SORAYA VE MAHSA AMINI
Dini taassub yaşadığımız çağda korkunç yüzünü bir kez daha yine İran'da gösterdi.
Mahsa Amini isimli bir genç kız geçtiğimiz günlerde saçı göründüğü gerekçesiyle Ahlak Polisi tarafından önce gözaltına alındı, ardından da cenazesi ailesine teslim edildi.
Bu yaşanan dram bana yıllar önce izlediğim bir filmi hatırlattı.
"Soraya'yı Taşlamak"
Freidoune Sahebjam isimli romancının "Soraya'yı Taşlamak" isimli eserinden sinemaya aktarılan filmin özetle konusu şöyleydi :
"Freidoune bir gazetecidir. Arabası bozulduğu için durduğu küçük bir köyde Zahra ile tanışır. Mütedeyyin insanların çoğunlukla yaşadığı bu köyün sakinlerinden Zahra, Freidoune'un peşini bırakmaz. Çünkü onun bir basın görevlisi olduğunu anlamıştır ve Zahra, onunla konuşabilmek için ısrarla peşine takılır. Yeğeni Soraya bir gün önce aynı köyde yaşadığı insanlar tarafından vahşice katledilmiştir. Ölmeden önce yeğenine söz veren Zahra, bunun köyün sırlarının arasına gömülmemesi için elinden geleni yapmaya kararlıdır. Tek umudu da bu gazetecinin elindedir, dinlemeli ve bu küçücük köyün büyük günahını tüm dünyaya anlatmalıdır"
Evet, yukarıda da özetlemeye çalıştığım ve İran kökenli Amerikalı sinemacı Cyrus Nowrasteh yönetmenliğindeki film, 1986 yılında İran'ın küçük bir köyünde zina yapmakla suçlanan masum bir kadının köyün erkekleri tarafından taşlanarak öldürülme olayını anlatıyor.
Bana göre, şeriat kanunlarının hüküm sürdüğü İslami faşizan yönetimlerde kadınlığa, kadının toplumda var olma çabasına ve yaşanan yasal vahşete dair çok çarpıcı bir hikaye.
Sene 2022...
Yer yine İran...
Bu kez hedef Mahsa Amini...
22 yaşındaki Mahsa Amini, 13 Eylül'de Tahran'da "ahlak polisi" olarak bilinen İrşad Devriyesi tarafından başörtüsü kurallarına uygun örtünmediği gerekçesiyle önce gözaltına alınıyor, ardından komaya giriyor ve hastaneye kaldırılıyor ve 16 Eylül 2022 günü cenazesi çıkıyor.
İran polisi, kızın birtakım hastalıkları olduğunu ve ölüm olayıyla kendilerinin bir ilgisi olmadığını iddia ederken, Amini'nin ailesi kızlarının bir sağlık problemi olmadığını söyleyerek polisin iddialarını kabul etmiyor. Amini’nin babası Hammihan gazetesine yaptığı açıklamada rejim yanlısı yayınların iddialarının aksine kızının epilepsi, diyabet ve beyin tümörü gibi rahatsızlıklarının olduğunu reddediyor.
Aynı sorunlar İran kadar olmasa da kısman Türkiye'de de yaşanıyor. Geçtiğimiz yıllarda başını örtme, dini inanç hakkı çerçevesinde bir serbestlik kazanmıştı ama başı açıkların muhafazakar mahallelerde karşılaştıkları “örtünme dayatması”na karşı “hak temelli” bir eleştiri gelişemedi maalesef. Ayrıca örtülü olup da açmak isteyenleri de koruyacak bir “özgürlük” söylemi de yine aynı süreçte yaygınlaşamadı.
Konu sadece örtünme değil tabii ki.
Dünya çapında yaygınlaşan ve tüm toplumları derinden etkileyen bir konu haline gelen kadına şiddet ile ilgili yaşananlar, özellikle son yıllarda ülkede de sıklıkla gündem olmakta. Şiddet denilince ilk akla gelen kuşkusuz fiziki güç kullanımına dayalı kaba kuvvet olsa da gerçekte şiddeti sadece fiziki boyuta indirgemek mümkün değil. Aslında kadına yönelik bu durum toplumun sadece bir kesimi ilgilendiriyor gibi görünse de bireylerin şiddet eğilimleri genel olarak bütün toplumla ilgili bir mesele olarak düşünülmesi gerekiyor.
Bu bağlamda kadına yönelik şiddeti birkaç alt kategoride ele almak meselenin boyutlarını anlamada yardımcı olacaktır:
Bunlardan biri psikolojik şiddet. Kadını küçük görerek onu herhangi bir işi yapamaz, beceriksiz biri olarak itham etme, kişiliğini ve fikirlerini önemsememe, bağırma, lakap takma, sürekli olarak eleştirme, emir yağdırma, surat asma, davranışlarını ve yaptıklarını sürekli kontrol etme, iş hayatında ve sosyal hayatta karşısına çıkan fırsatlara engel olma vb. pek çok davranış bu kategoriye girmekte.
Bir diğeri ise, cinsel şiddet. Kadının istemediği riskli ve utanç verici bir şekilde cinsel ilişkiye zorlanması durumu ki bunun en başta gelen uygulaması tecavüzdür. Ayrıca başkalarıyla cinsel birlikteliğe zorlama, istemediği biriyle evlenmeye zorlama, çocuk yaşta evlendirilme, telefon, mektup, sosyal medya aracılığıyla cinsel içerikli davranışlara maruz kalma ve taciz, diğer yaygın cinsel şiddet örnekleridir.
Bunlara onur kırıcı, tahkir edici, küfürlü veya kaba şekilde konuşmayı içeren sözel şiddet, var olan maddi kaynakların, imkânların veya paranın kadın için bir tehdit veya yaptırım aracı olarak kullanılması durumu olan ekonomik şiddet, toplumsal baskı yoluyla birey olarak kadını zora sokmayı amaçlayan durumlar içeren sosyal şiddeti de ekleyebiliriz.
Ayrıca savaş, terör, ekonomik ve dinî gerekçelerle yaşanan ve toplumun geneliyle birlikte katlandıkları şiddetin yanı sıra, kadınların sadece “kadın” olmaları sebebiyle uğradıkları zorluklar, kadına yönelik şiddetin diğer yansımalarıdır.
Bu konuyu anlatmak için köşe yazısı, yazı dizisi, makale, televizyonlarda ahkam kesme yetmez. Ciltler dolusu kitap yazmak gerekir ama tabii anlayana.
Demem o ki, bırakın artık kadınların yakasını. Bu dünya sadece erkek egemen bir yer değil. Bunu idrak edebilseniz yeter...