125 farklı yazarın hazırladığı, bugüne dek tarihte yazılmış en iyi romanlar listesinde birinci sırada yer aldı.
“Time” Dergisi tarafından 2007 yılında “Tüm Zamanların En İyi Kitabı” seçildi.
Bugüne kadar yaklaşık 30 adet filmi çekildi.
Bale, opera gibi konu başlıklarının ağırlıklı olduğu televizyon dizileri üretildi.
Hakkında 3 radyo oyunu, 5 televizyon dizisi, 3 bale, 2 müzikal oyun ve 10 opera yapıldı.
"ANNA KARENINA"
Romanın girişinde yer alan söz edebiyat tarihinin en meşhur cümlesi haline gelmişti:
“Bütün mutlu aileler birbirine benzer. Her mutsuz ailenin ise kendisine özgü bir mutsuzluğu vardır.”
***
"Lev Nikolayeviç Tolstoy"
Rus edebiyatının dünyaca ünlü yazarı...
Gelelim romanın çok kısa hikayesine ve sonra da başlığımıza...
Tolstoy'un "Mürekkep hokkasının içine vücudundan etler bırakarak" yazdığını söylediği inanılmaz eseri olan Anna Karenina’nın doğuşu ve ilham kaynağı olan trajik olay 1872 yılında bir kış ayında gerçekleşti.
Tolstoy’un bir komşusunun metresi olduğu bilinen Anna Stepanovna isimli genç kadın intihar etmeye karar vermiş ve kendisini Yasyana Polyana civarlarında bir trenin altına atarak hayatına son vermişti. Bu olaydan sonra Tolstoy kadının ismini ve trajik hikayesini romanına almaya karar verdi.
1873’te yazmaya başladı ve 1877’de tamamladı. Bir değil tam iki ciltti.
Anna Karenina romanında Tolstoy, bir aşk hikayesi üzerinden Rus toplumundaki çarpıklıkları ve insan ilişkilerini de eleştirmişti. Romanda bulunan Levin karakteri ile Tolstoy kendisini ele almış, bu karakter üzerinden de sürekli eğitim, devlet ve evlilik gibi toplumsal konuları irdelemişti.
***
Yazar, eserin oluşum sürecinde adeta kendisini odasına kapatmış ve bu süre boyunca evinde çalışan hizmetçisini; “benim odama girme, eğer çok acil ve önemli bir durum olursa sadece kapıyı tıklat. Yemek getirdiğinde de kapıya bırak ve git.” diye tembihlemişti.
***
Hizmetçisi Tolstoy’un bu sözleri üzerine dediklerini uygulamış ama bir gün Tolstoy hizmetçisinin getirip kapıya koyduğu hiçbir yemeği içeri almamış ve yememişti.
Ne sabah kahvaltısını, ne öğle yemeğini, ne de akşam yemeğini almadığını fark eden hizmetçisi Tolstoy’un korkusundan onu kontrol dahi edememiş fakat kendisine bir şey mi oldu düşüncesiyle endişelenmeye başlamıştı.
Sonrasında yazarın akrabalarına haber vererek gelip kontrol etmelerini istemişti. Tolstoy’u kontrol etmeye gelenler odasının kapısını açtıklarında yazarı yerde cenin pozisyonunda ağlıyorken ve neredeyse baygın yatar bir halde bulmuşlar ve kendisine yaklaşıp "sana ne oldu böyle neden ağlıyorsun?” diye sorduklarında ise şu karşılığı almışlardı ;
“Anna Karenina öldü!”
Bence bu kadar hissedilerek yazılan bir romanın kötü olabilme ihtimali elbette ki yoktur.
Aldığı ödülleri ve övgüleri sonuna kadar hak eden Tolstoy bütün benliğiyle bu eseri oluşturmuştu.
Yazarını bu kadar etkileyebilen bir roman okuyucusuna neler yapmaz varın siz düşünün…
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com