Geçtiğimiz günlerde de bir yazımda belirttiğim üzere bu haftadan itibaren Pazar günleri "Pazar"lık adı altında en azından bazen güldüren, bazen düşündüren, bazen de ilgi çeken konulara yer vereceğimi duyurmuştum.
O zaman uzatmadan başlayalım...
Bu arada unutmadan başta merhum Süleyman Demirel (Baba) ve Vito Don Corleone (Godfather) olmak üzere tüm babaların babalar gününü kutlarım... :))))))
Sadakat...
Yaşlı bir adam, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin kendisine çarpması ile yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış. Sokaktan geçenler yaşlı adamı hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar.
Hemşireler, adamcağızın yarasına pansuman yapmışlar ama biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini söylemişler. Yaşlı adam huzursuzlanmış, acelesi olduğunu ve istemediğini söylemiş. Hemşireler merakla acelesinin sebebini sormuş.
Yaşlı adam,
'Karım huzur evinde kalıyor ve ben her sabah onunla kahvaltı etmeye giderim, geç kalmak istemiyorum' demiş.
'Karınızın, siz gecikince merak edeceğini düşünüyorsunuz herhalde' demiş hemşireler.
Adam üzgün bir ifade ile 'Ne yazık ki karım Alzheimer hastası ve benim kim olduğumu bilmiyor' karşılığını vermiş.
Hemşireler hayretle 'Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor. Neden hergün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz' diye sormuşlar.
Adam buruk bir sesle 'Ama ben onun kim olduğunu biliyorum' cevabını vermiş...
*****
Çikolatalı Pasta...
Newyork'ta bir sonbahar öğleden sonrası'nda 10 yaşında bir çocuk pastaneye girmiş. Onu gören garson kız hemen yanına gitmiş.
Çocuk,
"Çikolatalı pasta kaç para?" diye sormuş.
"50 cent!.." diye cevaplandırmış garson kız.
Çocuk cebinden çıkardığı bozuklukları saymış, tam tamına 50 cent'i olduğunu görmüş ve sorusunu tekrarlamış;
"Peki dondurma ne kadar..?"
"35 cent" demiş garson kız sabırsızlıkla ama yine de yüzündeki gülümsemeyi ihmal etmemecesine..
Dükkanda yığınla müşteri varmış ve kız hepsine tek başına koşuşturuyormuş. "Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirim ki ?" diye kızmasa da mırıldanmaya başlamış kendi kendine.
Ve sorusunu tekrarlamış,
"Gerçekten birşey almayı düşünüyor musun ?"
Çocuk parasına bir kez daha bakmış ve,
"Bir dondurma alabilir miyim lütfen" demiş.
Kız dondurmayı getirmiş, fişi tabağın kenarına koymuş ve öteki masaya koşar adımlarla gitmiş. Dükkan kalabalık olduğundan bir masadan diğerine koşuşturuyor, bunca yorgunluğa rağmen yüzünden yine de gülücüğü eksik etmiyormuş.
Çocuk dondurmasını bitirmiş. Fişi kasaya ödemiş. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri dolmuş birden.
Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bahşiş olarak bıraktığı 15 cent duruyormuş...
*****
Alabama...
Adamın biri vakit geceyarısına doğru ilerlerken oldukça kötü hava şartlarına rağmen arabasını dikkatle sürmeye çalışırken Alabama otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın görmüş.
Bardaktan bosanırcasına yağan yağmura rağmen, kadın bozulan arabasının dışında duruyor ve geçen her arabaya durmaları için el sallıyormuş. Adam kadının yanında durmuş ve ne istediğini sormuş.
Malum, 60'lı yillarda bir beyazın bir zenciye, hem de Alabama'da yardıma kalkışması pek de olağan sayılmazmış. Adam yine de kadını arabasına alıp kent merkezine kadar götürmüş ve taksi durağına bırakmış.
Kadın ayrılırken adamdan ısrarla adresini istemiş. Bu karşılaşmanın üzerinden bir hafta geçmiş ve adamın evinin kapısı bir akşam üstü çalınmış. Dışarıda nakliye aracından muazzam bir konsol televizyonu taşıyan adamlar varmış. Adam teşekkür edip televizyonu aldıktan sonra üzerindeki not dikkati çekmiş.
Notta şu satırlar yer alıyormuş. "Geçen gece otoyolda bana yardım ettiğiniz için çok teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime güvenimi yitirmek üzereydim ki, siz çıka geldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının başucuna zamanında ulaşmayı başardım. Biraz sonra son nefesini verdi. Tanrı bana yardım eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın!.. En iyi dileklerimle, Bayan Nat King Cole."
NOT : Nat King Cole "Amerikalı şarkıcı, caz piyanisti ve aktör. Bir caz ve pop vokalisti olarak kariyeri 1930'ların sonlarında başladı ve neredeyse otuz yıl boyunca başarıya ulaştı ve pop listelerinde hit olan 100'den fazla şarkı kaydetti. Hollywood Walk of Fame'de (1960) bir yıldız ve Özel Başarı Altın Küre Ödülü de dahil olmak üzere çok sayıda ödül aldı "
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com