Hiroşima'da atom bombasıyla yedi yaşındayken katledilen Sadako Sasaki isimli bir kız çocuğunun anısına büyük şair Nâzım Hikmet'in yazdığı ve Zülfü Livaneli'nin bestelediği "kız çocuğu" adlı şiirin son iki dizesinde yeralan "Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler..." büyük bir dramı anlatmakla birlikte dünya üzerinde yaşayan birçok çocuğun karşı karşıya kaldığı durumun da kısa bir özetidir bana göre.
Evet, bugün hala şekerin tadını bile bilemeyen çocuklar bulunmaktadır gerek bu ülkede, gerekse de dünyanın başka bir coğrafyasında.
Niye bu konuyu yazdığıma gelince,
geçtiğimiz günlerde üyesi olduğum Unicef'ten mail adresime bir yazı geldi.
Konu yine çocuklardı ama bu sefer yerinden edilmiş çocuklar...
UNICEF tarafından hazırlanmış "Dünya genelinde yerinden edilmiş çocuk" sayısını anlatan bir rapor.
UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) tarafından yayınlanan raporda, dünya genelinde yerinden edilen çocuk sayısının 2022 yılının sonunda 43,3 milyona ulaştığı belirtilmiş.
Konuyla ilgili bir açıklamada bulunan UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell da yazısında, "Yerinden edilen çocukların sayısındaki artış, dünya genelindeki çatışma, kriz ve iklim değişimi nedeniyle meydana gelen afetlerle ilintili."değerlendirmesinde bulunmuş.
Raporda, yerinden edilen çocukların çoğunun tüm çocukluğunu bu şekilde geçirdiğine dikkat çekilirken, "Son 10 yılda zorla yerinden edilen çocuk sayısı 2 katına çıktı." deniliyor.
Ayrıca, Ukrayna'daki savaşa da yer veriliyor ve yaklaşık 2 milyon çocuğun zorla ülkesinden ayırıldığı ifade edilerek, 1 milyon çocuğun da ülke içinde nerede olduğunun bilinmediğine dikkat çekiliyor.
Raporda, 43,3 milyon çocuğun yüzde 60'ının ise çatışma ve şiddet sonucu yerinden edildiği, sığınma talep eden çocuk sayısının ise 17,5 milyona ulaştığı aktarılıyor.
Evet, rapor özetle böyle.
Fillerin tepiştiği ve her zaman çimenlerin (çocukların) ezildiği bir dünyada yaşıyoruz.
Tüm bu yaşananlara neden olanlar,
sizler tepişmeye devam edin ama en azından çocuklardan uzak durun. Bırakın birçok olayı anlamsızca izleyen ve farkında olamayan bu çocuklar, hiç değilse kendi masum dünyalarında en azından "bir şeker" yiyebilmenin mutluluğunu yaşasınlar.
Çekin o kirli ve kanlı ellerinizi onların üstünden...
Nota ve tınıyla...
macit.soydan@gmail.com