15 Haziran 1925 tarihinde İzmir'de doğdu.
Şair, romancı, düşünür, deneme yazarı, gazeteci, senarist ve eleştirmen.
Entelektüel çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları oldu...
Cumhuriyet Dönemi’nde sadece yazar ve şair kişiliği ile adından söz ettirmemiş, siyasi düşünceleri, kültür hakkında fikirleriyle Türkiye’nin sosyal ve siyasi zeminde çağdaşlaşması için önerilerde bulunmuş bir aydın.
Roman, deneme, şiir vb. türlerde eserler vererek Türk edebiyatına önemli katkılarda bulundu. Bir başka özelliği de yaşadığı çağın gelişmelerine duyarsız kalmamasıydı.
Türkiye’nin geçmişten bugüne kadar süregelen kültürel sorunlarını işlemiş, bu sorunların tarihi süreçlerini detaylarıyla aktarmıştır.
Cumhuriyet Dönemi’nde gerek eserleriyle gerek de düşünceleriyle kendine farklı bir yer edinmiş, onun fikirleri Türkiye’de birçok kesimi etkilemiş, sanat ve siyaset düzleminde tartışmaların ardı arkası kesilmemiştir.
Kendisi, sadece edebî yönü ile toplumun hafızasına kazınmamış, toplumu ilgilendiren hemen hemen her meselede eleştirel, bilinçli ve zemini sağlam görüşleriyle toplumun ilgi odağı haline gelmiştir.
Her zaman kültürü, bir ülkenin zihniyetini oluşturan en önemli unsur olarak görmüş,
Tanzimat Dönemi’nin geri kalmış alafranga özentiliklerinin yenilik adı altında sunulmasını hiçbir zaman kabullenmemiştir.
Türkiye’nin, Tanzimat Dönemi ile girdiği Batılılaşma havasının iç yüzünü göstermek için mücadele etmiş, ayrıca emperyalizm, sosyalizm, komünizm, Türkçülük, demokrasi gibi anlayışların hem Doğu-Batı diye çizilen sınırlardaki, hem de Türkiye’deki etkilerini anlatmak için çok çabalamıştır.
10 Ekim 2005 tarihinde hayatını kaybetti.
Dün ölümünün 18. yıldönümüydü...
Tiyatro ve sinema sanatçıları Çolpan İlhan'ın ağabeyi ve Kerem Alışık'ın dayısı...
Attilâ İlhan, tam adıyla Attilâ Hamdi İlhan...
Yazımızı sayısını bile hatırlayamayacağımız kadar çok olan şiirlerinden birtanesi ile bitirelim isterseniz;
MUHAYYER...
önemli gizli boyutlarıyla yeryüzündeki yaşantımız,
ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız,
söylediklerimizle değil söylemediklerimizle varız,
o gün ki ölümün perdesine yapayalnız yansırız,
ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız...
***
bir incesaz ki süreklidir yaprak döken korularda,
çılgınlıkları oluşturur en çapraşık duygularda,
büyük çıkmaz akla gelip de sorulmayan sorularda,
bazı insan içten içe düşünür hesaplar da,
ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız...
***
üflediği sustuğumuz tutkuların düşlerimizi çokçadır,
çocukluktan çıktığımızı sanmak aslında çocukçadır,
gerçi gençlik bir uçta yaşlılık bir uçtadır,
birleştikleri gerçek o müthiş sonuçtadır,
ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız...
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com