Enflasyon oranlarının geçtiğimiz dönemlere göre çok yüksek olması vatandaşta bir şekilde alışveriş konusunda panik havası estirmeye başladı.
Bir sonraki alışverişte, şimdiki fiyattan ürün alınamayabileceği kaygısı müşterileri bütçeleri çerçevesinde stoklanmaya doğru itiyor. Tabii ki bu durum her ürün grubunda mümkün değil. Özellikle ürün ömrü kısıtlı olan taze ürünlerde “şimdiden alayım, haftaya da tüketmeye devam ederim.” düşüncesi ile bozulma riski karşı karşıya gelmiş oluyor.
Diğer taraftan yapılan araştırmalar, müşteri sadakatinin de sekteye uğradığını gösteriyor. Tüketiciler marka bağımlılığını bir kenara bırakıp daha uygun fiyatlı ürünleri tercih etmeye yöneliyor.
Dolayısıyla girişte de belirttiğim gibi enflasyonun sürekli artış göstermesi ile birlikte alım gücünün düşmesi, neredeyse her gün değişen etiketler insanlarda yeni bir alışkanlık başlattı.
"PANİK ALIŞVERİŞ"
Bir diğer adıyla "Panik Satın Alma Davranışı" olarak tanımlanan panik alışveriş, özellikle de doğal afet, ekonomik kriz, salgın ve savaş gibi sebeplerle ortaya çıkan ve belirsizlik dönemlerinde kendini gösteren bir satın alma davranışı olarak nitelendiriliyor.
Ya da, kişilerin kötü bir şey olacağı hissiyle, korku, endişe ve panik içerisinde satın alma davranışına yönelmesi şeklinde de tanımlanabilir. Buna belirsizlik dönemlerine karşı tüketicilerin verdiği bir tepki de diyebiliriz.
Belirsizlik dönemlerinde kişiler olayları ve gelişmeleri kontrol edememenin verdiği rahatsızlıkla kontrolü elinde tutabildikleri satın alma davranışına yönelerek panik alışverişin ortaya çıkmasına sebep olurlar.
Özellikle temel ihtiyaçların tükeneceği veya yakın zamanda fiyatlarının artacağı korkusuna kapılırlar, bu korkular sonucunda da tüketim alışkanlıkları değişir. Temel ihtiyaçlarını oluşturan ürünlerden stok yaparak geleceğe dair kendilerini güvende hissettirecek satın alma davranışı sergilerler.
Gelecekte ürün bulunamamasına karşı önlem alma ihtiyacı da kişileri panik alışveriş davranışına yönlendirirken, yeterli miktarda ihtiyaç duyulan ürüne sahip olmak da onlarda güven duygusu yaratır.
İşin bir de medya yönü var tabii.
Belirli ürünlerin tükeneceğine dair medyada yer alan bilgiler, çeşitli bilgi kaynaklarında yer alan boşalmış market rafı ve belirli ürünlerle dolu alışveriş sepeti fotoğrafları, kişilerde ihtiyaç duyulacak ürünlerin tükeneceğine dair endişe yaratır.
Peki, bu panik alışveriş nasıl yönetilebilir ?
Panik alışverişin yönetilmesinde politikacıların, ürün tedarikçilerinin, işletme sahiplerinin ve medyanın yeri önemlidir. Ürünlerin tükenmeyeceğine ya da yeni fiyat artışı olmayacağına dair yapılacak güven verici açıklamalar, endişe ve korkuları azaltacak yönde paylaşılan bilgi ve haberler kriz durumlarının ve dolayısıyla panik alışverişin yönetilmesinde yardımcı olacaktır.
Nota ve Tınılarla...
macit.soydan@gmail.com