Hint bir anne ile Jamaikalı bir babanın kızı.
Annesi Symala Gopalan, kanser araştırmacısı; babası Donald J. ise bir ekonomi profesörü. Bir insan hakları eyleminde tanışıp evlendi, Kızları 7 yaşındayken boşandılar. California eyaletinin Oakland kentinde doğdu. Kız kardeşi Maya ile birlikte annesi onları tek başına büyüttü.
Çoğunlukla beyazların yaşadığı bir mahallede bulunan okula servisle giderek eğitim hayatına başladı, liseyi annesinin işi nedeniyle Kanada, Quebec’te okudu, ardından Washington D.C.’de bulunan tarihi bir siyah üniversitesi olan Howard Üniversitesi’nde siyaset ve ekonomi, California Üniversitesi’nde ise hukuk bölümlerini bitirerek 1990 tarihinde California Alameda Bölge Savcılığı’nda bölge savcı yardımcısı olarak çalışmaya başladı. Kansere yakalanan annesi ise 2009 yılında vefat etti.
Lakabı "Polis" ya da hepimizin bildiği KAMALA HARRIS...
3 Kasım günü gerçekleştirilecek olan Amerika Birleşik devletleri Başkanlık seçimi için Demokrat Parti'nin adayı. Eğer seçilirse ABD tarihinin ilk kadın başkanı olacak.
Devam edelim;
Başarılı bir hukukçu olan Kamala Harris, 1998 yılında San Francisco Bölge Savcısı Terrence Hallinan tarafından işe alındı ve bölge savcı yardımcısı oldu. Savcı Hallinan ile uyuşmazlık yaşayan Harris, 2003 San Francisco Bölge Savcılığı seçimlerinde savcı Hallinan’a rakip oldu ve Hallinan’ın suçla mücadele konusunda yetersiz, etkisiz bir savcı olduğunu belirterek girdiği seçimleri %56 oyla kazandı, California’nın ilk siyah bölge savcısı seçildi.
2010 yılında California Eyalet Savcısı adayı olan Kamala Harris, Demokrat Parti’nin önde gelen isimlerinin desteğini aldı ve oldukça yakın geçen bir seçimi Cumhuriyetçi rakibine karşı %0.8 oy farkıyla kazandı, California’nın ilk siyah, ilk Asya kökenli ve ilk kadın eyalet savcısı oldu.
Savcılık kariyeri boyunca oldukça takdir edilen kararlara imza atan Kamala Harris, 24 senedir California Senatörü olan Demokrat Barbara Boxer’in 2016 seçimlerinde aday olmayacağını açıklamasının ardından Demokrat senatör adayı oldu ve bir başka Demokrat adaya karşı yarıştığı genel seçimde %61.6 oy oranıyla California Senatörü seçildi. Kamala Harris, bu zaferiyle de ABD tarihinin ikinci siyah kadın senatörü ve ilk Hint kökenli senatör unvanlarını aldı.
Kamala Harris, kimliksel özellikleri nedeniyle girdiği her yarışta “ilklerin” galibiydi. Fakat tek sıfatı “ilk” değildi. Bir diğer lakabı da “polis”ti. Savcılık seçimlerinde suçla daha etkin mücadele edeceğini vurgulamıştı. Demokratların “suçla mücadele edebilecek güçlü adayı” olarak görülüyordu.
Trump’ın başkanlığı kazandığı 2016 seçimlerinde siyah bir genç kadının Senato’ya girmesi, liberal Amerikan medyasına “teselli hapı” gibi gelmiş, Kamala Harris milyonlarca insanın dikkatini çekmişti. Her konuşması izleniyor, medyanın ilgisini kolaylıkla üzerine çekebiliyordu.
Harris, mimikleri, attığı laflar ve hızlı yükselişleriyle hem ana akım medyanın ilgisini kazanmış, hem de sosyal medyada geniş bir hayran kitlesi yaratmıştı. Trump’ın aday gösterdiği Cumhuriyetçi beyaz erkeklerin Senato’daki korkulu rüyası “siyah zeki bir kadın”dı. Özellikle kadın hakları, kürtaj ve cinsel saldırı gibi meselelerde Kamala Harris çok net açıklamalar yapıyor, muhafazakar siyasetçileri terletiyordu. Her bir sorusu, tepkisi kısa kesitlerle sosyal medyada yayılıyor, Demokrat Parti’nin “geleceği” olarak gösteriliyordu.
Evet yaklaşan seçimlerde şu ana kadar yapılan anketlere göre Kamala Harris’in Trump’ı yenme olasılığı Joe Biden’a nazaran daha yüksek. Bunu başarması için kısa bir sürede bütüncül bir kampanya kurgulaması, iyi bir başkan yardımcısı adayı seçmesi ve hemen sahaya inmesi gerekiyor.
Kamala Harris’in ilk yapacağı iş yol arkadaşını seçmek olacak. Öncelikle Kentucy valisi Andy Beshear veya North Carolina valisi Roy Cooper gibi Cumhuriyetçilerin başkanlık seçimlerini kazandığı muhafazakar eyaletlerde seçim kazanabilen Demokrat Valilerden birini başkan yardımcısı adayı gösterme olasılığı yüksek.
Kamala Harris’in en büyük silahı ise kürtaj meselesi. Donald Trump, özellikle münazarada kadın seçmeni kaçırmamak için kürtaj yasakları konusuna girmemeye, federal düzeyde bir yasaktan bahsetmemeye çalıştı. Joe Biden, Trump’ı bu konuda zorlayamadı, fakat Kamala Harris’in adaylığı durumunda Harris Trump’ın üzerine bu konuda daha sert bir şekilde gidebilir, Trump’ı radikal açıklamalar yapmaya zorlayabilir.
Bu durumda kadın seçmenleri sandığa taşıyabilir. Özellikle orta sınıf beyaz kadınların kürtaj konusu nedeniyle Trump kampanyasından uzaklaşmaya meyilli olduğu inanışı karşısında Harris’in kadın hakları savunuculuğu yarışın seyrini etkileyebilir.
Kamala Harris’in bir diğer gücü ise siyah seçmen. Harris, Biden’a desteği zamanla azalan siyah seçmeni heyecanlandırabilir. İlk siyah kadın başkana oy verme isteği, normalde sandığa gitmemeyi planlayan seçmeni konsolide edebilir. Madalyonun diğer yüzünde siyahlara karşı önyargılı olan muhafazakar seçmen grupları da konsolide olabilir. Fakat bu durum da Harris’in hanesine yazılır.
Diğer yandan baktığınızda dünya genelinde kadın liderlerin ve uluslararası örgütlerde üst düzey yöneticilik pozisyonuna getirilen kadınların sayısı son yıllarda herkesin bildiği gibi artış gösterdi. Merkezi Almanya'da bulunan istatistik şirketi Statista'nın verilerine göre, 1960 ile 2021 yıllarında 58 ülke belli aralıklarla bir kadın tarafından yönetildi. Son 50 yılda da 13 ülkenin birden fazla kadın lideri oldu.
Yeni Zelanda ve Finlandiya, 1960-2021 aralığında en fazla kadın lidere sahip ülkeler olurken, 119 ülkede kadınlar hiç liderliğe getirilmedi. En uzun süre görevde kalarak ülkesine hizmet eden kadın liderlerin başında Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina Vecid geliyor. Dönem dönem iktidara gelen ve halen görevde bulunan Hasina, Bangladeş'e liderlik ediyor.
En uzun süre liderlik yapan kadınlar sıralamasında Hasina'yı İndira Gandhi izliyor. Yaklaşık 16 yıllık görev süresiyle Gandhi, Hindistan'ın ilk ve tek kadın başbakanı oldu. Almanya Başbakanı Angela Merkel de 15 yıllık görev süresiyle en uzun süre pozisyonunu koruyan kadın liderlerden biriydi.
Kadın liderler ülkelerine yıllardır hizmet ediyor. Son olarak İngiltere'de Liz Truss ülkenin yeni başbakanı oldu. Truss böylelikle Margarat Thatcher ve Theresa May'in ardından İngiltere'de görev yapan üçüncü kadın başbakan oldu.
Hala görevine devam eden kadın liderler ;
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson, İzlanda Başbakanı Katrín Jakobsdóttir, Finlandiya Başbakanı Sanna Marin (2023 tarihinde görevini devretti), Singapur Cumhurbaşkanı Halimah Yacob, Nepal Cumhurbaşkanı Bidya Devi Bhandari, Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina Vecid, Gürcistan Devlet Başkanı Salome Zurabişvili, Tayvan Cumhurbaşkanı Tsai Ing-wen, Etiyopya Devlet Başkanı Sahle-Work Zewde, Namibya Başbakanı Saara Kuugongelwa...
Şöyle bir araştırma yaparsanız göreceksiniz ki kadın liderlerin yönettiği ülkelerde insanlar daha mutlu...
Bakalım aynı durum ABD seçimlerinde de gerçekleşebilecek mi ?
Kadının fendi yine erkeği yenebilecek mi ?
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com