Uzun zamandır bana yöneltilen sorulardan biri de yazılarımın bitiminde yer alan "Nota ve Tınıyla" kelimeleriyle neyi kastettiğimdi.
O zaman fazla eveleyip gevelemeden konuya gireyim:))
Bilir misiniz doğada ilk bulunan notalar "la" ve "fa"dır...
Suyun sesi "la", rüzgarın sesi "fa"dır.
Alet ve edevat yapmaya başlanıp gerek ağaçtan, gerekse metallerden oydukça; çıkan sesler de ara seslerdir ki bu da olmuş size nota.
Dünyada yedi nota var bilinir ama diezler eklendiğinde 12, arka ara ve koma sesler eklendiğinde ise bu rakam 50'lere varabilir.
Kısa bir soru ?
En çok nota sesi veren enstrüman hangisidir ?
Sizi zorlamayayım,
yanıtını veriyorum.
"Bağlama"...
Gitarda binden fazla akor vardır, keza mandolinde 700'e yakın ses ve akor çıkabilir.
Borulu org'ta ise 500'den fazla ses olduğu biliniyor ancak bağlamada ustaları iki bine yakın akor bulabilir. Bunun sebebi perde aralıklarındaki dizilimdir...
"Absolid" kavramını duydunuz mu ?
Baştan söyleyeyim biraz manyak işi ama absolid ya da absolid kulak özelliğini taşıyan insanlar su içerken, öksürürken, adım atarken, araba geçerken; hatta abartmıyorum yazı yazarken çıkan seslerin bile notalarını söyleyiverirler.
Dolayısıyla hangi müzik türünü seversek sevelim, bizi hangi ses neşelendirir ya da dinlendirirse dinlendirsin; tüm bu müziklerden öte bir tınıyla yaşıyoruz...
Dolayısıyla notalar, sesimiz ve işittiklerimiz, tınılar ise hissettiklerimiz ve hissettirdiklerimizdir.
Artık duyduğumuzu kim duyar, duyumsadığımızı kim hisseder, hissettirdiklerimizi ise kim içselleştirir ona bağlı. ..
Bilmem yeterli olmuş mudur ? :)))
O zaman hep birlikte,
her zamanki gibi,
Nota ve Tınıyla... :))
macit.soydan@gmail.com