Bazı insanlar vardır; bilmedikleri her şeyi bildiklerini sanırlar.
Bir konuda iki kelime duyar, uzman kesilir. Karşısındaki konuşurken dinlemez; çünkü cevabı daha soru bitmeden hazırdır.
Yanlış olduğunu gösterirsin, kabul etmez. Kanıt sunarsın, kafası basmaz. Bilmediğini söylersin, ama o seni cahil ilan eder. Çünkü dertleri gerçeği bulmak değil, üstün görünmektir.
Kendilerini öyle bir yere koyarlar ki karşılarındaki herkes onlara göre aptaldır. Tüm dünya biraraya bile gelse henüz onların seviyesine ulaşamamıştır! Oysa gerçek zekâ bağırmaz. Gerçek bilgi gösteriş yapmaz. Gerçekten akıllı insan, gerektiğinde “Bilmiyorum” diyebilir.
En komik olanı da şudur:
Kendi cehaletini fark edemeyecek kadar cahil olup, başkasının zekâsını sorgulamak… Bundan daha büyük bir zavallılık olabilir mi?
Ve unutmayın:
Bazı insanlarla tartışmak, satranç tahtasında güvercinle oynamaya benzer; taşları devirir, ortalığı dağıtır, sonra da oyunu kazandığını sanır. Onlara verilecek en iyi cevap, tartışmak değil; kim olduklarını görüp cahilliklerini yüzlerine vurmadan ve muhatap bile almadan yoluna devam etmektir.
Bırakın çevrelerindeki yancıları ve şakşakçılarıyla kendi hayal dünyalarında yaşamaya, acınacak zavallılıklarıyla böbürlenmeye devam etsinler...
Nota ve Tınıyla..
