Türk Silahlı Kuvvetleri’nden yıllar sonra Tuğgeneral rütbesiyle emekli olan Nihat İlhan, 1963 yılında o dönem adı Kıbrıs Türk Alayı olan Kıbrıs’taki 650 kişilik Türk gücünün doktoruydu.
24 Aralık gecesi Rumlar, Lefkoşa’nın Kumsal semtinde o dönem Binbaşı olan Nihat İlhan’ın evine baskın düzenledi.
Makarios yönetimindeki EOKA mensubu saldırganlar, Nihat İlhan’ın 3 küçük oğlu, Kutsi, Murat, Hakan ve eşi Mürüvvet’i saklandıkları banyoda küvetin içinde kurşun yağmuruna tutarak katletti. Olayın yaşandığı ev daha sonra ’Barbarlık Müzesi’ne dönüştürüldü.
Saldırı tarihe "KANLI NOEL" olarak geçti.
Daha sonra gerçekleşen olaylarda toplam 364 Kıbrıs Türk'ü ile 174 Kıbrıs Rum'u öldü.
Filmi biraz geriye saralım...
İngiltere'de hukuk tahsili gören ve ardından Kıbrıs'a dönen idealist bir genç olan Rauf Denktaş, 1958'de Özel Harp Dairesi tarafından kurulan gizli Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı'nın sivil kanadının lideri olmuştu.
Öncesinde, 27 Kasım 1948’de Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingte Kıbrıs Türk halkının mücadele lideri Dr. Fazıl Küçük ile hatiplik yapmış, 1955’te adayı Yunanistan’a bağlama ideali olan Enosis’le mücadelede ve EOKA terör örgütü karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön vermişti.
1 Ağustos 1958’de Türk Mukavemet Teşkilatı'nı (TMT) kuran ve Rumların Türk köylerine saldırılarını protesto eden, 1963 olaylarından sonra temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya giden, ardından bir sandalla gizlice yeniden Kıbrıs’a geçen ve Türk direnişini örgütlemeye başlayan Denktaş, sonrasında bir elinde fotoğraf makinasıyla Rum vahşetini çekip fotoğrafları gizlice dünyaya dağıtmış, diğer yandan da elinde tabancasıyla göğüs göğüse çarpışmalara katılmıştı.
Yıllar sonra kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlığı'na seçilen Rauf Denktaş'ın o dönem kod adı,
"TOROS"tu.
Yeniden kanlı noel sonrasına dönelim.
Ardı ardına gerçekleştirilen vahşeti andıran saldırılar sonrası Türkiye müdahale hazırlığına başlamış, 1964’te İnönü hükümeti, TBMM’den Kıbrıs’a müdahale yetkisi almıştı. Hükümet, 7 Haziran’da adaya müdahale edeceğini duyurdu. Ancak ABD devreye girmekte gecikmedi. ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, 5 Haziran’da İsmet İnönü’ye mektup yazdı.
Tarihe ‘Johnson Mektubu' olarak geçen mesajda Türkiye’den harekattan vazgeçmesi istendi. ABD’den gelen açık tehdit üzerine Kıbrıs’a müdahale planı rafa kaldırıldı.
Bunun üzerine EOKA’nın faaliyetleri daha da cüretkar oldu. Özellikle 1967’den itibaren Türklere karşı olan baskı gitgide artırıldı. Katliamlar yeniden başladı. Zorunlu göçlerle Türk halkı Ada'nın yüzde 3’lük kısmına sıkıştırıldı.
1974’te Yunanistan'ın, adanın ilhakı için harekete geçmesi Türkiye için bardağı taşıran son damla oldu.
Devam edecek...
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com