Peki, Türkiye'de sahipsiz sokak hayvanlarının uyutulması tartışılırken, diğer bazı ülkeler bu sorunla nasıl başa çıkıyor?
Birleşik Krallık...
Türkiye'nin kendine yol haritası belirlerken seçtiği Birleşik Krallık'ta başıboş köpeklere yönelik zorunlu mikro çip takma ve sıkı raporlama gereklilikleri benimseniyor. Ancak ne yazık ki sokak köpekleri bir hafta içerisinde sahiplerine kavuşturulamazsa veya sahiplendirilemezse ötenazi düşünülüyor. Birleşik Krallık'ta günde ortalama 21 köpeğe ötenazi yapılıyor.
Çin...
Çin'de başıboş kediler için sunulan çözüm geçtiğimiz aylarda dünya basınına da yansımıştı. Şubat ayında Washington Post'un haberinde "kediler için dünyadaki en mutlu yer" olarak nitelendirilen Kedi Adası'nda sokak hayvanlarına özel oyun bölümleri ve beslenme alanları yer alıyor.
Şanghay Disneyland'den sadece birkaç kilometre uzaktaki Kedi Adası'nda 400'den fazla kedi, özel olarak inşa edilmiş çim kaplı oyun tünellerinde dinleniyor veya dolaşıyor.
Bir zamanlar 25 milyon nüfuslu Şanghay'da 400 bin ila 1,5 milyon arası başıboş kedi yaşıyordu.
Evcil hayvan olarak bir kediye veya bir köpeğe sahip olma fikri de Çin'de nispeten yeni bir gelişme. Yaşam standartları yükseldikçe hayvanlara bakış açısı da değişti. Genç Çinliler, genellikle bebek sahibi olmak yerine evlerini evcil hayvanlarla daha fazla paylaşmaya başladı. Hatta artık kedilerini düzenli olarak şeffaf sırt çantalarında veya tasmalarla gezdirirken de görülüyorlar.
Rusya...
Rusya'da da bir uygulama ocak ayında tartışma yaratmıştı. Rusya'nın Sibirya bölgesindeki ana istasyonda bir grup insan -20 derecede, kucaklarında köpeklerle beklerken görüntüleri basına yansıdı.
Ulan-Ude'nin neredeyse yarım milyonluk bir nüfusu var ve sık sık birinin başıboş bir köpek tarafından ısırıldığına dair haberler çıkıyor.
Rusya parlamentosu da köpeklerin yakalanmasını, kısırlaştırılmasını, aşılanmasını ve serbest bırakılmasını gerektiren daha insani politikalar getiren yeni bir yasayı geçirene kadar bu bölgede başıboş hayvanların itlaf edilmesi yıllardır yaygın bir uygulama.
Yasa 2020'de yürürlüğe girdiğinde, bölge sakinlerinin köpeklerin tekrar sokaklara çıkmasından, sürüler oluşturup insanlara saldırmasından korktuğu Buryatia'da işler karıştı ve geçtiğimiz yıl Rus milletvekilleri itlafları yasaklayan yasayı geri aldı ve her bölgenin başıboş hayvanlarla nasıl başa çıkacağına kendisinin karar vermesine izin verdi. Buryatia'da da bu, eski itlaf politikasına geri dönmek anlamına geliyordu. Ve bir barınakta bulunan 18 başıboş köpek, bir haftada uyutuldu.
Aktivistler buradaki sorunun kökeninin ihmal olduğuna dikkat çekerken, yerel yasaların insanların davranışlardan sorumlu tutmadığından şikayetçiler. Bu nedenle, ne kadar köpek öldürülürse öldürülsün, sokaklara daha çok köpek çıkacağına inanıyorlar. Buryatia'daki bir hayvan vakfının başkanı olan Daria Zaytseva, "İnsanlar bir yaz boyunca bir köpeği alıp sonra atıyorlar" diyerek yaşanan vahim durumu özetliyor.
Köpeklerin öldürülmesine karşı çıkan gönüllüler sahip oldukları maddi destek olmasalardı bu kadar çok köpeği kurtarmayı başaramayacaklarını belirtiyor. Evlerine köpek alamayanlar, yolculuk masraflarını karşılamaya gönüllü oluyor. Ancak gönüllülerden Stella Ovsoyan, yaptıkları seçimin ne kadar zor olduğunu anlatıyor:
"Barınağa geliyorum ve bir seçim yapmam gerekiyor. Bu köpeği başka bir bölgeye gönderiyorum ama diğer üçü burada kalıyor ve onlara ne olacağını bilmiyoruz. Bu çok zor."
İspanya...
İspanya'da ise çoğunlukla kolluk kuvvetleri tarafından seferber edilen ekipler, başıboş hayvanları topluyor ve onların karantina, aşılama ve kısırlaştırma da dahil olmak üzere uygun bakımı almalarını sağlıyor.
Fransa...
Yaklaşık 80 milyon evcil hayvana ev sahipliği yapan Fransa ise sokakları başıboş hayvanlardan uzak tutma konusunda oldukça kararlı.
Her yıl yaklaşık 100 bin evcil hayvan terk ediliyor ancak belediye ekipleri onları toplamak için hızla harekete geçiyor.
Ülke, pitbull gibi potansiyel olarak tehlikeli olarak görülen köpek türleri için halka açık alanlarda tasma kullanılmasını zorunlu kılıyor ve evcil hayvanların terk edilmesini yasaklayarak üç yıl hapis ve 45 bin Euro para cezası veriyor.
Hollanda...
Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre dünya çapında 200 milyon civarında başıboş köpek var. Ancak hiçbiri Hollanda'da yaşamıyor. Yavru köpekler şehirde bisiklet sepetleriyle gezdiriliyor, çoğu kafe ve restoran köpek dostu ve küçük evcil hayvanlar toplu taşıma araçlarına indirimli bir fiyata binebiliyor.
Hollanda Hayvanları Koruma Derneği 1864 yılında Lahey'de kuruldu ve bir asır sonra Hayvanları Koruma Yasası yürürlüğe girdi. Yasa, sahibinin herhangi bir hayvana kötü davranmasının yasak olduğunu belirtiyor. Hatta bunu yapanlar, üç yıla kadar hapis ve 16.750 Euro para cezasıyla cezalandırılabiliyor.
Ayrıca ülke çapında hükümet tarafından finanse edilen bir kısırlaştırma programı olan CNVR programı (Toplama, Kısırlaştırma, Aşılama ve İade) uygulanıyor. Dünya Hayvanları Koruma Ajansı da bunun başıboş köpek popülasyonuyla mücadelede en etkili yol olduğuna inanıyor.
Birçok belediye, insanları barınaklardan evsiz köpekleri sahiplenmeye teşvik etmek amacıyla mağazadan satın alınan köpeklere yönelik vergileri artırıyor.
Hayvanlara karşı işlenen suçları denetleyen bir polis gücü de kuruldu. Bu polisler, başı dertte olan hayvanları da kurtarıyor.
Hollanda Hayvanları Koruma Partisi'nin (PvdD) lideri Marianne Thieme, "Hayvanlara yönelik şiddet ile insana yönelik şiddet arasında doğrudan bir bağlantı var” diyerek hayvan haklarına verdikleri önemi gösteriyor.
Almanya...
10 milyondan fazla evcil hayvana sahip olan Almanya, köpek sahiplik vergisi ve agresif ırklara yönelik özel düzenlemeler getiriyor. Sahipsiz hayvanlar veya kaybolan evcil hayvanların sahipleri bulunamazsa altı ay boyunca mikroçipleri ve barınakları kontrol eden yetkililere bildiriliyor. Ve yasa da ciddi hastalıklar dışında ötenaziyi yasaklıyor.
Polonya...
Polonya'daki başıboş hayvanlarla mücadele etme görevi belediyelere ait. Yakalanan hayvanlar çip kontrolünden geçiriliyor, çip bulunması halinde sahiplerine iade ediliyor. Çipsiz hayvanlar karantinaya alınıyor, aşıları yapılıyor, kısırlaştırılıyor ve ardından barınaklara gönderiliyor. Ötenaziye yalnızca ciddi ihtiyaç durumlarında izin veriliyor.
Amerika Birleşik Devletleri...
ABD'de sokak hayvanlarıyla ilgili kurallar eyaletten eyalete farklılık gösterebiliyor, ancak federal çapta 1960'ta kabul edilen "Hayvanlara Eziyeti Önleme Yasası"nın maddeleri uygulanıyor.
Bu yasa kapsamında kedi ve köpeklerin sokaklarda başıboş dolaşması, köpeklerin sokaklarda tasmasız dolaştırılması ve başkalarının özel mülklerine girmesi yasak.
Köpeklerin tasmasız gezdirilmesinin eyaletten eyalete değişen para cezaları bulunuyor.
Tasmasız bir köpek birine zarar verirse ortaya çıkan zarara göre dava açılabiliyor ve zararın tümü hayvan sahibinden tazmin edilebiliyor.
Birçok eyalette hayvanları sokakta başıboş bırakmak ya da sokağa terk etmek, yasa dışı kabul ediliyor ve sahipleri ağır para cezalarına çarptırılabiliyor.
Eyaletlerde hayvan koruma birimleri, ihbar üzerine gittikleri yerlerde ya da yaptıkları devriyelerde sokaklarda sahipsiz hayvan bulurlarsa, bu hayvanları barınaklara götürüyor.
Sahipleri bulunursa hayvanlar bu kişilere veriliyor, aksi takdirde sahiplendirilmek üzere barınaklarda tutuluyor. Uzun süre sahiplendirilmeyen hayvanlar uyutuluyor.
ABD'deki hayvan hakları savunucusu derneklerinin derlediği verilere göre, barınaklara her yıl 6,5 milyon civarında kedi ve köpek getiriliyor...
Durum bu...
Bu arada iktidarın uyutma politikası ve buna karşın hayvanseverlerin gösterdikleri tepkinin dışında üçüncü bir kısım var ki onlara da özellikle dikkat etmek gerekiyor.
Bu kesim genelde hayvanseverlere yaranmak amacıyla kedi ya da köpeksever olduklarını göstermeye çalışıyor, onlara mama ve su veriyor ama hayvansever yanında olmadığı ya da arkasını döndüğü zaman gösterdikleri "hoşt" ve "pist" gibi tepkiler bazı kesimlerin gözlerinden kaçmıyor. Naçizane bunları da görmekte fayda var...
Yazı dizisinin sonuna gelmişken Mahatma Gandhi'nin bir sözüyle noktayı koyalım isterseniz;
"Bir milletin büyüklüğü ve ahlaki gelişimi, hayvanlara olan davranış biçimi ile değerlendirilir."
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com