Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
ONLAR SAVAŞIN ÇOCUKLARI - SON...
Tarih: 17-10-2023 16:04:00 Güncelleme: 17-10-2023 16:04:00


Savaşın çocukları, çocukluğun doğasını yaşayamazlar. Onlar bir yetişkin gibi davranmak ve hissetmek zorunda kalmışlardır. Bir kız çocuğunun oyuncak bebekle ya da erkek çocuğunun kendine has oyunlar ya da oyuncaklarla oynaması gerekir.

 

Ancak İkinci Dünya Savaşı’na maruz kalan çocuklar bu duygulardan uzak büyürler. Hatta yetişkin olsalar da geride kalan, çalınan çocukluklarında kalırlar. Valya Brinskaya ve kız kardeşi de çok sevdikleri oyuncak bebekleri ile oynayamamanın özlemini içlerinde hissederler.

 

Valya bunu “savaştan kız kardeşimle benim payıma düşen yegâne alışkanlık şu oldu: Sürekli oyuncak bebek alıyorduk. ...Belki de çocukluğumuzu…O çocuksu neşeyi yeterince yaşayamadığımız içindir” sözleriyle anlatır.

Onbeşliler' örgü bebek oldu

Ardından da yıllar sonra, kız kardeşi doğum yaptığında ona ne istediğini sorduğunu, onun da kendisinden oyuncak bebek istediğini anlatır:


“Sana ne hediye alayım?”
“Oyuncak bebek…”
“Sana ne hediye alayım diye sordum, kızına ne alayım diye değil.”
“E söylüyorum ya işte, bana oyuncak bebek al.”


Farklı doğal afetler, yıkımlar vb. toplumu bir araya getiren, birlik beraberlik duygusunu canlandıran olaylardır. Savaş olgusunda da birlik beraberlik duygusu, galibiyete inanç duygusu olduğu zaman gelişmeler toplumun lehine ilerler.

 

Savaş zamanında “yabancı” kelimesi sadece düşmanlar için kullanılır. Nitekim anlatılan bütün zorlu yaşam hikayelerinde birisinin ya da birilerinin yardımlarından bahsedilir. Her bir çocuk ya akrabalarından ya da hiç tanımadığı insanlardan yardım almıştır. 

 

O zorlu yıllarda annesiz babasız kalan Nina Şunto da kardeşi ve kendisine yardım eden, onları hayatta tutmaya çalışan insanları düşünerek, bütün kayıplarına ve kötülüklerine rağmen savaşın birleştirici bir unsur olduğunu söyler. Savaştan geriye kendisinde ne kaldığı sorulduğunda da “yabancı” diye bir kelimenin varlığını kabul etmediğini ancak zaman zaman da hayal kırıklığına uğradığını belirtir:

 

“Yabancı ne demek? Bunu almıyor kafam… Bizi tanımadığımız insanlar kurtardı. Onlar benim için neden yabancı olsunlar ki? Bütün insanlar yakınımız. İçimde bu duyguyla yaşıyorum ben, gerçi sık sık hayal kırıklığına uğruyorum. Savaş sırasında süren yaşamla savaş olmadığı zaman sürüp giden yaşam birbirinden farklı…” 

 

İkinci Dünya Savaşı’nda ölen milyonlarca insan arasında yaşamını kaybeden milyonlarca da çocuk vardır. Bununla birlikte sağ kalmayı başaranlar da ağır travmalarla birlikte yaşamaya devam etmiştir.

Çocuk Vakfı'ndan Barış Dili Çağrısı

Dolayısıyla savaş bittiğinde çocukların atlattıkları düşünülen sorunlar, aslında yıllar boyunca belleklerinde kötü anılar olarak kalmıştır. Savaşın üzerinden yıllar geçmesine rağmen her birinin belleğinde çocukluğunu yaşayamama duygusu, anne-baba özlemi, bir lokma ekmeğin kıymeti, ölüme karşı duyarlılık ya da duyarsızlık gibi pek çok iz kaçınılmaz bir şekilde varlığını sürdürmüştür. 


Buraya kadar yazılanlar savaş çocukları ile igili sadece küçük bir kesit. Emin olun aynılarını dünyanın dört bir yanında başka çocuklar da yaşıyor. 

Bizsiziz - Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler!.. Nazım Hikmet |  Facebook

Umarım bugün tek çare olarak savaşı görenler en azından bu kitapta yazılan gerçeklerden bir nebze ders alırlar. Tabii lütfedip okurlarsa... 


Dizimizi Nazım'ın şu dizeleriyle bitirelim isterseniz... 

 

Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler... 

 

SON... 

 

Nota ve Tınıyla... 

 

macit.soydan@gmail.com

 



Bu yazı 20298 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI