Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
OSMANLI'DA DANS VE MİM...
Tarih: 03-07-2024 17:13:00 Güncelleme: 03-07-2024 17:13:00


 
Bir önceki yazımda operadan bahsetmiştim. Bu kez de biraz daha gerilere yani Osmanlı dönemine gidelim ve o yıllarda sanata (bale, tiyatro, mim, opera) nasıl bakıldığına bir göz atalım... 

 


İmparatorluğun bale sanatıyla ilk tanışması, 1524‘de, Kanuni Sultan Süleyman zamanında, İstanbul’da düzenlenen bir şenlikte İtalyanlar’ın hazırladığı ve Türkler’in de içinde olduğu 300’den fazla dansçının gösterisiyle gerçekleşti. 

 


1524 yılında İstanbul’daki İtalyanlar, Venedik elçisinin evinde bir ‘dans ve mim’ gösterisi düzenlemişlerdi. Alman tarihçi Hammer’in incelemelerine göre, 1512 yılında Sultan III. Murat, şehzadeleriyle beraber yoksul çocukları da sünnet ettirmek istiyordu.

 

 

Bunun için İstanbul’da, Atmeydanı’nda gerçekleştirilen şölende 900 oyuncu yer aldı ve burada ‘Aya Yorgi’nin Ejderle Kavgası’ başlıklı mim-bale sergilendi.

 

 

Bu gösterinin düzenleyicisi ise III. Murat’ın kardeşi ve Sokullu Mehmet Paşa’nın eşi Esma Sultan’dı. Aynı gün bir bale-dans gösterisi daha sunuldu.

 


1675 yılında IV. Murat’ın oğlu Şehzade Mustafa için gerçekleştirilen sünnet düğünü, Fransız tarihçi Albert Vandal’a göre ‘Dans ve Mim’ şölenlerinden oluşmuştu. Klasik bale sanatı, 1828’de saraya çağırılan Donizetti Paşa’nın Batı müziğinin yanı sıra opera ve bale örneklerini de getirmesiyle saray kültürünün ilgisini çekmeye başlamıştı. Sultan Abdülmecid’in sarayında 90 kişiden oluşan dans topluluğu İtalyan eğitmenlerle çalışmaktaydı.

 


Bale tarihinin önemli bir dönemi, tıpkı opera tarihinde olduğu gibi, Mihail Naum Efendi’nin Galatasaray Sahne Sokağı’ndaki tiyatrosunda gerçekleşti. Gezici İtalyan bale topluluğu burada bale temsilleri veriyordu. Prof. Metin And’ın incelemelerine göre, ilk kez 19 Nisan 1860’ta ‘La Fille Mal Gardee’ (Şımarık Kız) balesi temsil edildi.

 

 

Meşrutiyet döneminde müzikli oyunlar sergileyen, Osmanlı Dram Kumpanyası, Mürebbi-i Hissiyat Kumpanyası, Milli Osmanlı Operet Heyeti, İstanbul Operet Heyeti gibi toplulukların sahneledikleri eserlerde danslar da sergilenir, ayrıca bale temsillerine de yer verilirdi.

 


Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. ve 19. yüzyıllarda Osmanlı elçilerinin batı ülkelerindeki saray davetlerinde seyrettikleri müzikal sahne eserleriyle ilgili olarak padişaha sundukları Sefaretnameler'de görülür. Kendisi de bir besteci olan Padişah III. Selim’in bundan etkilenerek Topkapı Sarayı’nda 1797 yılında yabancı bir topluluğa opera temsili verdirdiği dönemin saray katibinin notlarında yer alıyordu..

 


Osmanlı döneminde operanın ve çoksesli müziğin tohumları tiyatro ile birlikte yeşermişti. Sarayın kendi sanatçılarıyla düzenlediği Türkçe olarak verilen temsiller de dikkat çekiciydi.

 

 

O yıllarda İstanbul’da birkaç opera binası vardı. Bunlar hep eski İtalyan tiyatroları şeklinde, kat kat locaların yer aldığı binalardı. 1839’da Gaetano Mele adlı bir İtalyan, sultan II. Mahmud’tan izin alarak Pera’da bir tiyatro açtı.

 


Bosco Tiyatrosu, Théatre de Péra, Théatre Italien Naum isimleri ile günümüzde Çiçek Pasajı’nın olduğu köşede bulunan tiyatro, Sultan Abdülmecid’in himayesi ve para yardımı ile bir imparatorluk tiyatrosu niteliğinde faaliyette bulundu. Yandıktan birkaç sene sonra kâgir olarak tekrar inşa edilen Naum, 1848’deki ikinci açılışından sonra 1870 büyük Beyoğlu yangınında kül olana kadar tam bir profesyonellik içinde müzikseverlere hizmet etti ve opera kültürünü İstanbul’a yaydı.

 


Ünlü opera bestecisi Gaetano Donizetti’nin 1841’de İstanbul’da Bosco Tiyatrosu’nda İtalyanca temsil edilen Belisario operası şehirde sahnelenen ilk İtalyan operadır. Pera sakinleri; Donizetti, Bellini, Auber, Meyerbeer, Verdi ve Berlioz gibi opera bestecilerinin eserlerini prömiyerlerinden çok kısa bir zaman sonra izleme fırsatı bulmuşlardı.

 


19. yüzyılın sonuna gelindiğinde İstanbul’daki etkinlikler, Avrupa şehirlerindeki faaliyetlere taş çıkartacak nitelikteydi. Bir 1895 akşamı, Offenbach’ın Barbe-Bleue Operası, İstanbul’da iki ayrı mekanda birden sahneleniyordu. 1896’da İstanbullular, şehirlerinde aynı akşam verilen üç Aida temsilinden birini seçebiliyorlardı.

 


İstanbul’da ilk olarak 19. yüzyılda İtalyan oyuncular tarafından sahneye konmuş olan operalar, zamanın Türk aydınlarını etkilemişti. Nitekim ünlü bir şair olan Abdülhak Hamid’in babası Hekimbaşızade Hayrullah Efendi, opera temsillerinin etkisi altında, İtalyan operalarını izlerken, tarihi bir konuyu opera librettosuna dönüştürmek istemiş, kaleme aldığı eserin birçok yerine ‘arya’ yerini tutacak geleneksel saray müziğinin bir formu olan gazelleri koymuştu.

 


Sultan Abdülaziz, 1867’de Kraliçe Victoria’nın davetlisi olarak Londra’yı ziyaret ettiği zaman Kraliçe’nin askeri bandoları Padişah’ı kendi bestesi olan La Gondole Barcarolle’u çalarak karşıladı. Piyano notası İtalya’da basılan bu lirik gondol şarkısı Sultan’ın bir başka özgün bestesi Invitation à la Valse ile birlikte Avrupa basınını bir hayli şaşırttı.

 


Sultan Abdülaziz, yeğeni Sultan V. Murad gibi piyano çalan, Batı dans formlarında mütevazı besteler yapan İtalyan asıllı Callisto Guatelli Paşa’dan da müzik dersleri alırdı.

 

 

Avrupa müziği kültürüne olan bu merak, babası Sultan II. Mahmud döneminde sarayda başlamış ve hatta meşhur Opera bestecisi Gaetano Donizetti’nin ağabeyi Giuseppe Donizetti 1828’de İstanbul’a davet edilmiş, Padişah’ın müziğinden sorumlu baş eğitmen makamına getirilmiş ve 1856’daki ölümüne kadar bir daha Türkiye’den ayrılmamıştı.

 

 

Türk müzik tarihine, “Donizetti Paşa” olarak geçen Giuseppe Donizetti’nin mezarı, İstanbul’da Taksim yakınlarındaki St. Esprit Katedrali’nin mahzeninde bulunuyor.

 


Sonuç olarak baktığımızda demek ki bugün bazı kesimlerce burun kıvrılan opera, bale ya da klasik müziğe Osmanlı döneminde daha büyük önem veriliyormuş... 

 

 

Nota ve Tınıyla... 

 

macit.soydan@gmail.com



Bu yazı 14822 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI