeken çocuğuydu o...

 

Hayat hikayesini bir cümle ile özetlerdi: 

 

"Zenginsen ya bey derler ya paşa, fukaraysan ya abdal derler ya cingan haşa!

 

Ya da bir şarkısında söylediği gibi, 

 

"Hep sen mi ağladın, hep sen mi yandın?, Ben de gülemedim; yalan dünyada,
Sen beni gönlümce mutlu mu sandın? Ömrümü boş yere çalan dünyada... 

***

Yokluktan, yoksulluktan, fukaralıktan çok çekmişti... 


Kimilerinin paraya para demediği günlerde meteliğe kurşun atıyordu...

Neset Ertas Ah Yalan Dünya - YouTube

Türkmen/Abdallık kültürünün ve müzik geleneğinin son büyük temsilcisi diye nitelendirebileceğimiz büyük usta, 1950'li yıllardan itibaren yaptığı plâklarla, babası Muharrem Ertaş’tan öğrendiği türkü ve bozlakların yanı sıra Orta Anadolu türkülerini, oyun havalarını kayıt altına almış, 1960'lı yıllardan itibaren kendi yazdığı şiirleri havalandırıp seslendirirken, "Garip" mahlasını kullanmıştı. 

***

Televizyonun ve radyonun devlet egemenliğinde olduğu dönemlerde "batılılaşma" zannederek "tezek kokuyor bunlar!" diye aşağılayıp yasaklamışlardı türkülerini...


'Düğün şarkıcısı' diye küçümseyenlere "Ben düğünlere de giderim, içkili yerlere de... Çünkü her yerde 'insan' var" diyerek ders vermişti.


Sonunda düğünlerde bile çalmasına izin vermediler.

***

Dayanamadı. 


İçine sinmese de ülkesini terk edip "Acı Vatan" denilen Almanya'ya gitti....


Adı garip konmuştu bir kere, dertler, acılar, felaketler de peşinden geliyor, bir türlü yakasından düşmüyordu.  


"Gurbet" yolunda trafik kazası yaptı. Alıp hapishaneye attılar.


Kimse demedi ki "Yahu bu adam ne yapar, ne eder?"

***
Arayanı da olmadı, soranı da...


YAŞAR KEMAL dışında... 

İnce Memed (Yaşar Kemal) | Fesleğen Bahçesi

Üzerinde "Bozkırın Tezenesine..." yazılı bir İnce Memed kitabı gönderdi mapushaneye...


O günden sonra da adı "Bozkırın Tezenesi" kaldı.


Memlekette zulüm hakimdi o yıllarda...


İşkence tezgahları kurulmuştu.


Konuşmaya korkuyordu herkes...


Almanya'dan isyan etti: "Suçun sorumlusu ruhtur, vücudun günahı yoktur. Kıymayın insancıklara..."

***

Yıllar sonra İstanbul'a döndüğünde bir sohbette şöyle bir sitemde bulunmuştu;


"Gençlerimize bir haller olmuş... 20 yıl önce benim dönemimin gençlerir türkülerime ağlardı,  şimdiki gençler ise aynı türkülerde göbek atıyor."


Herkes bilmez ama bilen iyi bilir...


İlk gençlik aşklarının yürek yakan sevdalarıyla gözyaşları döken delikanlılar, gencecik gelinlik kızlar bilir, tanır onu...


Bir kere değdi mi yüreğine artık Neşet'le büyürsün, Neşet'le aşık olur, Neşet'le yuva kurarsın, Neşet'le çocuğunu büyütür ve Neşet'le ölürsün.


Hoş, göçtükten sonra da ne kadar kıymet bilindiği de muammadır...


25 Eylül 2012 (Bugün onun ölüm yıldönümü) tarihinde İzmir'de yaşamını yitiren, vasiyeti üzerine babası Muharrem Ertaş'ın mezarının ayak ucuna defnedilen Neşet Ertaş'ın mezar taşında ''Sakın ol ha insanoğlu/ İncitme canı incitme/ Her can bir kalp Hakk'a bağlı/ İncitme canı incitme'' yazılıdır.

 

Işıklar İçinde Uyusun... 

 

Nota ve Tınıyla... 

macit.soydan@gmail.com

 



Bu yazı 15894 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI