Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
PLAVI LEPTIRI - MAVİ KELEBEKLER...
Tarih: 12-07-2024 17:14:00 Güncelleme: 12-07-2024 17:14:00


 
Elimi tut ve bırakma anne, seni çok seviyorum,
Beni götürüyorlar, gitmek istemiyorum,
Anne,ruhum için dua et...
Neyi yanlış yaptım bilmiyorum,
Ve neden benden bu kadar nefret ediyorlar...
 
***
 
Srebrenica,
Her zaman kalbimde olacaksın,
Srebrenica, unutmayacağım,
Yan yana durup ölmeyi bekliyorum,
Bu korku tarif edilemez,
Sırada dururken her dakika yıllar gibi geldi,
Gözlerimden yaş akarken,
Neyi yanlış yaptığımı bilmiyorum,
Ve neden benden bu kadar nefret ediyorlar,
Unutma beni...
 
 
11 Temmuz 1995’te Bosna-Hersek’in doğusunda yer alan ve nüfusunun çoğunluğu Boşnaklardan oluşan Srebrenitsa’da gerçekleşen katliamın çığlığı oldu bu sözler... 
 
 
***
 
 
Sevdiklerimiz, sevmediklerimiz ve sevgimize layık saymadıklarımız ölçeğinde bir dünya içinde yaşıyoruz. 
 
 
Sevgi, insanlaşmanın yaradılış gayesine uygun düşen bir hoş görmenin veya çirkinlikler adına dertlenip çığlık atmanın farklı görünüşleridir. Aşk, merhamet, şefkat, nefret, sevginin insana verdikleri veyahut insanda meydana getirdikleridir. 
 
 
Peki ya sevgisizlik.. 
 
 
İçinde duygu, merhamet, şefkat değil, tam tersi nefret besleyen kişilerin var olduğu bir coğrafyada yaşayabilmek, hatta hayatta kalabilme mücadelesi vermek. 
 
 
Evet yüzyıllar boyu barış içinde yaşayan, birbirine dostça yaklaşan insanların bu duygularının, burnu kan kokusundan başka bir şey hissetmeyen canavarlar tarafından yok edilişi... 
 
 
Bunu tüm dünya bir soykırım ya da katliam nasıl adlandırırsanız adlandırın Srebrenitsa'da izledi. İnsanlık tarihinin en büyük alçaklığı olarak nitelendirebileceğimiz bir soykırım, 11 Temmuz 1995’te Bosna-Hersek’in doğusunda yer alan ve nüfusunun çoğunluğu Boşnaklardan oluşan Srebrenitsa’da yaşandı. 
 
 
O dönemi “Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.” diye nitelendiren büyük lider Aliya İzzetbegoviç bu sözlerle yapılan soykırımın unutulmaması gerektiğini vurgulamıştı.
 
 
Evet, gecelerden bir gece, insanlar rüyamsı bir derinlikteyken, gardiyanların ayak sesleri duyulmaya başlanmıştı sokaklarda. 
 
 
İnsanlar kaçamıyordu çünkü ayakları yoktu, yanıyorlardı, katlediliyorlardı. Canları acıyor, kolları tutmuyor, elleri, yürekleri adeta çığlık atıyordu. Çoluk, çocuk, kadın, erkek, genç, yaşlı denmeden. 
 
 
Ve gardiyanlar duymuyorlardı yüreksizlikten !
 
 
Çığlıklar, "Yakmayın bizi. Kaçamıyoruz ayaklarımız yok. Çocuklarınız yanıyor. Ölüyoruz ama bizsiz sizler de öleceksiniz. Bizi hak etmiyorsunuz. Kaçamıyoruz. Canımız var ama dilimiz yok" diye göklere kadar uzanırken, o zalim eller, o gözü dönmüş, kan heveslisi insan diyemeyeceğimiz mahlukatlar adeta zevkten dört köşe büyük bir vahşete imza atıyorlardı.  
 
 
Ya çocuklar, 
 
 
Masallarla büyür her küçük insan, çocuk masalları, sihirli kulaklar, hikayeler.. 
 
 
Bütün insan manzaralarında vardır bir nebze masal. Masallar düşünce süsüdür, masallar gerçek. Hepsinde konu ulaşılmaz insan. Kiminde Pamuk Prenses, kiminde hükümdar, kiminde Kırmızı Başlıklı Kız ki vahşi dünyada kurdun kuzusu..
 
 
Masallarda kötü yok; herşey iyi üstüne. Her şeyde var güzel insan.  
 
 
Ama onların masallarında hep kan oldu, gözyaşı oldu, acı oldu, ölüm oldu... 
 
 
Bu büyük katliamın gerçekleştiricilerin kendilerine göre tek bir nedeni vardı; "Büyük Sırbistan, Etnik temizlik, İslamofobi, Sırplaştırma"
 
 
Evet, tarihe Srebrenitsa Katliamı ya da Srebrenitsa Soykırımı olarak geçen bu vahşet, 11-22 Temmuz 1995 tarihleri arasında Sırp Cumhuriyeti Ordusu'nun Srebrenitsa'ya karşı giriştiği Krivaya '95 Harekâtı esnasında ve en az 10 bine yakın Bosnalı'nın Bosna-Hersek'in Srebrenitsa kentinde general Ratko Mladiç komutasındaki ağır silahlarla donatılmış Bosna Sırp ordusu tarafından öldürülmesine verilen addır. 
 
 
 
 
Sıcak bir Temmuz günü başlayan bu alçakça vahşet sonucunda bebek, çocuk ve kadınlar dâhil olmak üzere 8.000-12.000 Boşnak alçakça ve acımasızca katledilerek toplu mezarlara atılırken, savaş boyunca yüzlerce kadın ve küçük kız çocuğuna da tüm dünyanın gözü önünde tecavüz edildi.
 
 
O günlerde yaşanan bu zalimliği aradan geçen 29 yılda Bosna'lılar asla unutmadılar... Tabii katliamı izleyen birçok ülkenin üç maymunu oynadığını da...  
 
 
*** 
 
 
Gelelim Plavi Leptiri ya da Türkçe ismiyle Mavi Kelebekler'in hikayesine... 
 
 
 
Mavi kelebek anlamı ve yüreklere dokunan hikâyesi ile biliniyor. Bu kelebekler mezarlarda bulunan ölüm çiçekleriyle beslenmektedir, kanatları ise mavi renktedir. Yıllar önce yaşanan katliamın ardından mavi kelebekler Boşnak halkının acılarının simgesi oldu. 
 
 
Bilirsiniz, kelebekler narinliği, zarafeti ve özgürlüğü simgeler. Mavi ise sonsuzluğu, denizi, gökyüzünü... Fakat ikisi birleşince ortaya çıkan mavi kelebek anlamı bambaşka hale dönüşüyor. Mavi kelebek kocaman bir acının tarifi demektir. Peki, neden?
 
 
Sırplar Bosna savaşındayken toplu katliam yaparak Boşnak cesetlerini kimse bulamasın diye derin mezarlara gömmüştü. 2007 senesinde Bosna-Hersek Sırbistan'a karşı "soykırım" davası açmış ve bunun için "Uluslararası Adalet Divanı" kurulmuştu. 
 
 
Fakat bu divan soykırım ile alakalı kanıt bulamadığını söyleyerek kararını vermiş ve ardından da bunun üzerine Bosna devleti toplu mezarların ortaya çıkarılması için komisyon kurulmasını sağlamıştı. 
 
 
Geçen süreçte bölgedeki yapı değişmiş ve mavi kelebekler bazı bölgelerde yaygınlaşmıştı.
 
 
Mavi kelebeklerin bu hareketi komisyonun dikkatini çekmiş ve kelebeklerin toplandığı bölgeler kazılmaya başlandı. İşte insanlık bu kazıların sonunda bir acı gerçeğe daha şahit oldu. 
 
 
Bilirsiniz, doğa, insana yaptığı sürprizlerden birini gerçekleştirmenin farklı bir yolunu tutar.
 
 
Gömülü cesetler, muhafaza edildikleri gizli bölgede Artemis adında çiçekleri beslemeye çoktan başlamıştır. 
 
 
Çiçeklerin günden güne yetişmesi ve artması sonucunda ise sadece Artemis kokusuna gelen ve bundan beslenen mavi kelebeklerin bölgede birikmesi dikkat çeker. Bu önce farklı bir doğa olayı gibi algılanır. 
 
 
Kaynağını anlamak isteyen araştırmacılar ise bölgede toplanarak çalışmalarına başladılar. Gerçek çok zaman geçmeden anlaşıdı. Toplu Mezar Enstitüsü’nün yaptığı bu çalışma neticesinde bölgede yirmi binden fazla cesedin olduğu tespit edilmişti.
 
 
Bunun sonucunda ise Srebrenica, artık hüzünlü hikâyesini bir kelebeğin kanadına sığdırarak tarih sahnesinde varlığını koruyacaktı... 
 
 
Tam tamına Bosna savaşına ait 500 tane toplu mezar bulunmuştu.
 
 
Mavi kelebek hikayesi Srebrenitsa kentinde yazıldı... Özgürlük, sonsuzluk, acı ve gözyaşının adı artık mavi kelebek oldu...
 
 
Bu savaşta 312 bin kişi hayatını kaybetti. 35 bini küçücük çocuklardan oluşuyordu. İnsanların ruhunda tamiri olmayan yaralar bıraktı. Ölenler toplu mezarlara atıldı. Ortaya çıkarılan 500 toplu mezarın 300 tanesi mavi kelebekler sayesinde bulundu.
 
 
O günden sonra bu kelebekler Bosna’nın simgesi haline geldi…
 
 
Ve yine o günden sonra, Mavi Kelebekler, Bosna – Hersek coğrafyasında, masum ölülerin ruhlarını temsil eden özel bir yere sahip oldu. 
 
 
Bu dokunulması artık güç insanlar, kelebeklerin kanatlarında var olarak dünya tarihine büyük dersler vermek için bugün hala çırpmaya devam ediyorlar.
 
 
Nota ve Tınıyla... 
 
 
macit.soydan@gmail.com 


Bu yazı 14670 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI