Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
TAM BİR SENE GEÇTİ O GÜNDEN BERİ...
Tarih: 13-08-2023 16:47:00 Güncelleme: 13-08-2023 16:47:00



Hani hep derler ya, 

 

"Duvarların dili olsa da konuşsa!"

 

Kimbilir ne acıların yaşandığı, ne hayatların söndüğü, ‘hele bir girin, bir daha giren çıkamaz!’ denilen, şiirlere, kitaplara, yazılara, şarkılara konu olan, film ve dizilerde tema olarak kullanılan bir yer Türkiye'nin Alcatraz'ı (*) olarak da anılan Sinop Cezaevi... 

 

 

Malum bu tür her mekan için dilden dile dolaşan farklı hikayeler vardır. 

 

Günümüzde yaklaşık 4,000 yıl kadar önce Sinop ve çevresinin hakimi olan Gaskalılar tarafından yaptırıldığı tahmin edilen Sinop Kalesi, Grek, Pontus, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar döneminde de korunarak günümüze kadar ulaşmış. 1568 yılına ait belgelerde kalenin cezaevi amaçlı kullanıldığına ilişkin bilgiler, bilinen en eski kayıtlar olarak karşımıza çıkıyor.

 

Yıllar içerisinde her devletin güçlendirerek koruduğu kale ile ilgili bilgilere seyahatnamesinde yer veren Evliya Çelebi, Sinop Kalesi için şu ifadeleri kullanıyor:

 

“Büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkûmları vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar.”

 

1887 yılına gelindiğinde resmen zindana dönüştürülen iç kale, hamam ve birkaç eklentiyle birlikte geliştirilmiş. 1939 yılında cumhuriyet döneminin ilk çocuk hapishanelerinden biri haline gelen Sinop Kalesi, yıllar içerisinde olumsuz olaylarla anılan bir yer olarak tanınmış.

 

Geçen süreç içerisinde Tarihi Sinop Cezaevi çeşitli suçlardan mahkum olan birçok ünlü ismi konuk etmiş. (Konuk kelimesi lafın gelişi tabii. İçeride yatanların çektiklerini bir kendileri bir de Allah bilir)

 

Kimler mi ? 

 

Aralarında, Kırım Hanı Devlet Giray, Sabahattin Ali, Refik Halit Karay, Mustafa Suphi, Ahmet Bedevi Kuran, Ruhi Su, Burhan Felek, Zekeriya Sertel gibi kişiler bulunuyor. 

 

Ama belki de Cezavi'nin bu kadar popüler olmasının başlıca nedeni ise yıllar sonra bestelenen Sabahattin Ali’nin Aldırma Gönül adlı şiiri...  

 

Sabahattin Ali, Türk edebiyatına unutulmaz eserler bırakmış bir yazar. 26 Aralık 1932 – 29 Ekim 1933 tarihleri arasında  Sinop cezaevinde hüküm giymiş. Yazarın bazı şiir ve öykülerinde Sinop Cezaevi’nden izler bulabilirsiniz. Cezaevinde Sabahattin Ali’nin kaldığı tek kişilik koğuşu ziyaret ettiğinizde, yatağını ve sazını gördüğünüzde şu sözleri hatırlayın;

 

Başın öne eğilmesin,
Aldırma gönül aldırma,
Ağladığın duyulmasın,
Aldırma gönül aldırma...

***
Dışarıda deli dalgalar,
Gelip duvarları yalar,
Seni bu sesler oyalar,
Aldırma gönül aldırma...

***
Kurşun ata ata biter,
Yollar gide gide biter,
Mapus yata yata biter,
Aldırma gönül aldırma...

***
Dertlerin kalkınca şaha,
Bir sitem yolla Allah'a,
Görecek günler var daha,
Aldırma gönül aldırma...

*** 
Sabahattin Ali, içeride yazdığı bir mektubunda şöyle anlatır cezaevini: 

 

“Duvarlar… İsten ve kirden yer yer lekelenen, kirecin rengi sararak pis bir sofra örtüsüne dönen kalın taş duvarlar… Taş duvarların dibinde yığılı, üzeri eski kilim veya yırtık battaniyelerle örtülü yataklar… Daima yanlış çalan bir duvar saati, altındaki çivide pis bir havlu, bir bağlama, bir eski yelek. Ve en solda, köşede bulaşık kaplar… Ve ben düşünüyorum…”  

 

Başka bir mektubunda ise Sinop’a geldiği günle cezası bittikten sonraki adamın aynı adam olmadığını yazar;  “…tam bir sene geçti o günden beri, hâlbuki ben ne kadar çok ihtiyarlamıştım! Bir sene evvelki Sabahattin’e bir çocuğa bakar gibi bakıyordum…” 

 

Sabahattin Ali’yle de sınırlı kalmamış Sinop Cezaevi’nin edebiyata katkısı…

 

Cezaevinde yatan usta kalemlerden Refik Halid Karay’ın “Memleket Hikayeleri” adlı kitabında yer alan “Şaka” öyküsüne, Ahmet Bedevi Kuran’ın “Meşrutiyet Zamanının Fizanı Sinop” adlı anılarına, Kerim Korcan’ın kızına yazdığı dizelere ve “İdamlıklar”adlı öyküsüne esin kaynağı olmuş, özgürlüğü hapsetse de edebiyata katkılar vermiş.

 

Sinop Cezaevi, şimdilerde bir tarihi eser. Onu bir müze olarak bunca cazip kılan şey, ziyaretçilerin CÜMLE KAPISINDAN içeri adım attıkları andan itibaren bir müzeyi değil kiri- pası, teri- gözyaşı üzerinde bir hapishaneyi geziyor olmaları.

 

Bu aralar restore çalışmaları yapıldığını duydum. Bundan dolayı içeriye ziyaretçi alınamıyormuş. Ama en azından yolunuz düşerse, hiç değilse gezemeseniz bile uzaktan da olsa bir fotoğrafını çekin. Ne bileyim anı olarak saklarsınız işte.

 

Yok işte telefonumun kamerası iyi değil de, net çekmiyor da vb. gibi bahanelere sarılmayın. Basın deklanşöre. Dedim ya flu bile çıksa anı anıdır... 

 

Nota ve Tınıyla... 
macit.soydan@gmail.com

* Alcatraz : İsmini San Francisco Körfezi'nde sahile 2,4 km uzaklıkta 9 hektar alana yayılmış olan Alcatraz Adası'nden alan, ABD'nin en ünlü hapishanelerinden biri... Filmini izlemenizi tavsiye ederim...

 

NOT ; Aldırma Gönül'ün bestecisi ve ilk plağa okuyan kişi Kerem Güney ancak ne hikmetse dönemin gazeteleri tarafından hep Edip Akbayram öne çıkarıldı. Akbayram, her ne kadar sevdiğim bir sanatçı olsa da bence hakkının yenildiğini düşündüğüm Kerem Güney'den de bir kez olsun  dinlerseniz belki bana hak verirsiniz. 

 



Bu yazı 12791 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI