Çok nadir de olsa arada mail adresime bazı mesajlar geliyor.
Bunlardan en sık olanı da hep Ankara ile ilgili yazı yazmam konusunda.
Mesela neden İstanbul yok.
Haklılar...
E o zaman kısa bir hikayeyle başlayalım bari..
Peder bey tarafından Selanik, valide hanım tarafından da Arnavutluk'tan çıkan bir kervan yıllar yıllar önce yollarını İstanbul'da kesiştirmiş.
Ve ilk durak Üsküdar olmuş.
O zaman hazır Ramazan'dayken şöyle bir eski Üsküdar yapalım mı ne dersiniz ?
İnsan bazen içine işleyen şehri yazar.
Ama bazı şehirler vardır ki, siz kaleme almasanız bile yüreğinizde yazılıdır zaten.
İstanbul biraz öyle. Hele ki hikâyeniz bir kervanla başlıyorsa…
Selanik’ten ve Arnavutluk’tan çıkan iki ayrı yol, yıllar yıllar önce aynı gökyüzünün altında kesişmiş.
Bavullar bezden, umutlar ağır, cepler hafif…
Ve o kervanın ilk durağı Üsküdar olmuş.
Üsküdar…
Adını söyleyince bile insanın kulağına eski bir nağme çalınır:
“Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur…”
Sahi, bu şehrin yağmuru başka yağar.
Taş kaldırımlar ıslanır, ahşap konakların cumbaları hafifçe kararır, cami avlularında güvercinler ürperir.
Belki o gün de bir yağmur vardı. Belki de yoktu…
Ama her hatıranın üstünde hafif bir ıslaklık olur zaten.
Hazır Ramazan’dayken dedik ya, o günlerle devam edelim...
İftar saatine doğru fırınlardan yükselen pide kokusu…
Mahyaların ince ışıkları…
Sahile doğru yürürken karşıdan esen iyotlu rüzgâr…
Ve bir yerden, mutlaka bir yerden, o şarkının devamı dökülür:
“Kâtibimin setresi uzun, eteği çamur…”
Ne çok şey sığdırmışız o çamura.
Göçü, yoksulluğu, tutunmayı, sabrı…
Setreler eskimiş ama vakar eskimemiş.
Üsküdar biraz da budur: Gösterişsiz bir asalet.
Eski Üsküdar’da zaman acele etmezdi.
Çay bahçelerinde ince belli bardaklar buhar tutar, insanlar birbirine yüksek sesle değil, kalpten seslenirdi.
İsimler uzun, hikâyeler daha da uzundu. Sokaklar dar ama gönüller genişti.
Belki bizimkiler de ilk günlerinde sahile inip karşı kıyıya bakmışlardır.
İstanbul’un siluetine değil, kaderlerine bakar gibi…
Bilmeden kök salacakları toprağı seyreder gibi…
Şimdi soruyorlar ya, “Neden İstanbul yok?” diye…
İstanbul var aslında. Her satırın arasında, her susuşta. Ama bazı şehirler yazılmaz; yaşanır, taşınır, miras kalır.
Üsküdar mesela… Sadece bir semt değildir. Bir başlangıçtır.
Ramazan akşamında ezan sesiyle birlikte hafifçe içimize çöken o huzur gibi…
Ve uzaktan, çok uzaktan yine o mısra gelir:
“Üsküdar’a gider iken…”
Biz aslında hâlâ gidiyoruz. Her hatırlayışta biraz daha...
Nota ve Tınıyla...
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler casino siteleri
gaziantep escort,alanya escort,gaziantep escort
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
beylikdüzü escort ,istanbul escort ,beylikdüzü escort ,ataköy escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,bakırköy escort ,esenyurt escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,beylikdüzü escort
