Senin aşkın değil sadece, failin olmak da varmış..
Bir gün öylece durup dururken,
Hiç alamet yokken ortada, kıyamet de koparmış..
Meğer seninle her günümüz, bir cennette geçermiş,
Meğer senden sonra zaman, yaşamak pahasına ölmekmiş..
Şimdi yattığım ranzam, senin mezarın kadarmış..
Senin aşkın değil sadece, failin olmak da varmış...
Birinci fragman dönmeye başladığında özellikle ilk mısrada yer alan "Senin aşkın değil sadece, failin olmak da varmış" sözleri sonrası sosyal medyada adeta kıyamet kopmuş, hangi akla hizmet ise dizinin kadın düşmanlığı ! yaptığına dair sert eleştiriler yazılmıştı.
Üstünden fazla geçmeden ikinci fragmanda yayınlanan "Dilber"in dansı ile tepkiler en alt seviyeye inmiş, tüm gözler dans eden Dilber'in üzerine çevrilmiş ve kötü yorumlar bir anda durmuştu.
Evet İnci Taneleri'nden bahsediyorum.
Yılmaz Erdoğan'ın kaleme aldığı dizi, cezaevinden çıkan Azem Yücedağ'ın kaybettiklerini arayışını konu alıyor. Azem'in içindeki acılarla başa çıkma ve umut dolu bir gelecek arayışını, kolyesinden kopmuş ve dağılmış inci tanelerini yeniden toplama mücadelesi anlatılıyor.
Dizinin başarılı oyuncu kadrosunda Yılmaz Erdoğan dışında ayrıca Hazar Ergüçlü, Selma Ergeç, Kubilay Aka, Güven Kıraç ve Yasemin Baştan gibi ünlü isimler yer alıyor.
Konumuz aslında dizi ya da Dilber'in dansı değil Yılmaz Erdoğan...
1993 yılında kendi yazdığı ve Demet Akbağ ile başrolünü paylaştığı Bir Demet Tiyatro isimli televizyon programında canlandırdığı "Mükremin Çıtır" karakteriyle evlerimize ilk kez konuk olmuş ve yine reyting rekorları kıran bir yapıma imza atmıştı.
Sonrasında oyuncu, yapımcı, senarist olarak bir çok dizi ve sinema filminde gördük kendisini.
***
Yıllar yıllar önce bir arkadaşımın Ankara Amatör Sahaları'nda yayınlanan haftalık bir futbol gazetesi vardı. 19 Mayıs Stadı dış sahalarında oynanan amatör kulüp maçlarını arada sırada kendisiyle izlemeye gittiğimde sohbet ederken konu o dönem popüler olan "Bir Demet Tiyatro'dan açıldı.
Bana Yılmaz Erdoğan'ın da bir zamanlar bu sahalarda top koşturduğunu, hatta halen kendisini çalıştıran hocası ile tanıştırabileceğini söyledi. İlginç bir haber çıkar diye birlikte kulübe gittik. Kısa bir hoşbeşten sonra hocaya Erdoğan'ın sordum.
Şöyle bir güldü ve "İyi bir futbolcuydu ama esprili yanı hep ağır basıyordu. Çocuklar onun esprilerine gülmekten antrenmanlara ve dolayısıyla da maçlara konsantre olamıyorlardı. Bu yüzden kendisini istemeyerek de olsa takımdan gönderdim" demişti.
Tabii ben hocanın yalancısıyım. Doğru mu söyledi, salladı mı bilemem.
Demem o ki eğer gerçekse iyi ki hoca göndermiş kendisini ve böyle bir ustayı tanımışız.
Yazdığı şiirlerle, senaryolarla, oyunculuğuyla ve bir süre önce yayınlanmaya başlayan "İnci Taneleri" ile yine gönülleri fethetti ve zirveye oturdu.
Son olarak yine büyük usta, tiyatro ve sinema sanatçısı Müjdat Gezen'in geçtiğimiz günlerde basında kendisi ve dizisi ile ilgili sözlerine yer vererek yazımı noktalamak isterim...
Gezen, kısa süre önce Yılmaz Erdoğan'la yaptığı sohbetten söz ederek şunları söylemişti ;
"Bana, hocam vaktiyle konservatuvar imtihanlarına girdim, beni almadın' demişti. İyi ki almamışız. Seni mahvedecektik, bozacaktık. Yılmaz üst düzey zekaya ve kaleme sahip. Onları eğip bükmeye gelmez. Yılmaz kendi ekolünü yarattı."
"Senaryo nedir, nasıl yazılır? Aktörlük nedir? Yapımcılık nedir? Yılmaz Erdoğan'a mutlaka bakın. Neler yaptığına bayıldım. Ellerine kollarına sağlık"
Yukarıda da belirttiğim gibi eğer futbol sahalarında dinlediğim hocanın anlattıkları gerçekse "İyi ki takımdan uzaklaştırmışsın" hocam, ve de Müjdat Gezen ustanın sözlerine de bakınca, "İyi ki konservatuvara almamışsın" ustam diyorum. Yoksa bugün bir Yılmaz Erdoğan gerçeğinden bu satırlarda bahsedemeyebilirdik...
Bu arada laf aramızda "Dilber" de harbiden iyi dans ediyor... :)))))
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com
