Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
SİNEMA MI, LOKANTA MI ?
Tarih: 21-12-2024 21:15:00 Güncelleme: 21-12-2024 23:26:00


 

Tek kanallı televizyon öncesi insanların en çok rağbet ettikleri yerlerinden başında önce sinema, ardından da tiyatro gelirdi. Genellikle hafta sonları arkadaşlarla, ailelerle veya sevgililerle gidilecek yerlerin başında tiyatroya nazaran sinema daha ağır basardı. 

 


Hele duygusal bir film olmaya görsün, herkes iki gözü iki çeşme, mendiller ıslanmış, gözler kızarmış bir halde salondan çıkardı. Genç çiftlerden erkekler ise yarin yanağına bir öpücük kondurmanın keyfiyle bir sonraki haftayı iple çekerdi. 

 


Sonra tek kanala başkaları eklendi, ardından digital tv'ler, internet'te izlenen filmler. Sinema diye neredeyse bir şey kalmadı. 

 


Bugün artık olanlar da yavaş yavaş kayboluyor piyasadan. Hem sosyal alem, hem de bilet fiyatları bellerini tabiri caizse iyice kırdı. 

 


Bu başka bir zaman ele alabileceğimiz bir konu. 

 


Gelelim biz sinemanın sinema olduğu yıllara. 

 


Mesela sene 1953..

 

 
Dönemin acar gazetecilerinden Zeki ASLANBEY, sabah gazeteden çıkarken "Acaba bugün ne khaber yapsam ?" diye düşünürken birden aklına bir sinemaya gidip, oraya gelenleri gözlemlemek gelmiş. 

 


İyi mi yapmış kötü mü yapmış, gittiğine gideceğine pişman mı olmuş. 

 


Usta büyüğümüzün, 

 


"Sinema mı, lokanta mı ?" başlıklı haberine şöyle bir göz atalım ve görelim... 

 


Hafta içi olmasına rağmen yine de sıra oldukça kalabalıktı. Epey bir bekledikten sonra biletimi alıp içeri kendimi  zor attım. Okuldan kaçanlar mı, işsiz güçsüzler mi, öğle tatilini film izleyerek geçirmek isteyenler mi, benim gibi haber amaçlı gelenler mi (Çoğul konuştum ama tek gazeteci bendim) kimi ararsanız içeride. 

 


Elindeki feneri adeta gözünüzün içine sokan ve biletinizi aniden elinizden kapan (beni geçmeden koltuğuna oturumazsın) tavrındaki teşrifatçı engelini aştıktan sonra (Bahşişi beğenmezse homurdanan da var. Bilginiz olsun. Bu arada kendilerini nimetten saymaları da cabası. Sanki onlar olmazsa koltuğumuzu bulamayacağız. Ha, ışıklar söndükten sonra belki bir faydaları oluyor ama o da gelenlerin suçu. Salona erken girsinler, muhatap olmasınlar) 

 


Neyse, koltuğa cümbür cemaat kuruluyoruz. 

 


Ellerde mısır paketleri ve gazoz ya da cola... 

 


Sırada dikkat etmemişim ama film başlamadan önce şöyle bir göz attım ki seyircilerin hemen hemen hepsi memur.

 

Ellerinde sefertasları, yiyecek paketleri ve simitleriyle hızlı hızlı koltuklarına oturuyorlar. 

 


Öyle heyecanlılar ki, daha sıradayken gişe memuruna, - "Haydi çabuk olun, elinizi çabuk tutun, başlıyor yahu" gibi serzenişte bulunmalarından anlamalıydım. Hatta içeriye daha çabuk girebilmek için, biletleri dahi kendileri kontrol ediyor, kendileri yırtıyorlardı. Kapıdaki şahısa sadece biletin bir parçasını vererek koşar adım yukarı çıkıyorlardı. (Sinemanın balkon kısmı da var bu arada) Birkaç bayan kendi aralarında konuşuyorlardı. 

 


Kulak kabarttım. Nasıl olsa birkaç dakika vardı daha filmin başlamasına. 

 


- Kardeş şuraya oturalım. 
- Şurası daha iyi.
- Ama Zehra ile nişanlısı da gelecek. Ona da yer ayıracağız. 
"Öyleyse şurası iyi"
diyerek bir yere iliştiler.  

 


Film başlamak üzere. Bir kağıt gıcırtısı bütün salonu doldurdu. 

 


Sağıma bakıyorum, biri yiyecek paketini açmakla meşgul, soluma bakıyorum biri pilavını kucağına koymuş bile. Şaka değil, sefertasını açmış, şapur şupur pilavını kaşıklıyor. Mübarek sinema değil, lokanta... Karanlıkta seçemedim. Sefertasının diğer gözünde de acaba kuru fasulye var mıydı ? olsa kokusu gelirdi burnuma. Neyse, 

 


Film başlar başlamaz şapırtılarını da işitiyoruz.

 


"Aman Aliye, gene kıymalı börek almışsın" 
"Ne yapayım aceleye geldi. Saat on ikide daireden çık. 12.15'te buraya nasıl yetiştiğimizi biliyorsun"

 


Pilav yiyen bay hafifçe küfrederek, 

 


"Daha yeni ısıtmıştım. ne çabuk soğuyor" diye homurdandı. 

 


Dikkat ediyorum gözleri daima filmde olduğu halde mükemmel surette kaşığı pilav daldırabiliyor. 

 


Börek kokusu da sinemayı bir sardı ki sormayın gitsin. Sabah güya kahvaltı yapıp çıkmıştım evden ama mübarek börek de öyle böyle değil. Utanmasam isteyeceğim de yanlış anlaşılır diye korktum. 

 


Filmde konuşulanları duymaya imkan yok. Salonda duyulan yegane ses kaşık sesi, kağıt sesi ve bunlara ilaveten ağız şapırtısı. 

 


Bir müddet böyle devam ettikten sonra önümde oturan bir bayan arkadaşına doğru eğilerek, 

 


- Bugün geç kalacağız herhalde. 
- Ne olur sanki ? 
- Ne olur var mı ? Yeni gelen müdürü bilmiyor musun ? 
- Leyla geçen günbir saat geç geldi de birşey demedi. 
- Ama onu tanıyor. Dün Fatma'yı nasıl tanıdı ? 

 


Şu yemek faslı bitsin de flmi güzelce seyredelim diyordum. Ne gezer, şimdi de dedikodu başladı. Az ileride önce beyaz birşey parladı. Sonra kuvvetli bir ses duyuldu. Bu sesi birkaç ses daha takip etti. Sanki salonda bir makinalı tüfek faaliyete geçmişti. 

 


Artık arka arkaya "Pat...pat...pat..." gibi sesler duyulmağa başlandı. Anlaşılıyor ki yemek faslı bitmişti. Şimdi de bazıları sakız çiğniyorlardı. Biraz önce önümde oturarak dedikodu yapan bayanın çantasından küçük bir külah çıkartarak yemeğe başlamasını hayretle izledim. Ve ortalığı bu kez çekirdek sesi kapladı. "Çıt...çıt...çıt..."

 


Ben adam akıllı sinirlendiğim halde onların hallerinden memnun olduğu anlaşılıyordu. Bu da ara sıra uzun kahkahalarından belli oluyordu. 

 


Keyifleri yerindeydi çünkü  zira en ucuz lokantada oturuyorlardı, aynı zamanda da en lüks lokantada. 

 


Öyle ya hem film seyrediyorlar, hem karınlarını doyuruyorlardı. 

 


Ben de sinirimden başka bir şey bulamayınca tırnaklarımı yemeye başladım. Keşke girişte mısır alsaydım. 

 


Neticede film izlemeye mi girdim, bol kokulu lokantaya mı ? 

 


Ona da siz karar verin... 

 

***

 

Araştırmacı - Yazar Metin Turhan Arşivi'nden alınmıştır. 

 

 

Nota ve Tınıyla... 

 

 

macit.soydan@gmail.com



Bu yazı 11854 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI