1950'li yıllarda Ankara bugüne nazaran nüfusu daha az ama bir o kadar da hareketli bir şehirdi.
İnsanlar eğlenmeye daha fazla zaman ayırıyor, yüzler bir başka gülüyordu.
Uzatmadan sizi bu kez 1955 yılına götürmek istiyorum.
Gazeteci Suat Nazif'in kaleminden şehrin en popüler iki mekanına doğru kısa bir yolculuk yapalım isterseniz...
SÜREYYA PAVYONU
Yenişehir'in göbeğinde, Ankara sosyetesinin beyninde, eğlence aleminin ruhunda mümtaz bir yeri vardır bu gece kulübünün. Var olanlar yalnız bunlar olsa. Bin bir dedikodusu vardır. Bin bir çeşit de müşterisi.
Süreyya bey herkesle içli dışlıdır. tanınmış devlet adamlarıyla, yerli, yabancı dosttur. Hepsinin adetlerini en ufak teferruatına kadar bilir. Pavyonun içinde uğraşır, meşgul olur. Çalışır ve bir arslan kesilir amma bilir misiniz hususi hayatında kendisinin ideal bir kılıbık olduğunu. Karısından çok korkar.
Fotoğrafçı Hikmet Tamekan'la birlikte damladık resim çekmek için Süreyya'ya. Çekemiyeceğimizi söylemezler mi ? Yanu neden, niçin ?
El cevap, tanınmış adamları, meşhur şahsiyetlerle doluymuş da ondan. Belki eğlencelerinin resimle tesbitini istemezlermiş. Bu lakırdıyı bizzat Bay Süreyya söyledi bana. Ve bir noktada haklıdır. Evet, pavyon tanınmış kimselerle doluydu. Al takke ver külah, antrenin, merdivenin resmini almamıza yarım saat münakaşadan sonra razı oldu.
Bu lütufta herhalde yazacaklarımızda biraz insaflı olmamız içindi. Halbuki bizim yazmakla alıp vereceğimiz yoktu, biz sadece duyduklarımızı, gördüklerimizi nakledecektik. Netekim resimlerimizi çektik ve yine bildiğimizi yaptık.
Fotoğrafçı gitti, biz de aşağıya düştük. Süreyya pavyonu İngilizler için alelade bir lokanta, Amerikalılar için samimi bir kulüp. Şimalliler için gidilmesi güzel ve pahalı bir yer. Akdeniz memleketlerine mensup insanlar için ideal bir aşk ve dans yuvası. Yeni şehirin kibar muhiti için ise kullanılması penisilin veya streptomisin kadar zaruri ve tesirli bir ilaçtır.
Süreyya'nın bu her insana göre tarifi değişen pavyonu, bu akşam o kadar kalabalık ki, hanımlar, beyler, merdiven başlarında, sütunlar dibinde ayakta bekliyorlar.
Süreyya ayrıca acayipliklerle doludur. Bir defa tarife müşteriye göre değişir. Mesela iki masa başından sonuna kadar da aynı şeyleri yer, aynı içkileri içer. Bir de bakarsınız, birisine gelen hesap diğerinn yarısı. İçki babında yok yoktur. İki orkestra durmadan çalar. Masaların ve mutena köşelerin klasik sahipleri vardır. Mesela yeşil Buick'li, çiftçi - siyaset adamı, gazeteci üstadımız kapıdan girince karşıya gelen dipteki koltuklu masadan başka masaya ayak atmaz.
Bir zamanlar dış ekonomimizi idare etmiş olan büyük şahsiyet, dostları ile gelir. Solda köşedeki büyük masa onundur. Hariciyeciler. barın önündeki yuvarlak masayı tercih ederler. Siyasi konferanslardan kalma adetlerine, burada da tatbik imkanı bulmuşlardır. Bankacıların tercih ettikleri yer, şömine ve civarıdır.
Şehrimizdeki Amerikalılardan çavuş, onbaşı sınıfının dışında kalanlar ve evli bulunanlar akşam yemeklerinde buradan çıkmazlar. Genç kızlarımızın buraya anneleri, babaları ile geldiği pek görülmemiştir. Günün bütün olayları geceleri burada enine boyuna münakaşa edilir.
Velhasıl hoş bir yerdir şu Süreyya..
**
BOMONTİ GAZİNOSU
Haddizatında başşehirde bir değil iki Bomonti vardır. Birincisi saat 8'de kapılarını açan, mükemmel orkestrası, nefis yemekleri, tatlı müziği, nazik servisi ile ve bütün bunları da Ankara'nın en iyi varyete programı ile tamamlayan ve saat 12.30'a kadar devam eden Bomonti Gazinosu.
İkincisi saat 1'den sabahın ilk ışıklarına kadar devam eden, elektrikleri kısık, müziği daha az fakat daha gürültülü, patlayan şampanyaların sesi, bol yanak yanağa dansları mebzul dip köşelerdeki masaların tercih edildiği ve Ankara'nın meşhur bekarlarının doldurduğu Bomonti pavyonu.
Öncelikle itiraf etmek gerekir ki müşterilerine vermiş olduğu zevke mukabil Bomonti Ankara'nın en ucuz gece kulübü olmakla beraber yine Ankara'daki en cazip atraksiyon programına sahiptir.
1 numaralı Bomonti'de salon hemen hemen her akşam doludur. Temiz yemekler, rahat masalarda keyif içinde yenilir. Bu arada salonda küçük çocuklara, başörtülü ninelere de Ankara'nın tanınmış simaları arasında rastlamak mümkündür. İçkiler içilir, numaralar seyredilir. Trupların varyetesi bir buçuk saatten fazla sürer.
Sıra ikinci Bomonti'ye gelmiştir. Saat gecenin biri olmuştur. Salon yavaş yavaş boşalır. Yani hanım nineler, çocuklar, aileler evlerine yatmaya giderler. Ardından ikinci Bomonti'nin tek mefhumu olan eğlenceye geçilir. Ne fiata, ne pahasına olursa olsun, revü kızları dansa kaldırılır, bir şey içmeleri için davet edilir. Caz büyük bir gürültü ile çalar. Herkes kendi dünyasını yaşar. Şampanyalar patlar, güzel ve tatlı sözler kulaklardan kulaklara dolaşır durur.
Bomonti güzel bir yerdir vesselam. Uzaktan pek cazip, yakından pek enteresan, çok yakından da yakıcıdır. Hangisine tahammül edebilirseniz orada yer, mevzi alın.
**
Ve bunlara benzer bir çok mekan daha. Demek ki o dönemler Ankara çok daha mutlu ve çok daha eğlenceliymiş...
NOT : Araştırmacı Yazar Metin Turhan Arşivi'nden alınmıştır.
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com