Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
SALLA GİTSİN - 2
Tarih: 15-07-2024 16:53:00 Güncelleme: 15-07-2024 16:53:00


 

Hakikat-sonrası kavramının özellikle 2016 yılı itibariyle önem kazanmasının ardından yalan haber, sahte haber, doğruluk kontrolü, doğruluk kontrol merkezleri gibi konular Türkiye'de olduğu gibi  dünyada da tartışılır hale gelmeye başlamıştır.

 

 

Hem akademik hem de sektörel alanda yapılan bu tartışmalar sahte haberin önüne nasıl geçilebileceğini sorgulamaya çalışmaktadır. 

 


Sahte haberin önüne geçmedeki önemli girişimlerden biri doğruluk kontrol merkezlerinin ortaya çıkmasıdır. Doğruluğundan şüphe duyulan haberler çeşitli kaynaklara başvurularak kontrol edilir, bir anlamda sağlaması yapılır.

 

 

Bu merkezler kurumsal medya kuruluşlarının bünyesinde olabileceği gibi sivil girişimler tarafından da sürdürülmektedir.

 


Türkiye’nin yalan habere en fazla maruz kalan ülke olduğu göz önünde bulundurulduğunda, konuya dair alınan önlemleri değerlendirmek gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

 

 

Ancak önlem alınması için öncelikle haber kuruluşlarının konunun farkında olup olmadığı, içeriklerine yansıtıp yansıtmadıkları sorusu gündeme gelmektedir.

 

 

Kurumsal medya kuruluşlarının haber içeriklerinde konuya yer vermesi toplumun da konuya ilişkin bilgi edinmesindeki en önemli unsurlardan biridir. 

 


Yalan haber kavramı “gazetecilik prensipleri altında toplanan enformasyonun doğrudan yanlış veya yanıltıcı içerik olarak maskelenmesi” olarak tanımlanabilir.

 

 

Yalan habere ilişkin tanımlama yapılırken özellikle şu üç kategorinin birbirine karıştırılması üzerinde durulmaktadır: 


(1) para kazanmak ya da başkalarının itibarını sarsmak için ‘uydurulmuş’ haber;

(2) aslında gerçeğe dayalı ama belirli bir gündeme uygun olarak ‘tasarlanmış’ haber;

(3) insanların kendilerini rahat hissetmediği ya da aynı fikirde olmadığı haber... 

 


Yalan/sahte haberin son yıllarda gündeme gelmesinin nedenlerinden biri de internet ve özellikle sosyal ağlarla birlikte enformasyon dolaşımının hız kazanmış olmasıdır.

 


Enformasyonun hızlı yayılıyor olması hem karşılaşılan içeriği sorgulamaktan bireyleri uzaklaştırmakta hem de gerçek haberlere göre daha ilgi çekici içeriğe sahip olan yalan/ sahte haberlerin yaygınlaşmasını arttırmaktadır.

 

Yapılan bir araştırmaya göre sosyal medya kullanıcılarının yalan haberleri paylaşma ihtimali %70 daha fazladır ve yalan haber gerçek haberden 6 kat daha hızlı yayılmaktadır 

Tekrar etmekte fayda var. Nedir yalan haber? 

 


En basit biçimde tanımlarsak, gerçek gibi görünen, bilinçli olarak çarpıtılmış veya tamamen uydurulmuş, teyit edilebilir bilgilere dayanmayan haberlere yalan haber diyoruz. Hatta gazetecilik diliyle söylersek, yalan haber asparagas haberdir.

 

 

Bu haberlerin gerçekle uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Gazetecilik etiği çerçevesinde bakarsak da yalan haber asla onay gören bir habercilik değildir.

 

 

Hatta, yalan haber gazeteciliğin en büyük günahıdır bile denebilir. Gazeteci bile bile yalan haber yapmaz, yaparsa ona gazetecilik denmez. Umarım yeterince anlatabilmişimdir.

 


Yanlış habere gelirsek, şunları söyleyebiliriz. Yanlış haber, haberin unsurlarının yeterince araştırılmaması, kontrol sürecinin aceleye getirilmesi gibi nedenlerden dolayı içinde yanlışlar barındıran haberdir diyebiliriz.

 

 

Bu haberlerde muhabirin kasıtsız olarak yanlış yaptığını (ve bu yanlışın editoryal kontrol sürecince fark edilmediğini) kabul etmemiz gerekir.

 

 

Asıl niyet doğru haber yapmaktır ama bir sürü nedenden dolayı yanlış bir haber yapabilir gazeteci. Gazetecilik etik kodları da bunu öngörmüştür. 

 


Nitekim örneğin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde, “Gazeteci, yayınlarıyla ilgili her yanlışı en kısa sürede düzeltmekle ve gerektiğinde özür dilemekle yükümlüdür” der.

 

 

Yani gazetecinin tıpkı diğer meslek sahipleri gibi yanlış yapabileceği öngörülür.

 


Bir de yalanlanan haber meselesi var. Gazetecilerin özellikle eleştirel nitelikli haberlerinde sıklıkla başlarına gelen bir durumdur bu.

 

 

Siyasetçiler, bürokratlar, iş insanları, velhasıl olumsuzluk içeren haberlere konu olan çoğu insan, haberler doğru olsa da genelde yalanlama yoluna gider.

 

 

Bu tür yalanlamaları neredeyse her gün görürüz medyada. Bu yalanlanan haberlerden bir kısmı gerçekten yalan ya da yanlış olabilir ama doğru da olabilir.

 

 

Eğer gazetecinin elinde haberin doğruluğu konusunda yeterince güçlü kanıtlar varsa haberinin arkasında durabilir, aksi takdirde doğru haber bile zedelenmiş hale gelir. Kanıtlayamadığınız haber başınızı ağrıtır.

 


Bunun birden fazla nedeni olabilir. Bunlardan biri, zihinsel kapasitemizi zorlamak istemememiz. Yani bir haberle karşılaştığımızda bunun doğru mu yanlış mı olduğuna kafa yormak istemeyebiliyoruz.

 

 

“Neden yanlış olsun ki, bir insan neden yanlış bilgi yayar?” düşüncesiyle karşımıza gelen tüm haberleri doğru kabul edebiliyoruz.

 

 

Oysa sosyal medya hesabı olan herkesin istediği mesajı yayabildiğini düşününce gördüğümüz her bilgiyi doğru kabul etmek çok mantıklı görünmüyor.

 

 

Devam edecek... 

 

Nota ve Tınıyla... 

 

macit.soydan@gmail.com



Bu yazı 14151 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI