Amerika'dan bir yâr geldi bizlere - Türk lokumu Nejla Ateş..
Senelerce Amerika'da "Türk Lokumu" diye tanındı.. Türkiye'de meşhur olmadan gurbet illerde adını duyurdu. Hatta New York'taki meşhur Central Park'ta heykeli bile dikildi. Ondan sonra, bülbül misali gene anavatanına döndü... Ve Ankara'da çalışmaya başladı, işte size kısaca Türk Lokumu'nun yaşantısı..
Sene 1966... Gazeteci Erdal Çetin'in röportajı ile başbaşa bırakıyorum sizleri...
Türk Lokumu Nejla Ateş, yapı bakımından daha çok badem şekerini, yahut nasıl demeli, ufak tefek kakao şekerleri filân yok mu işte onları andırıyor.. Ama Amerikalılar Nejlâ'ya her ne hikmetse "Lokum. Hem de Türk Lokumu" diye isim takmışlar.. Yıllar yılı yurttan ayrı kalmış. Yıllar yılı İngilizce konuşmuş kız.. Bu arada Türkçe'yi de birazcık unutmuş olacak ki, Amerika'da Türk adını bayrak gibi dalgalandıran "Turkish Delight" Nejla Ateş, söz arasına ingilizce bir şeyler sıkıştırmadan derdini diyemiyor..
Otel odasında arkadaşları ile birlikte karşıladı beni ve foto muhabiri arkadaşımı. Saatin 18.00'e adamakıllı yaklaşmış olmasına rağmen yeni uyanmış.. Gözlerinde tatlı hir mahmurluk, üzerinde ipek bir sveter, siyah bir pantolon giymiş.. Saçlarını da at kuyruğu yapıp omuzları üzerinden sallandırıvermiş. Minicik kalkık burnu, çekik gözleri ve daima gülen dudakları ile çok sevimli..
«Excuse me.. Beklettim bir parça.» dedikten sonra otel odasındaki rahat koltuklardan birine bacak bacak üstüne atıp oturdu.
Türk lokumu Nejla Ateş, yıllar yılı dünyanın çeşitli eğlence merkezlerinde, özellikle Birleşik Amerika'da, lüks gece kulüplerinde, ismi zaman zaman Frank Sinatra, Satchmo, Sammy Davis gibi isimlerin üzerinde, daha şatafatlı ve iri neonlarla yazıldığı halde oryantal yaptı ve ünü zirveye ulaştı. Ama aradan 15 küsur yıl geçtikten sonra yurda döndü. Şimdi başkentteki bir gece kulübünde dev revüsü ile çalışıyor.
Türk Lokumu, "Ne içelim?" diye sordu. Hep birlikte "Kanyak" dedik.. Ve bize Amerika'yı anlatmaya başladı.
Onun ağızından, hiç değiştirmeksizin biz de size anlatalım Amerika'yı:
"Washington çok güzeldir. Ama Chicago başka!.. Orası eskiden gangsterlerin yeri imiş... Ama şimdi gangster az... Eski gangsterler şimdi uslandı.. Hepsi büyük iş adamı oldular. Yahudilerle Rumların Amerika'da ellerini uzatmadıkları yer yok... Binalar, oteller, gazinolar, lüks pavyonlar ve fabrikalar hep onların, hele gazinocular.. Bir çoğu zengin oldukları halde gangsterlikten vazgeçmezler... Kavga ederler.. Ama kendi aralarında"
SAHİP ÇIKMAYINCA
Nejla Ateş, Rum'ların California'da, New - York'ta Türkiye'ye has isimler altında kulüp ve gazinolar açarak büyük paralar ile oynadıklarından yakındı ve kendi malımıza sahip çıkamıyoruz dedikten sonra dertli dertli, büyükçe bir yudum çekti kadehinden.
"Rumlar Amerika'da İstanbul, Anadolu, bilmem ne diye yerler açıp. sıradan bir, iki Rum göbek dansözü çalıştırıyorlar ve akla hayale gelmedik para kırıyorlar. Broadway'in İstanbul, Egyptian Garden, Brittanica, Ali Baba, Arabian Night gibi en tutulan, büyük pavyonlarının sahibi onlar. Türkler de hep buralara gider, eğlenir. Rum'lara kazandırırlar."

BİR GREVDEN, BİR DE VERGİDEN ÇOK ÇEKTİM
Türk Lokumu, Amerika'da en çok iki şeyden çekmiş. Birincisi New - York't'aki büyük taşıt işçileri grevi, diğeri de vergi!.
"Ben. City Tax (şehir vergisi) öderdim" diyor.. Kazancım iyi idi, ama % 40 vergi veriyordum.. Aşağı yukarı yılda 15.000 dolar. Bir hayli para idi bu.."
Sonra, -Aaaa!..- diye haykırdı.. "Bir de grevden çok çektim.. Trenler, taksiler hep strike (grev) yaptılar. Koskoca Newyork'ta hayat stop etti.. Yalnız Subway (yeraltı treni) katılmadı strike'a.. Bütün ahali, üşüştüler, ezilenler oldu. Ben de kaç defa eziliyordum. Nihayet President Johnson'la Governor (Vali) Rockefeller iki gün görüşme yaptılar da iş halloldu.. İşçilerin, sendikanın istediği gibi ama.."
Ve şöyle devam etti Türk Lokumu:
"Fakirler çok Amerika'da. Dilenciliği şarkta olduğu gibi değil de başka metodlarla yaparlar.. San Francisco'da, California'da. bir de Pıtsbourgh'da işsiz çok... Muhaceret hâlâ kabul ediliyor.. Yanılıp, dışarıdan gelenler hep aç kalıyorlar.. Polis sert, kanunlar da sert... Hem iş yok. hem işsizlere aman yoktur.
Ama şimdi Hükümet düşünüyor... Yeni yeni fabrikalar mı kuracak, ne yapacak?.. En çok üzerine titredikleri, ay'a adam yollamak Amerikalıların.. Rusya ila Amerika hep birbiri ile yarışıyor.. Birisi beş günlüğüne adam gönderse, öbürü sekiz günlüğüne adam gönderiyor.. Bütün paraları bu yarışa harcıyorlar.. Şimdi Amerika bir aylığına adam gönderecek aya!Tâbi fabrika işi bekler o zaman"
"Ama çok güzel yollar, köprüler, caddeler var. Hele San Francisco'da bir asma köprü var ki. Magnifıcient."
Sormadan edemedim:
"Başkan Johnson hakkında ne düşünüyorsun?"
"Ben rahatım. Bu konuda konuşmayayım, sebebi, orada benim dükkânım var. Belki yarın, öbürgün dönerim. Ama, President Kennedy, Amerika'nın Atatürk'üydü.. Tavuk gibi vurdular onu da. Televizyondaydım.. Seyrettim."
Aşktan da konuştuk «Türk Lokumu» ile.. Bu sırada içkilerimizi tüketmek üzere idik.
«Herkesin bir aşkı var..» dedi Nejla. Benim aşkım da sanatım. Halkı memnun edemezsem üzülürüm.. Başka türlü bir aşk tanımam.. Türkiye'ye geldim geleli kimsenin eli elime değmedi..»
DOKTORLARI ÇİLEDEN ÇIKARAN LOKUM
Avucumu Türk Lokumunun göbeği ve kalçası arasındaki adeleye bastırdım. Adele, kımıldadı. Nejla Ateş nefesini kesip, bu adaleyi görülmemiş bir şekilde oynatmaya başladı. Kalça ve göbek aynı anda, aynı ritmle dakikalarca hareket ettiler. Gerçekten görülmemiş bir şeydi bu. Tam anlamı ile «göbek san'atı..» Nejla Ateş derin bir nefes alıp, kendini serbest bıraktığında, arkadaşları, "Gördün mü?" dedi. «Müthiş bir özelliği var bu kızın.. Yani. nefes kesildikten sonra gövdesinin diğer kesimlerini hareket ettirmeden göbek ve kalça arasında sanatını gösteriyor..»
İstanbul'da on doktor, Nejla Ateş'in bu «özelliğine büyük önem vererek incelemişler ve hayretler İçinde kalmışlar. Nejla tam anlamı ile bir göbek sanatçısı olduğunu böylelikle Tıp alemine de ispatlamış.
Hava kararmıştı.. Nejla Ateş'in birazdan çalıştığı pavyona gidip sahne düzenini ayarlaması gerekiyordu. Müsaade isteyip kalktık..
Her zamanki sempatisiyle kapıya kadar uğurladı bizi. Yanağımıza da bir öpücük kondurmayı ihmal etmedi.
NOT : Nejla Ateş ya da doğum adıyla Naciye Batır, Kırım Tatarı asıllı. (7 Mart 1927) yılında Köstence, Romanya'da doğmuş. 19 Eylül 1995 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yummuş.
Nota ve Tınıyla...
macit. soydan@gmail.com